Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2022/8795 E. 2022/12053 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/8795
Karar No
2022/12053
Karar Tarihi

Mahkemesi : ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi No :

Dava, sigorta başlangıcının tespiti istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesince verilen kararın, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. I-İSTEM: Davacı vekili, davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 01.07.1981 olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II-CEVAP: Davalı vekili, hak düşürücü süre itirazında bulunarak, sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun eylemli ve gerçek biçimde saptanması gerektiğini beyanla, davanın reddini talep etmiştir. III-MAHKEME KARARI: A-İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi tarafından, iş yerinin 1981/3 dönem bordrosunu Kuruma vermediği, kuruma verilen 1981/01,02,04 dönem bordrosunda kayıtlı tanıkların davacıyı tanımadıklarını beyan ettikleri, davacı adına işveren tarafından kuruma işe giriş bildirgesi verilmiş olsa dahi fiilen çalıştığının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesi, davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermiştir. IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ: Davacı vekili, tanıkların davacı ile yüzleştirilmeden beyanının alındığını,aradan uzun süre geçmiş olması, davacının kısa süreli çalışmış olması ,işyerinde çok fazla çalışan olması gibi sebeplerle tanıkların davacıyı hatırlamamasının mümkün olduğunu, eksik inceleme ile verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek bozulmasını istemiştir. V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE ESASIN İNCELEMESİ: 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanunun geçici 7/1. maddesi hükmünde yer alan düzenleme ile genel olarak Kanunların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralı karşısında, davanın yasal dayanağının 506 sayılı Kanun olduğu kabul edilmelidir. Sigortalılık başlangıcının tespitine ilişkin Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 01.06.2011 günlü 2011/307 E. - 2011/366 K. sayılı, 21.09.2011 günlü ve 2011/527 E. - 2011/552 K. sayılı ilamları gözetildiğinde, 506 sayılı Kanunun 108. maddesi uyarınca, sigortalılık başlangıcı yönünden salt işe giriş bildirgesi verilmiş bulunması yeterli olmayıp, ayrıca Kanunun 2. maddesinde öngörülen şekilde fiili çalışmaların aranması da gereklidir. Bu nedenledir ki, somut olayda uyuşmazlık fiili çalışma olgusunun yöntemince kanıtlanmış olup olmadığı, mahkemece bu yönde yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Yöntemince düzenlenip süresi içinde kuruma verilen işe giriş bildirgesi, kişinin işe alınmış olduğunu gösterirse de, fiili çalışmanın varlığının ortaya koyulması açısından tek başına yeterli kabul edilemez. Sigortalılıktan söz edebilmek için, çalışmanın varlığı, Yargıtay uygulamasında 506 sayılı Kanunun 79/8. maddesine dayalı sigortalılığın tespiti davaları yönünden kabul edilen ilkelere uygun biçimde belirlenmelidir. Zira sigortalılığın başlangıcına yönelik her dava, aynı zamanda sigortalılığın tespiti istemini de içerir. Aksine düşünce, özellikle yaşlılık aylığının kabulü için öngörülen sigortalılık süresi yönünden çalışanlar ile çalışmayanlar arasında, adaletsiz ve haksız bir durum yaratır. Bu nedenle, işe giriş bildirgesinin verildiği, ancak, yasal diğer belgelerin bulunmadığı durumlarda, çalışma olgusunu ortaya koyabilecek inandırıcı ve yeterli kanıtlar aranmalı ve Anayasa’nın 60. maddesinde tanımlanan sosyal güvenlik hakkının niteliği gereği bu tür davalarda, hâkim, doğrudan soruşturmayı genişleterek, sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını resen belirlemelidir. Bunun için de bu tür davalarda, işyerinde tutulması gerekli dosyalar ile kurumdaki belge ve kanıtlardan yararlanılmalı, ücret bordroları getirtilmeli, müfettiş raporları olup olmadığı araştırılmalı, işyeri çalışanları saptanmalı ve sigortalının hangi işte ne kadar süre ile çalıştığı açıklanmalıdır. Dosya kapsamından; davacı adına 01.07.1981 tarihli işe giriş bildirgesinin 34524 sicil numaralı İmse İnşaat ve Tic. Ltd. Şti. işyerinden kuruma intikal ettiği, işyerinin kooperatif inşaatı olarak 19.01.1980 ile 07.03.1985 tarihleri arasında kanun kapsamında olduğu, Kurum tarafından işverenin 1981 yılı 3. dönem bordrosunu vermediği belirtilerek, 1981 yılı 1, 2, 4. dönem bordrolarının gönderildiği, bordrolarda 50’den fazla sigortalı çalışan bildirildiğinin görüldüğü ,mahkemece dönem bordrolarında kayıtlı sigortalılar arasından dinlenen tanıkların davacıyı tanımadıklarını ya da aradan uzun zaman geçmesi ve kendilerinin çok farklı inşaat işyerlerinde çalışması sebebiyle hatırlayamadıklarını beyan ettikleri,komşu işyeri araştırması yapıldığı, tarihin çok eski olması nedeniyle komşu işyeri ve çalışanlarının belirlenemediği anlaşılmaktadır. Yapılacak iş;davacıdan, 1981 yılı dönem bordrolarında kayıtlı sigortalılar arasında davacıyı tanıyan, davacının çalışması ile ilgili bilgi ve görgüsü olabilecek kişiler bulunup bulunmadığı sorularak, davacı tarafından bildirilmesi halinde bu kişiler tanık sıfatıyla dinlenilmeli, davacı adına verilen 01.07.1981 tarihli işe giriş bildirgesinde belirtilen 12588363 sicil numarasının hangi yılın serisi olduğu,bildirgenin kuruma hangi tarihte intikal ettiği sorulmalı, 1981 yılı 3.dönem bordrosunun kurum arşivinden tekrar titizlikle araştırılması istenilmeli, işe giriş bildirgesi üzerindeki sigortalı imzasının davacıya aidiyeti hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılmalı, uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir. Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki esaslar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı biçimde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1. maddesi gereği kaldırılarak, temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 10.10.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2022/8795, K. 2022/12053, T. 10.10.2022, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2022-8795-e-2022-12053-k-75b3aa9a01c4