Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2022/14634 E. 2023/10573 K.
Konu: Kesinleşen İşçilik Alacağı
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/14634
- Karar No
- 2023/10573
- Karar Tarihi
- Konu
- Kesinleşen İşçilik Alacağı
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2395 E., 2022/1956 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 27. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/284 E., 2022/193 K. Taraflar arasındaki kesinleşen işçilik alacağı davasındaki karar nedeniyle sigorta primine esas kazancın tespiti ve bağlanan yaşlılık aylığının yeniden hesaplanması ile fark aylıkların davalı Kurumdan tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne dair karar verilmiştir. Kararın davalı işveren ve davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı işveren ve diğer davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekillerinin istinaf başvurusunun reddine dair karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı işveren ve davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili, dava dilekçesinde; müvekkili ...; davalı şirket bünyesinde 12.09.2000 tarihinden itibaren ... SSK sicil numarası ile metin yazarı ve stratejist olarak çalıştığını, müvekkilinin 26.08.2010 tarihinde emekliliğe hak kazanarak işyerine ve Sosyal Güvenlik Kurumuna müracaat ettiğini, müvekkilinin emeklilik müracaatı ile birlikte davalı işyerinde çalışmaya devam ettiğini, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından aylık bağlandığında emeklilik maaşının çok düşük olduğunu fark eden müvekkil anılan Kuruma müracaat ettiğinde çalışmasının tamamında sigorta primlerinin asgari ücret üzerinden girildiğini, emekliliğe sevkinden sonraki dönemde ise hiçbir primin yatırılmadığını fark ettiğini, bu hataların düzeltilmesi için davalı şirkete müracaatta bulundu ise de hiçbir müspet gelişme olmaması üzerine 30.03.2011 tarihinde işten ayrıldığını, müvekkilinin aldığı son ücretinin, 2010 yılı için 1.700 TL, 2011 yılı için ise 2.000 TL aylık net olduğunu, yılda iki kez net maaşı tutarında ikramiye ödendiğini ve yemeğin işveren tarafından karşılandığını, müvekkilinin bu durumun düzeltilmesini talep ettiğini, davalı işveren ise bu durumu düzeltmek yerine asgari ücret üzerinden yaptığı hesaplama ile müvekkile 11.04.2011 tarihinde 9.500 TL kıdem tazminatı yatırdığını, müvekkili tarafından davalı şirket aleyhine Ankara 13. İş Mahkemesinin 2011/466 Esas sayılı dosyası ile dava açılmış olup anılan Mahkemenin 2014/1850 K sayılı kararı ile dava kabul edilmiş olmakla birlikte henüz kesinleşmediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin tüm talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydı ile şimdilik müvekkilin emekli maaşı bağlanmasında dikkate alınan prime esas kazançlarının tespiti ile emekli maaşının buna göre yeniden hesaplanmasına, müvekkilinin SGK kayıtlarının buna göre düzeltilmesine, bağlanan emekli maaşının yeni kayıtlara göre belirlenmesine karar verilmesini talep etmiştir. II.CEVAP Davalı vekili, cevap dilekçesinde; davacının müvekkil şirkette 12.09.2000 tarihinde çalışmaya başlamış ve 26.08.2010 tarihinde emekli olarak işten ayrıldığını, nitekim bu hususun, dilekçe ekinde sunulan Yargıtay kararında da açıkça belirtildiğini, bu sebeple, dava dilekçesinde davacının emekli olduktan sonra da müvekkil şirkette çalıştığı ve 30.03.2011 yılında işten ayrıldığı iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davacı vekili, davacının müvekkil şirkette metin yazarı ve stratejist olarak çalıştığını iddia etmişse de bunun da kabul edilebilir nitelikte olmadığını, davacının yaptığı iş herhangi bir uzmanlık ve özel eğitim gerektirmeyen düz büro hizmeti olduğunu, davacının, işten ayrıldığı tarihteki son ücretinin 1.000 TL olduğunu ve davacıya herhangi bir ikramiye ödenmediğini, davacının aldığı ücreti ile ilgili Ankara 13. İş Mahkemesinin 2011/466 E sayılı dosyasının yargılaması aşamasında, emsal ücret araştırması için ... Reklamcılar Derneği'ne müzekkere yazılmış ve gönderilen 03.04.2014 tarihli cevabi yazıda 2000-2010 yılları arasında reklam yazarı olarak çalışan ve işyeri kıdemi 10 yıl olan bir büro işçisinin 2010 yılında brüt aylık ücreti 900-1.150 TL arasında olduğu belirtildiğini, yazı da sektördeki emsal ücretin, davacıya işvereni tarafından ödenen ve kayıtlarda görülen ücretler seviyesinde olduğunu gösterdiğini, bu sebeple, davacı işçinin 2010 yılı için 1.700 TL net ücret aldığı iddiaları da asılsız olduğunu, davacının çalıştığı süre içinde SGK'ya bildirimi yapılmış ve primleri eksiksiz ödendiğini, davacı vekili Ankara 13. İş Mahkemesinin 2011/466 E, 2014/1850 K sayılı kararı ile davanın kabul edildiğini belirtmişse de, Ankara 13. İş Mahkemesinin 19.11.2014 tarih 2011/466 E ve 2014/1850 K sayılı kararı ile kısmen kabul olarak karara çıktığını, bu kararın Yargıtay'dan davacı aleyhine bozularak Yerel Mahkemeye gönderildiğini, hizmet tespiti davasının, işçilik alacağı davasından ayıran en önemli fark kamu düzeniyle ilgili olması ve işçi lehine yorumla değil kamu lehine yorumla incelenmesi gerektiğini ileri sürerek, hak düşürücü 5 yıllık sürenin geçmesinden sonra açılan haksız davanın usul ve esas yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı Kurum vekili ise, hakkındaki davanın reddi gerektiğini belirtmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Ankara 13.İş Mahkemesinin 03.02.20021 tarihli ve 2016/426 E 2021/37 K sayılı kesinleşen kararı ile hükmedilen işçilik alacaklarının Ankara Batı İcra Müdürlüğünün 2021/27143 E sayılı dosyası ile borçlu ... Reklam ve Tanıtım AŞ aleyhine icra takibi başlatıldığı, taraflar arasında imzalanan protokole göre 14.09.2021 tarihinde ödendiği görülmüş, bu durumda davacının hizmet akdi 26.08.2010 tarihinde sona ermiş olduğundan, davacıya ödenen net 7.545,21 TL (11.555,90 TL brüt) yılık izin ücretinin çalışmanın geçtiği son ay olan 2010/08 ayının prime esas kazancına prime esas kazanç üst sınırını aşmamak üzere dahil edilmesi gerektiği, 2010/08 ayında prime esas kazanç üst sınırı 4.943,40 TL olup davalı şirkete ait işyeri tarafından davacı adına Kuruma 2010/08 ayında 26 gün karşılığı 886,67 TL prime esas kazanç bildirildiği, 26 gün karşılığı prime esas kazanç üst sınırının 4.284,28 TL olduğu, buna göre davacının sigorta primine esas kazancına 3.397,61 TL ek verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller, konu ile ilgili yasal mevzuat ve konusunda uzman bilirkişi heyetinden alınan bilirkişi raporu hep birlikte değerlendirildiğinde; davalı ... AŞ unvanlı 0085545.006 sicil sayılı işyerince davacının 2010/08 ayına ait sigorta prime esas kazancına 3.397,61 TL ek verilmesi, davacının 2010/08 ayına ait sigorta prime esas kazancı ek verilen miktar dikkate alınarak davacıya 01.09.2010 tarihinden geçerli bağlanan yaşlılık aylığının yeniden hesaplanması gerektiği sonucuna varılmış olmakla, davanın kabulüne, davacının ... sicil sayılı davalı ... AŞ unvanlı işyerinden 2010/08 ayına ait bildirilen prime esas kazanç dışında 3.397,61 TL ek prime esas kazancın bildirilmesi gerektiğinin tespitine, 2010/08 ayına ait 3.397,61 TL bildirilecek ek prime esas kazanç miktarı dikkate alınmak suretiyle davacıya 01.09.2010 tarihinden geçerli bağlılık yaşlılık aylığının yeniden hesaplanması gerektiğinin tespitine, dair karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı işveren ve davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davalı ... vekili istinaf başvurusunda; müvekkil tarafından yapılan işlemlerin mevzuata uygun olduğunu ileri sürmüş ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı işveren vekili istinaf başvurusunda; davacının 26.08.2010 tarihinde emekli olduğunu, bu davanın en geç 31.12.2015 tarihinde açılması gerektiğini, hak düşürücü süre geçtikten sonra bu davanın açıldığını, davacının işçilik alacakları dava dosyasında yalan yere yemin etmesi nedeniyle hakkında suç duyurusunda bulunmaları üzerine Ankara 47. Asliye Ceza Mahkemesinde ceza davası açıldığını ve bu davanın beklenmesi gerektiğini, 2 numaralı hükmün ise henüz gerçekleşmemiş bir şeye dayalı olarak şartlı olarak hüküm kurulması nedeniyle yerinde olmadığını ileri sürmüş ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, somut olayda: taraflar arasındaki işçilik alacakları dava dosyasının hüküm verildikten sonra Yargıtay tarafından onanarak kesinleştiği, davacı vekilinin Kuruma bu konuda başvuru yaptığı anlaşılmış ise de, Mahkemece hükmolunan yıllık izin ücreti alacağının davacıya hizmet akdi sona erdikten sonra ödendiği ve tavanı geçmeyecek şekilde son ayın sigorta primine esas kazancına eklenmesine ilişkin denetime elverişli bilirkişi raporuna göre hüküm verildiği, davacının gerçeğe aykırı yemin etmek nedeniyle hakkında açılan ceza davasında kimi yıllarda yıllık izin kullandığı anlaşılsa dahi, davacının toplam izin alacağının brüt tutarının sigorta pirimine esas kazanç tavanın çok üzerinde olması nedeniyle sonuca etkili olmayacağı, ek prim ve hizmet belgelerinin işverence verilmemesi halinde Kurum tarafından resen düzenlenmesi gerektiğinden son ayın sigorta primine ilave edilen tutara göre yaşlılık aylığının hesaplanmasına ilişkin Mahkeme kararının şarta bağlı olmadığı kanaatine varıldığından davanın kısmen kabulüne dair Mahkeme kararının maddi vakıa ve hukuki değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davalı işveren ve davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davalı ... vekili müvekkil tarafından yapılan işlemlerin mevzuata uygun olduğunu ileri sürmüş ve davanın reddine karar verilmesi için kararın bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalı işveren vekili, başvurusunda; davacının 26.08.2010 tarihinde emekli olduğunu, bu davanın en geç 31.12.2015 tarihinde açılması gerektiğini, hak düşürücü süre geçtikten sonra bu davanın açıldığını, davacının işçilik alacakları dava dosyasında yalan yere yemin etmesi nedeniyle hakkında suç duyurusunda bulunmaları üzerine Ankara 47. Asliye Ceza Mahkemesinde ceza davası açıldığını ve bu davanın beklenmesi gerektiğini, 2 numaralı hükmün ise henüz gerçekleşmemiş bir şeye dayalı olarak şartlı olarak hüküm kurulması nedeniyle yerinde olmadığını ileri sürmüş ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, kesinleşen işçilik alacağı davasındaki karar nedeniyle sigorta primine esas kazancın tespiti ve bağlanan yaşlılık aylığının yeniden hesaplanması ile fark aylıkların davalı Kurumdan tahsili gerekip gerekmediğine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Sosyal Sigortaları ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 80 inci maddesi hükümleridir. 3. Değerlendirme Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 26 ncı maddesi uyarınca; "Hâkim tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir." Hükmü mevcut olup aynı Kanun'un 297 nci maddesinin (2) nci fıkrasında “hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir”, hükümleri öngörülmüş olup, hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait her hangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Eldeki davada ise, davacının kesinleşen işçilik alacağı davasındaki karar nedeniyle sigorta primine esas kazancın tespiti ve bağlanan yaşlılık aylığının yeniden hesaplanması ile fark aylıkların davalı Kurumdan tahsilini talep etmiş olduğu, 2002-2010 arasında geçen tüm prime esas kazançların dikkate alınarak yeniden aylık hesaplanmasını talep etmiş olduğu, ne var ki Mahkemece prime esas kazancın çalışmanın geçtiği son aya mal edildiği dikkate alındığında, davacının istemine göre hükmün kısmen kabul niteliğinde olmasına ve avukatla temsil edilen davalı Kurum ve diğer davalı şirket lehine red sebebinin ortak olması nedeniyle tek vekâlet ücreti verilmesinin gerekmesine, aynı şekilde davada, kısmen kabule karar verildiğine göre 6100 sayılı HMK.'nun 312 ve 323 üncü maddelerine uygun şekilde, tarafların haklı çıktıkları oranda yargılama giderlerinin paylaştırılarak karar verilmesi gerekirken Mahkemece yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir. Ne var ki, yapılan bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; 1.Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2.Davalılar vekillerinin temyiz itirazının aşağıdaki bent kapsamında kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının tamamen silinmesi ile yerine; " 1-Davanın kısmen kabulü ile davacının 0085545.006 sicil sayılı davalı ... AŞ unvanlı işyerinden 2010/08 ayına ait bildirilen prime esas kazanç dışında 3.397,61 TL ek prime esas kazancın bildirilmesi gerektiğinin tespitine, davacının fazla isteminin reddine, 2- 2010/08 ayına ait 3.397,61 TL bildirilecek ek prime esas kazanç miktarı dikkate alınmak suretiyle davacıya 01.09.2010 tarihinden geçerli bağlılık yaşlılık aylığının yeniden hesaplanması gerektiğinin tespitine, 3-Davalı ... harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, alınması gereken 80,70 TL harçtan davacı tarafından peşin yatırılan 29,20 TL harcın mahsubu ile bakiye 51,50 TL harcın davalı ...den alınarak hazineye gelir kaydına, davacı tarafından peşin yatırılan 29,20 TL harcın hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan davetiye, müzekkere, bilirkişi giderleri vd olmak üzere toplam 901,00 TL yargılama giderinin taktiren 101,00 TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazla istemin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davacı taraf yararına karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gözönüne alınarak 5.100,00 TL maktu vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, kısmen kabul nedeniyle 1.500,00 TL. vekâlet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalı Kurum ve davalı işverene verilmesine," hükmünün yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgililere iadesine, 31.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.