Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2022/14669 E. 2023/3657 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/14669
Karar No
2023/3657
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2021/296 E., 2022/411 K. KARAR : Ret Taraflar arasında 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesinin (ı) bendinde yer alan teşvik hükümlerinden faydalandırılma ve bu nedenle davalı Kuruma ödenen tutarın yasal faizi ile birlikte iadesi davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, dairece ilk derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın reddine dair, karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı şirketler vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketlerin TMO Genel Müdürlüğüne ait Bandırma Şube Müdürlüğü ile yaptıkları, 01.01.2011-31.12.2011 tarihleri arasındaki süreye ilişkin hizmet alım sözleşmesine istinaden çalışan işçiler yönünden kuruma ödenen primler yönü ile 5510 sayılı Kanun'un 81/ı bendi kapsamında %5 hazine yardımı prim ödemesi karşılığı fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 15.971,75 TL alacağın dönemsel olarak işletilecek ticari faizi ile birlikte davalı kurumdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı kurum vekili; davaya verdiği karşılıkta, dava açılmadan önce kuruma başvuru yapılması gerektiği Kamu İhale Genel Tebliğinin değişik 4 üncü maddesinde hazine tarafından karşılanan prim tutarının idare tarafından yüklenicinin hak edişinden kesileceğinin açıkça belirtildiğini, davacının hak edişlerinden %5 puanlık indirim ile bir kesinti yapılmaması halinde bu indirimden yararlanamayacağını ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi, 21.04.2016 tarihli ve 2015/391 Esas, 2016/158 Karar sayılı kararı ile, "...Davada, 6111 sayılı Kanun'un geçici 8 inci maddesinde açıklanan; "bu kanunla 4734 sayılı Kanunda yapılan değişiklikler, bu kanunun yayımı tarihine kadar ilan edilmiş veya yazılı olarak duyurulmuş ihaleler hakkında uygulanmaz" hükmünün bu kanunun yayımlandığı tarihe kadar ilan edilmiş veya devam eden ihalelerde bu değişikliğin uygulanmaması amacı ile getirildiği, bu değişikliğin yürürlüğe girmesinden önce ilana verilen veya sözleşmesi yapılıp devam eden işlerde yüklenicinin aynı teşvikten faydalandırılarak korunması ve değişiklikten sonra da ilana çıkacak işlerde yüklenicilerin bu teşvikten faydalanamayacağını dikkate alınarak anılan yasa değişikliğinin uygulanmaması gerektiğini ve Kanunun geçici 8 inci maddesindeki değişikliğin 5510 sayılı Kanun'un 81/I-i bendi ilgisinin bulunduğu ileri sürülmüş ise de; 6111 sayılı Kanun'un birçok kanunda değişiklik yapan kapsamlı bir kanun olduğu, bu Kanunun 176, 177, 178 ve 179 uncu maddeleri ile 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nda da değişik ve ilaveler yapıldığı, aynı Kanun'un geçici 8 inci maddesinin 4734 sayılı Kanunda yapılan bu değişikliklerin bu kanunun yayımı tarihine kadar ilan edilmiş veya yazılı olarak duyurulmuş ihaleler hakkında uygulanmayacağı hükme bağlanmıştır. Görüldüğü üzere; 6111 sayılı Kanun'un geçici 8 inci maddesi ile getirilen düzenleme tamamen 4734 Sayılı Kamu İhale Kanunu'ndaki değişikliklerin yürürlük tarihine ilişkindir ve 5510 sayılı Kanun'un 81/I-i bendine 38 inci madde ile getirilen düzenlemenin yürürlük tarihinin 6111 sayılı Kanun'un yürürlük başlıklı 215 inci maddesine göre açıkça 01.03.2011 tarihi olarak belirlendiği, davacının iddia edildiği şekilde geçici 8 inci maddenin 5510 sayılı Kanun'un kapsamında da değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, aksinin kabulünün yasal düzenleme ve normlar hiyerarşisine aykırı olduğu açıktır. Açıklanan yasal dayanaklar gereğince; 5510 sayılı Kanun'un 81/I-i bendinde düzenlenen (5) puanlık hazine yardımı indiriminin 01.03.2011 tarihinden itibaren yürürlükten kaldırıldığı görülmekle; yasal dayanağı bulunmayan istemin reddine dair karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. ilk Bozma Kararı 1.İlk derece Mahkemesinin 21.04.2016 tarihli ve 2015/391 Esas, 2016/158 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. 2. Dairemizin 10.07.2018 tarihli ve 2016/10163 Esas, 2018/6547 Karar sayılı bozma kararında "...27.03.2018 tarihli ve 7103 sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 70 inci maddesi ile 5510 sayılı Kanuna eklenen Ek 17 nci madde ile:“Bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabileceği halde yararlanılmadığı ay/dönemlerde gerekli tüm koşulların sağlanmış olması ve yararlanılmayan ayı/dönemi takip eden altı ay içerisinde Kuruma müracaat edilmesi şartlarıyla, başvuru tarihinden geriye yönelik en fazla altı aya ilişkin olmak üzere, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşviki, destek ve indirimi ile değiştirilebilir. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemlere ilişkin olmak üzere tüm şartları sağladığı halde bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanmamış işverenler ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yararlanılan prim teşviki, destek ve indirimlerin değiştirilmesine yönelik talepte bulunan işverenler tarafından en son bu maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından itibaren bir ay içinde Kuruma başvurulması halinde, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşvik, destek ve indirimi ile değiştirilebilir. Bu maddenin ikinci fıkrası kapsamında talepte bulunan işverenlere iade edilecek tutar, maddenin yürürlük tarihinden önce talepte bulunanlar için maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından, yürürlük tarihinden sonra talepte bulunanlar için ise, talep tarihini takip eden aybaşından itibaren kanuni faiz esas alınmak suretiyle hesaplanarak bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden takvim yılı başından başlayarak üç yıl içinde ödenir. Ödeme, öncelikle bu Kanunun 88 inci maddesinin on dört ve on altıncı fıkralarına göre muaccel hale gelmiş prim ve her türlü borçlardan, sonrasında ise ilgili kanunlar uyarınca yapılandırma veya taksitlendirme de dâhil olmak üzere müeccel haldeki prim ve her türlü borçlarından mahsup yoluyla gerçekleştirilir. Ancak, üç yıl sonunda ilgili kanunları gereği yapılandırılma veya taksitlendirilme sebebiyle vadesi gelmemiş taksit ödemelerinden peşinen mahsup edilir. Kuruma borcu bulunmayan işverenlere altı ayda bir eşit taksitlerle iade yapılır. Görülmekte olan davalarda ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, ilk derece mahkemelerince verilen kararlar hakkında Sosyal Güvenlik Kurumu'nca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığı, Hazine Müsteşarlığı ve Türkiye İş Kurumu'nun görüşleri alınarak Kurumca belirlenir.” Mahkemece, yukarıda açıklanan ve karar tarihinden sonra yürürlüğe giren Ek m.17 hükmüne göre, maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davaların konusuz kalacağı ancak bu konuda karar verme yetkisinin ilk derece Mahkemesi’ne ait olduğu, Sosyal Güvenlik Kurumu'nun temyiz talebinin de bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğinden anılan yasa maddesi kapsamına göre bir karar verilmesi gerekir." denilerek karar bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince 1 inci Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin 01.10.2019 tarihli ve 2018/350 Esas, 2019/345 Karar sayılı kararı ile; "...Yapılan yargılama toplanan deliller doğrultusunda davacı her ne kadar kurum işleminin iptaline karar verilmesini talep etmiş ise de 21.03.2018 tarihinde Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun 7103 sayılı Kanununa göre davanın konusuz kaldığı anlaşılmakla konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiştir. C. Dairemizin 2nci Bozma Kararı 1.İlk Derece Mahkemesinin 01.10.2019 tarihli ve 2018/350 esas, 2019/345 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Dairemizin verdiği son bozma kararı ile;. "...Ek 17 nci maddenin 4 üncü Fıkrası hükmündeki “Görülmekte olan davalarda, ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, ilk derece mahkemelerince verilen kararlar hakkında Sosyal Güvenlik Kurumu'nca Kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan Kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.” İbaresinin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvuruda bulunulmuş ve Anayasa Mahkemesince 19.02.2020 gün ve 2018/139 E. 2020/12 K. sayılı karar ile bu hükmün iptaline karar verilmiş olup, karar 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır. Anayasa'nın 153. maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazete'de yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir. Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının yasama, yürütme ve yargı organları, idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 33. maddesi hükümlerine göre, Türk hukukunu re'sen uygulamakla yükümlü olan mahkemelerin ve giderek Yargıtay’ın iptal kararı ile yok hükmünde olan ve böylece yürürlükten kalkan bir yasa maddesine dayanarak inceleme yapma ve karar verme yetkilerinin bulunmadığının kabulü doğal olup, bu yönde bir uygulama yapılmasına imkânı yoktur. Belirtilmelidir ki, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları, bozma kararları ile oluşan usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler. Buna göre; usuli kazanılmış hak gereğince uygulanması gereken bir kanun maddesi Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği takdirde artık usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ortaya çıkan yeni hukuki duruma göre karar verilir. Şu halde, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı karşısında, yeni oluşan durumun kesin hüküm halini almamış derdest tüm davalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır. Eldeki davada ise, mahkemece yazılı şekilde karar verilmiş ise de, 5510 sayılı Kanun'un ek 17 nci maddesinin 4 üncü fıkrasının iptali ile oluşan bu yeni durumun dikkate alınması ve davaya konu uyuşmazlığa ilişkin yasal dayanaklar ve teşvik hükümlerinden faydalandırılması veya fazla ödenen tutarların iadesi/mahsubu istemleri bakımından yasal tüm şartların varlığı incelenmeli ve sonucuna göre işin esası hakkında bir karar verilmelidir." denilerek karar 2. kez bozulmuştur. D. İlk Derece Mahkemesince 2nci Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...bu davanın 7103 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 01.04.2018 tarihinen önce 07.05.2015 tarihinde açılmış olduğu göz önüne alındığında; davacı şirketin 7103 sayılı Kanun ile 5510 sayılı Kanuna eklenen Ek 17 nci maddesinin 4 üncü fıkrası hükmünden yararlanabilecektir. 7103 sayılı Kanun'un 70 inci maddesinin 4 üncü fıkrası hükmünün Anayasa Mahkemesinin 19.02.2020 gün ve 2018/139 E, 2 K. sayılı kararı ile iptaline karar verilmiş ve karar 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı karşısında, yeni oluşan durumun kesin hüküm halini almamış derdest tüm davalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır. Ortaya çıkan bu yeni durum karşısında uyuşmazlık konusunun esasına ilişkin inceleme yapılarak bir sonucu ulaşılması gerekmektedir. Öte yandan davacı şirket tarafından iş bu dava 07.05.2015 tarihinde açılmış olduğundan 5510 sayılı Kanun'un ek 17 nci maddesinin 1 inci fıkrasındaki başvuru şartının davacı şirket hakkında uygulanması da mümkün bulunmamaktadır. Mahkememizce yapılan değerlendirmelere göre; 6111 sayılı Kanun'un geçici 8 inci maddesinin, aynı Kanun'un 38 inci maddesi ile 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesinin 1 inci fıkrasının (ı) bendinde yapılan değişiklik hakkında uygulanmasının mümkün bulunmadığı, davacı şirketler ortaklığına ait davalı kurumdan sigorta primi işveren hissesinin 5 puanlık kısmına ilişkin prim teşvikinden yararlanma hakkı olmadığı, davacı şirketler ortaklığına ait iş yerinin 5510 sayılı Kanun'un ek 17 nci maddesi hükmünden yararlanma hakkı bulunmadığı, bu konuda alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli ve hüküm kurmaya yeterli görüldüğü sonucuna ulaşılmış, davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davacı şirketler vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı şirketler vekili temyiz dilekçesinde; davacıların teşvikten faydalandırılma şartlarını taşıdığını bunu uygulamayan aksi yöndeki Kurum işleminin hatalı olduğunu davanın kabulü yerine reddine dair verilen kararın da bu nedenle bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacının 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesinin (ı) bendinde yer alan teşvik indiriminden faydalandırılma hakkının varlığı ile davacının davalı Kuruma ödediği primlerin iadesinin gerekip gerekmediğine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Sosyal Sigortaları ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 81 inci maddesi hükümleridir. 3. Değerlendirme 1. 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesi hükümlerinden faydalandırılma ve fazla ödenen tutarın iadesi istemi ile açılmış eldeki davada, Mahkemece verilen ilk karar ile davanın kabulüne hükmedilmiş, yargılama devam ederken, 01.04.2018 tarihi itibari ile 7103 sayılı Kanun'un 70 inci maddesi ile 5510 sayılı Kanun'a eklenen ek 17 nci maddesi yürürlüğe girmiş ve Dairemizce anılan ek 17 nci madde hükümlerinin dikkate alınması gereğine işaret edilerek ilgili kararın bozulmasına karar verilmiş olduğu anlaşılmaktadır. 2.Ne var ki, 5510 sayılı Kanun'un ek 17 nci maddesinin 4 üncü fıkrası hükmündeki “Görülmekte olan davalarda, ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, İlk Derece Mahkemelerince verilen kararlar hakkında ...'nca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.” İbaresinin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvuruda bulunulmuş ve Anayasa Mahkemesince 19.02.2020 gün ve 2018/139 E. 2020/12 K. sayılı karar ile bu hükmün iptaline karar verilmiş ve karar 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmış olup, bu aşamadan sonra da anayasaya aykırılığı tespit ile iptal edilen bu fıkraya dayalı olarak verilmiş olan kararlar da dairemizce Anayasa Mahkemesi kararı ile birlikte oluşan bu yeni durum ve maddenin tüm hükümleri ile birlikte yeniden değerlendirilmesi için bir kez daha bozulmuş, böylece 4 üncü Fıkrada yer alan “görülmekte olan davalar” yönünden yapılan bu yeni düzenleme ve aynı maddenin 3 üncü fıkraya yaptığı yollama nedeniyle 3 üncü fıkra içerisinde getirilen davalı Kuruma yönelik ödeme yükümlülüğü karşısında, bu hükümlerin uyuşmazlığın çözümünde uygulanıp uygulanmayacağı hususunun değerlendirilmesi amaçlanmıştır. 3.Gelinen son aşamada, eldeki dava bakımından irdeleme yapılacak olursa, ek 17 nci maddenin 4 üncü Fıkrasında yer alan kuralın, “mahsup veya iade edilme yönünden üçüncü fıkra hükümlerine yaptığı atıftan dolayı ödemelerin üç yıla yayılacağını öngörmesinin, faizin başlama tarihi ve ödeme için öngörülen süre göz önünde bulundurulduğunda kuralın mülkiyet hakkını sınırladığı ve yapılan bu sınırlamanın orantısız ve aşırı olduğu, hak arama hürriyeti çerçevesinde dava açan kişilerin mahkemelerden adil yargılanma hakları gereği uyuşmazlığı bitirecek şekilde gerekçeli karar elde etme haklarının bulunduğu, yargılamanın henüz devam ettiği bir süreçte, taraflardan birinin aleyhine olacak ve yargı merciinin uyuşmazlık konusu talep hakkında karar vermesini engelleyecek şekilde davayı ortadan kaldıran ya da davanın incelenmesini durdurarak karara bağlanmasına engel olan düzenlemelerin kişilerin karar elde etme hakkı ile birlikte sonuçları bakımından da kişilerin mülkiyet haklarının ölçüsüz şekilde sınırlandığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla anılan maddeye dayalı olarak verilen kararlar da hukuka aykırı nitelikte olup, özellikle ek 17 nci maddenin 3 üncü Fıkrasında yer alan düzenlemenin de mevcut bir dava olmaksızın prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılmasını düzenlemesi, başka bir deyişle davasız başvuru halinde, kuruma getirilen ödeme yükümlülüğünün çerçevesinin düzenlendiği hususu ile Anayasa Mahkemesi kararının 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi Gazetede yayımlanması ile yürürlüğe girmesinden sonra, mahkemelerce iptal edilmiş olan Ek 17 nci maddenin 4 üncü Fıkrası kapsamında uygulama yapılarak karar verilmesi olanağının ortadan kalktığı ve bu fıkranın içeriğinde yer alan atıf nedeniyle 3 üncü Fıkrasının da uygulanabilir hüküm olmaktan çıkarıldığı hususu birlikte düşünüldüğünde, eldeki dava bakımından teşvik indirimine ilişkin uyuşmazlığın kaynağı olan temel yasa maddesi, yani 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesi hükümlerinin davanın yasal dayanağı olarak kabul edilmesi ve bu maddedeki koşulların irdelenmesi ile bu madde çerçevesinde uygulama yapılması gerektiğine ilişkin kabul yerindedir. 4.Diğer taraftan, davanın yasal dayanaklarından olan, 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesinin (ı) bendinin 6 ncı cümlesinde, 6111 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 38 inci maddesi ile yapılan değişiklik neticesinde; “(Değişik cümle: 13.02.2011 - 6111 S.K./38. md.)Bu bent hükümleri; 21.04.2005 tarihli ve 5335 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinin ikinci fıkrası kapsamına giren kurum ve kuruluşlara ait işyerleri ile 08.09.1983 tarihli ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanununa, 04.01.2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanununa ve uluslararası anlaşma hükümlerine istinaden yapılan alım ve yapım işleri ile 4734 sayılı Kanundan istisna olan alım ve yapım işlerine ilişkin işyerleri, sosyal güvenlik destek primine tabi çalışanlar ve yurt dışında çalışan sigortalılar hakkında uygulanmaz. Hazinece karşılanan prim tutarları gelir ve kurumlar vergisi uygulamalarında gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınmaz.” hükümleri getirilmiş olup, ihaleli işler kapsam dışı bırakılmıştır. Bununla birlikte, davacı şirketlerin aldığı ihale tarihinin 01.03.2011 tarihi öncesinde olması ve davacıların bu tür ihalelere ihale tarihi itibari ile yürürlükte bulunan mevzuat hükümleri çerçevesinde katıldığı dikkate alındığında; anılan madde hükmünde; (13.02.2011 kabul tarihli, 25.02.2011 tarih ve 27857 (Mük.) sayılı R.G.de yayımlanan 6111 sayılı Kanun'un 38 inci maddesi ile değiştirilen cümle): "Bu fıkra hükümleri Kamu idareleri işyerleri ile bu Kanuna göre sosyal güvenlik destek primine tabi çalışanlar ve yurt dışında çalışan sigortalılar hakkında uygulanmaz." hükmü yer almakta olup, ihaleli işlerin kapsam dışı bulunduğuna ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır. 5.Açıklanan hususlar çerçevesinde, Kanunda, yürürlüğü öncesinde gerçekleşen olaylarda uygulanmasına olanak veren bir düzenleme bulunmadığı ve genel olarak Kanunların geriye yürümemesi kuralı karşısında, belirtilen değişikliğin 6111 sayılı Kanun'un 215 inci maddesinde belirtildiği üzere Kanun'un Resmi Gazete'de yayımlandığı 25.02.2011 tarihini takip eden ayın birinci günü yürürlüğe gireceği hususu dikkate alındığında ve anılan maddenin değişiklikten önceki halinde de, “Bu fıkra hükümleri Kamu idareleri işyerleri ile bu Kanuna göre sosyal güvenlik destek primine tabi çalışanlar ve yurt dışında çalışan sigortalılar hakkında uygulanmaz.” hükümlerinin yer aldığı ve ihaleli işlerin kapsam dışında bırakılmadığı gözetildiğinde; ihale makamı ile yapılan sözleşme tarihi ve işin ifa tarihleri dikkate alındığında, belirtilen dönemler için söz konusu madde kapsamında davacının 5510 sayılı Kanunun 81’inci maddesinde yer alan teşvik koşullarının diğer şartlarını taşıması halinde yararlandırılması gerekmektedir. 6.Mahkemece, talep edilen dönemler için davacının ilgili maddedeki şartları taşıyıp taşımadığı irdelenip sonucuna göre davacı talebi de göz önüne alınarak karar verilmesi gerekirken, aksi gerekçeler ile yazılı şekilde davanın reddine dair karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililere iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, gönderilmesine, 04.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2022/14669, K. 2023/3657, T. 04.04.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2022-14669-e-2023-3657-k-d38c19dd1499