Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2022/11516 E. 2022/14992 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/11516
Karar No
2022/14992
Karar Tarihi

Mahkemesi : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi Tarihi :

Dava, rücuan tazminat İstemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı taraflarca istinaf yoluna başvurulması üzerine, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesince davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun kabulüne, davacı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12 Hukuk Dairesince verilen kararın, tüm taraf avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ...... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. I-İSTEM: Davacı Kurum vekili, kurum sigortalısı ......’ın 30/06/2015 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucu sigortalıya 77,20 TL tedavi yardımı yapıldığını, sigortalının vefatı nedeniyle hak sahiplerine 01/07/2015 başlangıç tarihli 26/01/2016 onay tarihli 176.987,54 TL peşin sermaye değerli gelir bağlandığını, toplam 177.064,74 TL Kurum zararının meydana geldiğini,beyanla kurum zararının tazminini talep etmiştir. II-CEVAP: Davalı ....... Tic. ve...... A.Ş. vekili, müvekkili ile diğer davalı şirket arasında müvekkil şirketin sorumluğunu gerektirecek alt iş veren-asıl iş veren ilişkisi somut olayda gerçekleşmediğini, kazalı işçinin tam ve bağışlanmaz kusuru olduğunu, müvekkil şirketin kusurlu bulunmadığından bahisle açılan davanın reddine karar verilmesi talep etmiştir. Davalı ....... Ltd. Şti. vekili, kazanın oluşumunda ...... ve müteveffanın bağışlanamaz kusurları olduğunu, bu kusur nedeniyle ........ ve bu kişiyi isitihdam eden ...... de sorumlu olduğunu, söz konusu kazanın meydana gelmesinde müvekkil şirketin hiç bir kusurunun bulunmadığından bahisle davanın reddini talep etmiştir. Davalı ........ vekili, mütevefanın korunaklı bölgede olup olmadığını ve gelen araç kontrollerinin sağlayamadığı için kendisinin dikkatsizliğinden dolayı böyle bir kazanın meydana geldiğini müvekkilinin kusurlu olmadığını mütevefanın tam kusurlu olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III-İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesince; davanın kabulüne, -145.666,84 TL peşin değerli gelir yönünden oluşan toplam kurum zararının, 66.022,45 TL'sinin onay tarihi olan 26/02/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tüm davalılardan müşterek ve müteselsilen, 66.022,45 TL'sini onay tarihi olan 26/02/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ............ A.Ş. Ve ...... ...... müştereken ve müteselsilen, 13.621,94 TL'sini onay tarihi olan 26/02/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı .......'den alınarak davacıya verilmesine, ..." karar verilmiştir. IV-BAM KARARI I-Davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, II- HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince davalılar vekilinin istinaf talebinin kabulüne, yukarıda Esas ve Karar numaralı mahkeme kararının kaldırılmasına, III- Davanın kısmen kabulü ile, A-114.858,74 TL ilk peşin sermaye değerli gelirin (davalı K.. Y.. yönünden 64.608,05 TL ile sınırlı olmak üzere) onay tarihi olan 26/02/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, B-69,48 TL tedavi gideri yönünden oluşan Kurum zararının sarf tarihi olan 30/05/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan alınarak davacıya verilmesine, C-Miktar itibari ile kabul, red oranına göre hesaplanan 7.850,74 TL harcın; ( davalı K.. Y.. yönünden 4.418,12 TL ile sınırlı olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye irat kaydına, Ç-Davacı tarafından yapılan toplam 7.236,55 TL yargılama giderinin; kabul red oranına göre 4.697,06 TL’lik kısmının (davalı K.. Y.. yönünden 2.643,33 TL ile sınırlı olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir. V-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ Davacı ve davalılar istinafa başvurma gerekçeleri ile aynı doğrultuda; kararın bozulmasını talep etmiştir. VI-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME: Davacı Kurumun 30.6.2015 tarihinde meydana gelen iş kazası nedeniyle ölen sigortalının hak sahiplerine bağladığı gelirler nedeniyle oluşan Kurum zararının tazmini amaçlı açtığı eldeki davada davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanunun 21/1 ve 21/4. maddesi olup, Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme, hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir. 5510 sayılı Kanun'un “İş Kazası ve Meslek Hastalığı İle Hastalık Bakımından İşverenin ve Üçüncü Kişilerin Sorumluluğu” başlıklı 21. maddesine göre; İş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir. Anılan madde ile işveren davalının, Kurumun rücu alacağından sorumluluğu ancak kusurunun varlığı halinde mümkündür. Kusurun belirlenmesinde ise; zararlandırıcı sigorta olayının ne şekilde oluştuğunun, dosya içeriğindeki tüm deliller takdir olunarak belirlenmesi ve kabul edilen maddi olgular doğrultusunda, konusunda uzman sayılacak kişilerden oluşturulacak bilirkişi heyetinden, aynı olay nedeni ile daha önce açılmış ve kesinleşmiş tazminat ve ceza davaları varsa, tazminat davasında verilen kararın güçlü delil oluşturduğu hususu ile ceza davasında belirlenen maddi olguların bağlayıcı olacağı hususu da gözetilmek suretiyle sigortalı ile davalının ve varsa dava dışı kişilerin kusur oran ve aidiyetleri konusunda rapor alınması gereklidir. Kusur raporlarının, 5510 sayılı Kanun'un 21. maddesi, iş kazası tarihinde yürürlükte bulunan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununa uygun olarak düzenlenmesi gerekir. Anılan kanunlarda; İşverenler işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdürler. İşverenler, işyerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine uyulup uyulmadığını denetlemek, işçileri karşı karşıya bulundukları mesleki riskler, alınması gerekli tedbirler, yasal hak ve sorumlulukları konusunda bilgilendirmek ve gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimini vermek zorundadırlar, denilmekte, böylece, işçiyi gözetim ödevi ve insan yaşamının üstün değer olarak korunması gereğinden hareketle; salt mevzuatta öngörülen önlemlerle yetinilmeyip, bilimsel ve teknolojik gelişimin ulaştığı aşama uyarınca alınması gereken önlemlerin de işveren tarafından alınmasını zorunlu kılmaktadır; 6331 sayılı Kanunun "Risklerden korunma ilkeleri" başlıklı 5. maddesinde, İşverenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde; "a)Risklerden kaçınmak. b)Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek. c)Risklerle kaynağında mücadele etmek. ç)İşin kişilere uygun hale getirilmesi için işyerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek. d)Teknik gelişmelere uyum sağlamak. e)Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek. f)Teknoloji, iş organizasyonu, çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek. g)Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine göre öncelik vermek. ğ)Çalışanlara uygun talimatlar vermek." ilkelerinin göz önünde bulundurulması gerektiği belirtilirken, Anılan Kanunun "Çalışanların yükümlülükleri" başlıklı 19. maddesinde, "Çalışanların, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili aldıkları eğitim ve işverenin bu konudaki talimatları doğrultusunda, kendilerinin ve hareketlerinden veya yaptıkları işten etkilenen diğer çalışanların sağlık ve güvenliklerini tehlikeye düşürmemekle yükümlü oldukları ve çalışanların işveren tarafından verilen eğitim ve talimatlar doğrultusunda; a)İşyerindeki makine, cihaz, araç, gereç, tehlikeli madde, taşıma ekipmanı ve diğer üretim araçlarını kurallara uygun şekilde kullanmak, bunların güvenlik donanımlarını doğru olarak kullanmak, keyfi olarak çıkarmamak ve değiştirmemek. b)Kendilerine sağlanan kişisel koruyucu donanımı doğru kullanmak ve korumak. c)İşyerindeki makine, cihaz, araç, gereç, tesis ve binalarda sağlık ve güvenlik yönünden ciddi ve yakın bir tehlike ile karşılaştıklarında ve koruma tedbirlerinde bir eksiklik gördüklerinde, işverene veya çalışan temsilcisine derhal haber vermek. ç)Teftişe yetkili makam tarafından işyerinde tespit edilen noksanlık ve mevzuata aykırılıkların giderilmesi konusunda, işveren ve çalışan temsilcisi ile iş birliği yapmak. d)Kendi görev alanında, iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için işveren ve çalışan temsilcisi ile iş birliği yapmak" yükümlülüğü bulunduğu belirtilmiştir. Dava konusu iş kazası ile ilgili olarak hazırlanan Kurum teftiş raporunda kazanın oluşmasında işveren ......San Tic A.Ş.'nin %25, ...... İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin %25, davalı ...... ...... K.. Y..’in %40 ve sigortalının %10 kusurlu bulunduğu, Mahkemece alınan ilk kusur raporunda, .............'nin %30, davalı K.. Y..’in %20 ve sigortalının %10 oranında kusurlu bulunduğu, hükme esas alınan ikinci kusur raporunda ise, ilk rapora paralel kusur oranları verildiği, maddi tazminat dosyasından alınan kusur raporunun ise teftiş raporuyla uyumlu olduğu, buna göre raporlar arasında çelişki bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle ceza dosyası ile müteveffa sigortalının haksahipleri tarafından açılan maddi tazminat dosyasından alınanlar da dahil olmak üzere kaza ile ilgili tüm kusur raporlarının 6331 sayılı Kanunun kapsamında ayrıntılı bir şekilde tartışılıp değerlendirilmesi sonucu raporlar arasındaki çelişkinin giderileceği, dava konusu iş kazasının gerçekleştiği iş kolunda iş güvenliği bakımından uzman kişilerden oluşan farklı bilirkişi heyetinden yeniden oluşa uygun bir kusur raporu alınarak varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken; yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O hâlde, hükmü temyiz eden taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesince verilen hüküm bozulmalıdır. SONUÇ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi kararının HMK'nın 373/2 maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgililere iadesine, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 28.11.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2022/11516, K. 2022/14992, T. 28.11.2022, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2022-11516-e-2022-14992-k-2e481e87f60b