Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2022/6698 E. 2023/9852 K. – İş Kazasından
Konu: İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/6698
- Karar No
- 2023/9852
- Karar Tarihi
- Konu
- İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/136 E., 2020/411 K. KARAR : Davalılardan ... ve ... Sig. A.Ş. yönünden ret Diğer davalılar yönünden kısmen kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 18. İş Mahkemesi SAYISI : 2013/732 Esas, 2019/88 Karar Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davalı ... yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı vekili ve davalı ... Sig. A.Ş. vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davalılar ... ve ... Sig. A.Ş. yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili asıl ve birleşen dava dosyalarında ibraz etmiş olduğu dava dilekçelerinde özetle; müvekkilinin 18.06.2013 tarihinde davalı ... Elekt. Mak. İnş. Ul. Tur. San. ve Tic. A.Ş.'de çalışmaya başladığını ve 19.07.2013 tarihinde davalı şirketin üstlenmiş olduğu elektrik enerjisi nakil hattı işinde Dicle Nehri kıyısında elektrik hattı çekme işi için görevlendirildiği ve elektrik teli çekmekteyken 20-25 metre yükseltikten ellerinin üzerine düşerek yaralandığından bahisle 92.635,32 TL maddi, 100.000,00 TL manevi tazminatın asıl ve birleşen davanın tüm davalılarından müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Asıl dava dosyasının davalısı ... Elekt. Mak. İnş. Ul. Tur. San. ve Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin uzun zamandır yüksek gerilim hatlarının inşası alanında faaliyet gösterdiğini, işinde uzman kişilerle çalıştığını, dava konusu olayın gerçekleştiği Cizre'deki şantiyede bütün güvenlik önlemlerinin alındığını, tehlike tabelaları ve uyarı levhalarının gerekli yerlere yerleştirildiğini, iş güvenliği ekipmanlarının eksiksiz bir şekilde işçilere teslim edilip iş güvenliği konusunda gerekli bilgilendirmelerin yapıldığını, hatta iş güvenliği hususunda danışmanlık hizmeti aldığını, bu şirket görevlileri tarafından tüm işçilere eğitim verildiğini, olayın meydana gelmesine müvekkili şirketin kusurlu olmadığını, olayın davacının kendisine teslim edilen emniyet kemerini takmaması nedeniyle meydana geldiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen dava dosyasının davalısı ... Sig. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle kazanın meydana geldiği 19.03.2013 tarihi ile birleşen davanın açıldığı tarih arasında iki yıldan fazla süre geçtiğini ve bu nedenle davanın zamanaşımı nedeniyle reddini talep ettiklerini, esasa ilişkin olarak da, 600.03678906.0000 sayılı İnşaat Bütün Riskler Sigorta Poliçesinin sigortalısının ... Elektrik İletim A.Ş. sigorta ettirenin Ufuk olduğunu ve ... - ... - Sınır Elektrik İletim Hattı Tesisi yapımının teminatı işi için tanzim edildiğini, dava konusu olayın iş kazası olup poliçede işveren mali mesuliyet teminatının mevcut olmadığını, yine manevi tazminat taleplerinin teminat kapsamında olmadığını ileri sürerek müvekkili şirket hakkındaki davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen dava dosyasının davalısı ... Elekt. İletim A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle davanın yasal hak düşürücü sürede açılıp açılmadığının mahkemece resen incelenerek süresinde açılmamış ise bu açıdan reddine karar verilmesi gerektiğini, ayrıca HMK'nın ilgili hükümleri uyarınca görev, yetki, derdestlik, kesin hüküm, dava ve taraf ehliyeti gibi dava şartı noksanlığı itirazında bulunduklarını, esasa ilişkin olarak da müvekkili Kurum ile diğer davalı ... - Entem Mühendislik arasında imzalanan sözleşmeye göre işin anahtar teslimi esası ile ihale edildiğini, bu nedenle işveren konumunda olmadıklarını, ihale makamı olduklarını, yerleşmiş yargı kararlarına göre ihale makamının işveren sorumluluğuna tabi olmadığını, tüm alacaklardan yüklenici şirketlerin sorumlu olduğunu, müvekkili kurumun çalışan işçiler üzerinde denetim ve yaptırım yetkisinin olmadığını, talep edilen tazminat miktarlarının çok yüksek olduğunu, davacının sebepsiz zenginleşmesine neden olacak nitelikte olduğunu belirterek davanın gerek usulden ve gerekse esastan reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. Diğer davalılar davaya cevap vermemiş ve duruşmalara katılmamışlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle iş kazasının oluşumunda davacı kazalının %20, davalı ... şirketinin %50, davalı ... 'ın %30, davalı ...'ın ihale makamı olduğundan bahisle kusursuz olduğu, iş kazası neticesinde davacının %11,00 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığından bahisle, davalı ... yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden davacının maddi tazminat isteminin kabulüne, davacı lehine 15.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı Birleşen dava dosyasının davalısı ... Sig. A.Ş. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle birleşen dava dosyasının davalısı ...'ın asıl işveren olduğunu, davacının kusur oranının yüksek belirlendiğini, davacının kusursuz olduğunu ve buna bağlı olarak maddi tazminatın düşük belirlendiğini, ayrıca davacının ücretinin net 2.700,00 TL olduğunu, hesaplamanın buna göre yapılması gerektiğini, manevi tazminatın da düşük belirlendiğini, vekalet ücretinin maddi ve manevi tazminat için ayrı ayrı verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Birleşen dava dosyasının davalısı ... Sig. A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle, zamanaşımı itirazları olduğunu, kazanın 19.07.2013 tarihinde olduğunu kendilerine ilişkin davanın ve ıslahın ise 5 yıl süre geçtikten sonra yapıldığını, sigortalı olan ... kusursuz olduğu için kendileri hakkındaki davanın da reddine karar verilmesi gerektiğini, meydana gelen iş kazasının teminat kapsamı dışında olduğunu, tarafların kusurunun müvekkili şirkete yansıtılamayacağını, müştereken ve müteselsilen sorumluluğa karar verilemeyeceğini, manevi tazminattan sorumlu tutulamayacaklarını, zararın daha düşük olduğunu, davacının ücretinin fahiş belirlendiğini, TUİK verilerinin dikkate alınamayacağını, SGK tarafından ödenen iş göremezlik ödeneğinin düşülmesi gerektiğini, maluliyete itirazları olduğunu ve Adli Tıp Kurumundan rapor alınması gerektiğini, gelir vergisinin hatalı düşüldüğünü, faiz başlangıç tarihinin dava ve ıslah tarihi olması gerektiğini, ceza davasının bekletici mesele yapılması gerektiğini istinaf başvuru sebep ve gerekçeleri olarak ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile iş kazasının teminat altına alındığı poliçenin süresinin sona erdiği ve yeni bir poliçe bulunmadığı anlaşıldığından davalı ... şirketinin sorumluluğuna karar verilmesi yerinde olmadığı, kaldı ki iş kazasının 25 m. yüksekten düşme şeklinde meydana geldiği ve olay yeri tespitleri ile raporlara göre davacıya emniyet kemeri verilmediği, şu halde poliçenin süresi dolmamış dahi olsa meydana gelen kazanın poliçeye göre teminat kapsamı dışında kaldığı, bu nedenle sigorta şirketinin sorumluluğuna gidilemeyeceği, hüküm altına alınan manevi tazminatın az olduğu noktalarından istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, birleşen dava dosyasının davalıları ... ile ... Sig. Şti. yönünden davanın reddine, diğer davalılar ... Elekt. Mak. İnş. Ul. Tur. San. ve Tic. A.Ş. ile Ufuk yönünden davacının maddi tazminat isteminin kabulüne, davacı lehine 20.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, davalı ...'ın somut uyuşmazlıkta asıl işveren olarak sorumlu olduğunu, bu nedenle adı geçen davalı yönünden davanın reddine karar verilmiş olmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davalı ... şirketinin dosyada mübrez olan sigorta poliçesi uyarınca gerek maddi tazminat talebi, gerekse manevi tazminat talebi açısından poliçe kapsamında sorumlu olduğunu, dosyada bulunan poliçenin süresinin kazanın meydana geldiği tarihte dolduğunu kabul etmemekle birlikte bir an için aksinin kabulü halinde dahi sona erme tarihinden sonra akdedilen başkaca bir sigorta poliçesinin davalı ... ve diğer davalı işverenlerden sorulması gerektiğini, bu hususlar yanında istinaf mahkemesi kararında kararın meydana geliş şeklinin poliçe kapsamı dışında kaldığından bahisle sigorta şirketinin sorumluluğuna gidilemeyeceği ifade ediliyor ise de bu değerlendirmenin hatalı olduğunu, işveren tarafından gerekli eğitimin verilmemesi nedeniyle meydana gelen kazanın sigorta poliçesi kapsamında istisnalar arasında tutulmasının mümkün olmadığını, kazanın meydana geliş biçimi nazara alındığında sigorta şirketinin meydana gelen zarardan sorumlu olduğunu, davacının kusur oranının yüksek tespit edildiğini, ayrıca dosyada mübrez SGK raporunda davalı işverenin %100 oranında kusurlu olduğu ve davacının hiçbir kusurunun olmadığının belirtildiğini, tüm bu hususuların hükme esas teşkil eden raporda da belirtilmiş olmakla birlikte davacıya %20 oranında kusur izafe edildiğini, davacının çalışmış olduğu işin niteliği nazara alındığında davacının asgari ücret üzerinden çalışması olgusunun hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bilirkişi raporunda asgari ücret üzerinden hesaplama yapılmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davacının net 2.700,00 TL ücret üzerinden çalıştığını, söz konusu ücretin çıplak ücret olarak nazara alınarak hesaplama yapılması gerektiğini, bunun aksine olacak şekilde ücret esas alınarak tazminat hesabına gidilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, hüküm altına alınan manevi tazminatın az olduğunu, davalı ... şirketi vekili 2017 yılında istifa etmiş olduğundan adı geçen şirket lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369'uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371'inci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 nci maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21 inci maddeleri ile 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 8 inci ve 31'inci maddeleri. 3. Değerlendirme Dosya kapsamından, davalı ...'ın 23.12.2011 tarihli sözleşme ile ... Elektrik İletim Hattı tesisi işini davalı gerçek kişi Ufuk ’ın gerçek kişi işletmesine verdiği, mahkemece alınan bilirkişi kusur raporlarının düzenlendiği dönemde sözleşmenin dosya içerisinde yer almadığı, Dairemiz'in 15.02.2022 tarihli geri çevirme kararı sonrasında anılan sözleşmenin dosya kapsamına kazandırıldığı, Mahkemece TÜİK verisi dışında başka bir emsal ücret araştırması yapılmadığı, 29.08.2018 tarihli ek hesap raporunda iki ihtimalle göre maddi zarar hesaplandığı, TÜİK verisi dikkate alınarak yapılan hesaplamada davacının maddi zararının 92.635,32 TL, işveren tarafından ücret adı altında yatırılan paraya ilişkin banka dekontu dikkate alınarak yapılan hesaplamada ise maddi zararın 84.749,06 TL olarak hesaplandığı, mahkemece bu ek hesap raporunun TÜİK verisi dikkate alınarak hesaplama yapan ihtimalinin hükme dayanak kılındığı anlaşılmaktadır. 4857 sayılı Kanun'un 2 nci maddesine göre bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye yahut tüzel kişiliği olmayan Kurum ve kuruluşlara işveren, işçi ile işveren arasında kurulan ilişkiye iş ilişkisi denir. İş Kanunu'nun 2 nci maddesinin 7 nci fıkrasına göre bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur. 5510 sayılı Kanun'un 12/6 ncı maddesi ile de asıl işveren, bu Kanunun işverene yüklediği yükümlülüklerden dolayı alt işveren ile sorumlu tutulmuştur. 4857 sayılı Kanun'un 2/7 nci maddesi ile işçilerin İş Kanunu'ndan, sözleşmeden ve toplu iş sözleşmesinden doğan hakları, 5510 sayılı Kanun'un 12/6 ncı maddesi ile de Kurumun alacakları ve işçinin sosyal güvenlik hakkı daha geniş koruma-güvence altına alınmak istenmiştir. Aksi halde, 4857 veya 5510 sayılı Kanun'dan kaynaklanan yükümlülüklerinden kaçmak isteyen işverenlerin işin bölüm veya eklentilerini muvazaalı bir biçimde başka kişilere vermek suretiyle yükümlülüklerinden kaçması mümkün olurdu. Asıl işveren ile alt işverenin birlikte sorumluluğu "müteselsil sorumluluktur". Asıl işveren, doğrudan bir hizmet sözleşmesi bulunmamakla birlikte İş Kanunu'nun 2 nci maddesinin 6 ncı fıkrası gereğince alt işverenin işçilerinin iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle uğrayacakları maddi ve manevi zarardan alt işveren ile birlikte müteselsilen sorumludur. Bu nedenle meslek hastalığına veya iş kazasına uğrayan alt işverenin işçisi veya ölümü halinde mirasçıları tazminat davasını müteselsil sorumlu olan asıl işveren ve alt işverene karşı birlikte açabilecekleri gibi yalnızca asıl işverene veya alt işverene karşı da açabilirler. Alt işverenden söz edebilmek ve asıl işvereni, aracının borçlarından sorumlu tutabilmek için bir takım zorunlu unsurlar bulunmaktadır. a) İşyerinde işçi çalıştıran bir asıl işveren bulunmalıdır. Sigortalı çalıştırmayan “işveren” sıfatını kazanamayacağı için, bu durumdaki kişilerden iş alanlar da aracı sayılmayacak ve anılan madde kapsamında dayanışmalı sorumluluk doğmayacaktır. b) Bir başka işveren, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin bir işte veya bir işin bölüm veya eklentilerinde iş almalı ve sigortalı çalıştırmalıdır. c) İşverenlik sıfatını, alınan işte ve o iş nedeniyle sigortalı çalıştırılması sonucunda kazanmış olması aranacaktır. Bu kişinin diğer bir takım işyerlerinde çalıştırdığı sigortalılar nedeniyle kazandığı işverenlik sıfatının sonuca etkisi bulunmamaktadır. d) İşverenden alınan iş, işverenin sigortalı çalıştırdığı işe göre ayrı ve bağımsız bir işyeri olarak değerlendirilebilecek nitelikte olmamalıdır, aksi halde iş alan kimse aracı değil, bağımsız işveren niteliğinde bulunacaktır. e) İşin bütünü başka bir işverene bırakıldığında, iş anahtar teslimi verildiğinde veya işveren kendi iştigal konusu olmayan bir işi kendisi sigortalı çalıştırmaksızın bölerek ihale suretiyle farklı kişilere vermişse, iş sahibi (ihale makamı) Yasanın tanımladığı anlamda asıl işveren olmayacağından, bir alt-üst işveren ilişkisi bulunmayacaktır. f) Alt işverenin aldığı iş, işverenin asıl işinin bölüm ve eklentilerindeki işin bir kesimi yada yardımcı işler kapsamında bulunmalıdır. Asıl işverenden alınan iş, onun sigortalı çalıştırdığı işe göre ayrı ve bağımsız bir nitelik taşımaktaysa, işi alan kimse alt işveren değil, bağımsız işveren sayılacaktır. Bu noktada belirleyici yön; yapılan işin, diğerinin bütünleyici, yardımcı parçası olup olmadığıdır. İş yerindeki üretimle ilgili olmayan ve asıl işin tamamlayıcısı niteliğinde bulunmayan bir işin üstlenilmesi halinde, alt işverenden söz etme olanağı kalmayacak, ortada iki bağımsız işveren bulunacaktır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 24.05.1995 gün ve 1995/9-273-548 sayılı kararı da aynı yöndedir.) Öte yandan zararlandırıcı sigorta olayına maruz kalan sigortalının maddi zararının hesabında, gerçek ücretin esas alınması koşuldur. Gerçek ücretin ise işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarından saptanacağı, işçinin imzasının bulunmadığı işyeri ve sigorta kayıtlarının nazara alınamayacağı, işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarının bulunmaması durumunda işçinin yaşı, kıdemi, mesleki durumu dikkate alınarak, emsal işi yapan işçilerin aldığı ücret gözönünde tutularak belirlenmesi gerektiği, Dairemizin giderek Yargıtay'ın yerleşmiş görüşlerindendir. Somut olayda, davalı ... Elekt. İletim A.Ş. ile davalı ... arasında imzalanan 23.12.2011 tarihli sözleşme irdelenmeksizin davalı ... Elekt. İletim A.Ş.'nin ihale makamı olduğu, bu nedenle kendisine bir kusur atfedilemeyeceği kabulünden hareketle sonuca gidilmesi isabetsiz olduğu gibi yapılan işin niteliği dikkate alındığında meslek odasından emsal ücret araştırması yapılmadan salt TÜİK verisi göz önünde bulundurulmak suretiyle maddi zararın belirlenmesi de yerinde görülmemiştir. Bölge Adliye Mahkemesince yapılacak iş; davalı ... Elekt. İletim A.Ş. ile davalı ... arasındaki hukuki ilişkiyi Dairemiz'in 15.02.2022 tarihli geri çevirme kararı sonrasında dosyaya kazandırılan 23.12.2011 tarihli sözleşmeyi dikkate alıp irdelemek, adı geçen davalılar arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunup bulunmadığını tereddüte yer bırakmayacak şekilde belirlemek, davalı ... Elekt. İletim A.Ş. ile davalı ... arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunduğu sonucuna ulaşılması halinde kusurun oran ve aidiyetinin bu kapsamda tespiti için farklı bir bilirkişi heyetinden yeni bir kusur raporu almak, ayrıca davalı ... şirketi tarafından dosyaya ibraz edilen belgeler arasında bulunan ve ücret ödemesine ilişkin olduğu iddia edilen banka dekontu içeriğini iredelemek, dekontta belirtilen tutarın davacının ücretinin tamamına mı yoksa bir kısmına mı yönelik olduğu, bir kısmına yönelik ise ne kadarlık bir kısmına yönelik olduğuna ilişkin taraf delillerini toplamak ve yine meslek odasından, davacının yaptığı iş, yaşı, mesleki kıdemi ve iş yerindeki kıdemi belirtilmek suretiyle sigortalının alabileceği ücretleri sormak, elde edilecek sonuçları dosyadaki diğer verilerle birlikte değerlendirip davacının gerçek ücretini tereddütsüz olarak belirlemek, sonrasında davacı sigortalının maddi zararını yeniden hesaplatmak ve usuli kazanılmış hakları gözeterek sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Davacının sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne gönderilmesine, 17.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.