Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2022/11111 E. 2023/10913 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/11111
- Karar No
- 2023/10913
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2020/110 E., 2022/272 K. KARAR : Kısmen kabul Taraflar arasında görülen davacının aylığına esas kazançlarının değişmesi nedeniyle kurumca yapılan ikinci karar işleminin ve borç bildiriminin iptali ile Kuruma karşı borçlu olmadığının tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece, bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne dair, karar verilmiştir. Mahkeme kararı, davacı ve davalı ... Başkanlığı vekilleri tarafından, temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü. I. DAVA Davacı vekili, dava dilekçesi ile; ilk defa 07.04.1975 tarihinde hizmet akdine istinaden çalışmaya başladığını, 481 gün prim ödemesine sahip olduğunu, Almanya'ya işçi olarak giden davacının yurda kesin dönüş yaparak 09.05.1980- 01.04.2005 tarihleri arasındaki 4000 günü 3021 sayılı Kanun'a göre 11.07.2005 tarihinde ödediğini, ayrıca 07.07.2005 tarihinde 600 gün muvazzaf askerlik borçlanması yaptığını, 11.07.2005 tarihinde yaşlılık aylığı talebinde bulunduğunu, kendisine 01.08.2005 tarihinden itibaren 30 yıl 94 gün sigortalılık süresi 5081 gün üzerinden yaşlılık aylığı bağlandığını, 3201 sayılı Kanun'a göre borçlanmalarla ilgili günlük 5 USD miktarının günlük 3,5 USD'a düşürülmesi üzerine davalı Kurumun davacıdan fazla tahsil edilen günlük 1,5 USD fark toplamının tahsil tarihinden TL karşılığı 7.974 TL'nin davacıya iadesine karar verildiğini, 02.06.2006 tarihli karar ile davacının yaşlılık aylığının 3,5 USD miktarına göre düşürüldüğünü, 01.08.2005-20.06.2006 tarihleri arası için fazladan ödendiği varsayılan 391,64 TL'nin 7.974 TL'den mahsup edilerek davacıya 7.582,36 TL ödendiğini, daha sonra 01.06.2015 tarihlinde yapılan değişiklikle 01.08.2005-20.06.2015 dönemi için yaşlılık aylığının yeniden düşürüldüğünü, yaşlılık aylığı ve ek ödemelerden dolayı 17.504,31 TL fuzuli ödeme tahakkuku yapıldığını ve yaşlılık aylıklarından mahsup edilerek tahsil edilmeye başlandığını, Kurum işleminin usul ve Kanun'a aykırı olduğunu, davalı Kurumca davacının yaşlılık aylığı tahsis kararında değişiklik yapan 01.06.2015 tarih ve 8153244 sayılı yaşlılık aylığı değişiklik kararının iptaline, davacıya 01.08.2005 tarihinden 20.06.2015 tarihine kadar tahsis edilen yaşlılık aylıklarından dolayı davacının davalı kuruma 17.504,31 TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı SGK vekili, cevap dilekçesi ile davacı hakkında bildirimlere göre aylık bağlandığını, eksik aylık ödemesinin söz konusu olmadığını buna göre davanın reddine karar verilerek vekalet ücreti ve yargılama giderinin davacı üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemece, bozma öncesi verilen karar ile söz konusu yaşlılık aylığı değişikliği ile davacıya 01.08.2005-206.06.2006 süresi yersiz olarak ödenen 391,64 TL'nin fark aylık borç kaydedilmiş ve daha sonra ... SSK İl Müdürlüğünce davacıya yazılan 27.09.2006 tarihli yazıda, fazladan ödemiş olduğu 7.974 YTL'den 391,64 YTL borcuna mahsup edilerek 7.582,36 YTL'sinin iptal edildiğini bildirmiş olup, bu işlem sonucu davacının daha önce 15125 üste gösterge esas alınarak hesaplanan aylıkla, sigorta primine esas kazancın değişmesi sonucu 29.05.2006 tarihli aylık değişiklik kararı ile tespit edilen 12.675 üst gösterge esas alınarak hesaplanan yaşlılık aylıkları arasında Kurumca hesaplanan 391,64 TL aylık farkı tahsil etmiş olup, davacının sigorta primine esas kazancın değişmesi sonucu yaşlılık aylığındaki değişiklikle meydana gelen Kurum alacağı tahsil edilmiş ve değişiklik tarihi olan 25.06.2006 tarihinden sonraki dönemlerde de davacının yaşlılık aylığının hesaplanmasına esas alınan, üst göstergede, aylık bağlama oranlarında ve güncelleme kat sayılarındaki doneler sabit kalmış olup, artık bu tarihten sonraki aylık artışlarının çeşitli yasal düzenlemelerle yapılan artış oranlan ile artırılarak ödendiği, davalı Kurumca davacı adına ... SGK İl Müdürlüğü’nün 01.06.2015 tarih ve 8153244 sayılı değişiklik kararı ile 01.08.2005- 20.06.2015 tarihleri arası yaşlılık aylıklarından dolayı tahakkuk ettirilen 17.504,31 TL borcun yasal dayanağının bulunmadığı, zira 26.05.2015 tarihli SGK Aylık/Gelir değişikliği kararı ile toplam 5.081 gün prim ödemesine, 6/10 uncu derce 12675 üst gösterge %55, %43 aylık bağlama oranı esas alınarak davacının yaşlılık aylığı hesaplanmış olup, bu aylık değişiklikleri kararındaki verilerle 29.05.2006 tarihli değişiklik kararındaki verilerde her hangi bir farkın bulunmadığı gibi davalı Kurumca bu farkın nereden kaynaklandığının açıklanmayarak kazançların güncellenmesinden dolayı borç çıkartıldığı belirtilmiş, ancak güncellemenin nasıl yapıldığı ve aylık hesaplanmasına esas alınan donelerin hangisinin değiştiğinin açıklanmadığı gibi 29.06.2005 tarihli aylık değişiklik kararı ile en son 29.05.2015 tarihli aylık değişiklikleri kararındaki aylığın hesaplanmasına esas alınan verilerin aynı olduğu, bu hali ile SGK ... İl Müdürlüğü'nce davacının yaşlılık aylığı tahsis kararında değişiklik yapan 01.06.2015 tarih ve 8153244 sayılı yaşlılık aylığı değişiklik kararının iptalinin gerektiği, 01.08.2005 tarihinden 20.06.2015 tarihine kadar davacıya tahsis edilen yaşlılık aylıklarından dolayı davacının davalı kuruma 17.504,31 TL borçlu olmadığının tespitine dair karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1.Mahkemenin bozma öncesi verdiği kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekillerince temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Dairemizin, bozma kararında, 506 sayılı Kanun'un 61 inci maddesine göre, yaşlılık aylıklarının hesabında 31.12.1999 tarihine kadar katsayı esasına dayalı gösterge sistemi uygulanmakta iken, 4447 sayılı Kanun ile anılan maddede değişiklik yapılması sonucu, 01.01.2000 tarihinden itibaren katsayı esasına dayalı gösterge sistemi yürürlükten kaldırılmış, sigortalının her takvim yılına ait prime esas kazancı, kazancın ait olduğu takvim yılından itibaren aylık talep tarihine kadar geçen takvim yılları için, her yılın Aralık ayına göre Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından açıklanan kentsel yerler tüketici fiyatları indeksindeki artış oranı ve gayrisafi yurt içi hâsıla sabit fiyatlarla gelişme hızı kadar ayrı ayrı artırılarak bulunan yıllık kazançlar toplamının, toplam prim ödeme gün sayısına bölünmesi suretiyle bulunacak ortalama günlük kazancın 360 katı, aylığın hesaplanmasına esas ortalama yıllık kazancı oluşturması esası getirilmiştir. Ancak bu sistem, 01.01.2000 tarihinden sonra sigortalı olarak çalışmaya başlayıp, emekli olanlara uygulanacağından, 506 sayılı Kanun'a 4447 sayılı Kanun'un 17 nci maddesi ile eklenen geçici 82. maddesi ile 01.01.2000 tarihinden önce çalışmaya başlayıp, bu tarih sonrası da çalışmaya devam edenler için, eski ve yeni sistemin birleşiminden oluşan karma sisteme göre aylık bağlanacağı hükme bağlanmıştır. Mahkemece, bilirkişi raporuna göre, davanın kabulüne dair yazılı şekilde karar verildiği anlaşılmakta ise de verilen kararın eksik araştırmaya dayalı olduğu anlaşılmaktadır. 506 sayılı Kanun'un Geçici 82/a bendi, “ a) Sigortalı'nın bu Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihe kadar prim ödeme sürelerine ait aylığı aşağıdaki şekilde belirlenir. Sigortalının aylık talep tarihine kadarki toplam prim ödeme gün sayısı üzerinden, bu Kanunun yürürlük tarihi itibariyle ve bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki hükümlere göre hesaplanacak aylığının sigortalının bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadarki prim ödeme gün sayısı ile orantılı bölümü, bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren aylık başlangıç tarihine kadar geçen takvim yılları için, her yılın Aralık ayına göre Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından açıklanan en son temel yıllı kentsel yerler tüketici fiyatları indeksindeki artış oranı ve gayrisafi yurt içi hâsıla sabit fiyatlarla gelişme hızı kadar ayrı ayrı artırılarak hesaplanır. Hesaplanan yaşlılık aylığı, aylık bağlanması için yazılı başvurunun yapıldığı yılın Ocak ayı ile aylığın başladığı takvim yılının başlangıç tarihi arasında geçen her ay için Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından açıklanan en son temel yıllı kentsel yerler tüketici fiyatları indeksindeki artış oranları kadar artırılır.” hükmünü getirmiş, 4447 sayılı Kanun ile mülga 506 sayılı Kanun'un 2422 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi ile değişik 61 inci maddesinin birinci fıkrasının A bendinin a alt bendinde 5000 günden fazla primi ödenen her 240 gün için % 60 oranına ilave olarak 1’er puan arttırılarak yaşlılık, malullük ve ölüm aylığı oranının tespit edileceği hüküm altına alınmış, ek 20 nci maddede de “Bu Kanuna göre gelir ve aylıkların hesaplanmasında katsayı esasına dayalı gösterge sistemi uygulanır. Göstergeler, derece ve kademeler halinde, gösterge ve üst gösterge tablolarında belirtilir. 506 sayılı Kanun'a göre bağlanan gelir ve aylıkların hesaplanmasında 657 sayılı Kanun'a tabi Devlet memurlarının aylıklarına uygulanan katsayı uygulanır. Bu Kanun gereğince alınacak prim ve verilecek ödenekler ile bağlanacak gelir ve aylıkların hesaplanmasına esas gösterge ve üst gösterge tabloları Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca tespit edilir.” hükmüne yer verilmiştir. Bu çerçevede, 01.01.2000 öncesi ve sonrasında fiili çalışmaları bulunan sigortalı yönünden 2000 yılı öncesi aylığı için, 2000 yılından önceki primi ödenmiş son 10 yıllık kazancı alınarak bu yılların ortalama kazancının karşılığının üst gösterge tablosunda 2000 ve daha sonraki yıllarda tahsis talebinde bulunan sigortalılar ve özel sektör için hazırlanan üst gösterge tespit tablosunda ortalama yıllık kazanca eşit ya da en yakın sayının karşılığı belirlenecek, 10 yıla bölünerek bulunan ortalama kazancın karşılığının üst gösterge tablosunda bulunmaması halinde bu defa sigortalının 2000 yılından önceki 5 yıllık kazancı alınarak özel sektör için hazırlanan 2000 yılı gösterge tespit tablosundan gösterge tespiti yapılacaktır. Sonrasında bulunan gösterge x katsayı x aylık bağlama oranı formülü ile 2000 yılı öncesi aylığı belirlenerek, 506 sayılı Kanun'un 4447 sayılı Kanun ile değiştirilmeden önceki 96 ncı maddesinin, “Bu Kanuna göre Malüllük ve Yaşlılık sigortalarından bağlanacak aylıklar ile ölüm sigortasından hak sahibi kimselere bağlanacak aylıkların hesabına esas tutulan aylığın alt sınırı, gösterge tablosundaki en düşük göstergenin katsayı ile çarpımının %70'den az olamaz” hükmü gereği, alt sınır aylığının: 9475 x 12000 x %70 = 79.590.000 TL (yeni 79,59 TL) olduğu gözetilerek, bulunan aylık miktarı 79,59 TL'den az ise öncelikle bu miktara yükseltilecek ve 2000 öncesi hizmetine oranlanarak kısmi yaşlılık aylığı belirlenerek, Türkiye İstatistik Kurumundan, celp edilecek tüketici fiyat endeksi artış oranı ile gelişme hızı oranları (ait oldukları yıllarda geçerli olan yönteme göre hesaplanan ve ait oldukları yılların akabinde yayınlanan) nazara alınarak, bulunan aylık 1999/Aralık ayı TÜFE ve Gelişme Hızı ile 2000 yılına taşınacak ve tahsis talep tarihinin Ocak ayına kadar her yıl TÜFE ve Gelişme Hızı ile çarpılmak suretiyle güncellenecektir. Yine 1999 Aralık ayında hesaplanan tam aylığı da Ocak ayına kadar TÜFE ile güncellenecektir. Davacının 01.01.2000 sonrası hizmeti ise 506 sayılı Kanun'un Geçici 82 nci maddesinin (b) bendine göre hesap edilir. Anılan bentte, “b) Sigortalının bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonraki prim ödeme sürelerine ait aylığı ise, sigortalının aylık talep tarihine kadar toplam prim ödeme gün sayısı üzerinden bu Kanunun 61 inci maddesi hükümlerine göre hesaplanacak aylığının, bu Kanunun yürürlük tarihinden sonraki prim ödeme gün sayısına orantılı bölümü kadardır.”hükmü getirilmiştir. 4447 sayılı Kanun ile değişik 506 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi hükmüne göre, yukarıda açıklanan esaslar çerçevesinde 2000 ve sonrası her takvim yılına ait prime esas kazancı, tahsis talep tarihine kadar TÜFE ve Gelişme Hızı ile güncellenecektir. Ayrı ayrı güncellenen toplam miktarın ortalaması (OYK=Ortalama Yıllık Kazanç) toplam gün sayısı üzerinden tespit edilen aylık bağlama oranı çarpımının 12'de biri üzerinden (OYK X ABO / 12) üzerinden bulunan tutar, 2000 sonrası gün sayısına orantılı bölümü alınarak yeni kısmi aylık hesap edilecektir. Güncellenen kazançlar toplamı 2000 sonrası gün sayısına bölünerek günlük ve daha sonra yıllık kazanç bulunur. Aylık bağlama oranı, 4447 sayılı Kanunla getirilen düzenlemeye göre, sigortalının tahsis talep tarihi itibariyle tespit edilen toplam prim ödeme gün sayısının ilk 3600 gününün her 360 günü için %3.5, sonraki 5400 günün her 360 günü için %2 ve daha sonraki her 360 gün için %1.5 oranlarının toplamı alınarak bulunmaktadır. Buna göre tahsis talep tarihi itibarıyla tam aylığı belirlendikten sonra 4447 sayılı Kanun ile değiştirilen 96 ncı maddede belirtilen alt sınır kontrolü yapılacak, her iki aylık mukayese edilerek yüksek olan aylık belirlenerek hesaplamaya devam edilecektir. 4447 sayılı Kanun ile değişik 96.maddeye göre alt sınır ise, tahsis talep tarihi Ocak ayında geçerli günlük asgari kazancın 30 katının %35'inden az olamaz. Alt sınır kontrolü yapıldıktan sonra, kısmi aylık miktarı hesap edilerek her iki kısmi aylık toplanacak ve bulunan bu aylık iki miktar ile mukayese edilecektir. 1-İki kısmi aylığın toplamı, öncelikle sigortalının 1999 yılı tam aylığının tahsis talep yılı Ocak ayına kadar TÜFE rakamı ile güncellenerek bulunan aylığından daha az olamayacaktır. 2-Diğer bir mukayese ise, bulunan aylık, 506 sayılı Kanun'un Geçici 89 uncu maddesine göre 4447 sayılı Kanun ile değiştirilmeden önceki 96 ncı maddeye göre hesaplanıp, bu tarihten sonra gelir ve aylıklarda yapılan artışların eklenmesi sonucunda tahsis talep tarihine kadar getirilen miktarın altında olamaz. Bu açıklamalar ışığında tahsis talebinde bulunulan yılın ocak ayı itibariyle bulunacak yaşlılık aylığı miktarı, anılan Yasanın Ek 38 inci maddesinin “Bu Kanuna göre bağlanan gelir ve aylıklar ile geçici 76 ncı maddeye göre yapılan telafi edici ödemeler, her ay ödeme tarihlerinde bir önceki aya göre Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından açıklanan en son temel yıllı kentsel yerler tüketici fiyatları indeksi artış oranı kadar artırılarak belirlenir.” hükmü gözetilerek yıllara göre belirlenmeli, ancak Kanun Koyucunun 01.01.2003 sonrası yaptığı yasal düzenlemelerle (4784, 5073, 5282, 5454, 5565 sayılı Yasalar gibi) anılan maddenin uygulamasını bertaraf ederek farklı artış oranları belirlediği gözetilmeli ve bu çerçevede yıllara göre ödenmesi gereken aylık tutarları belirlenmelidir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise, yukarıda açıklanan yasal yönteme uygun hesaplama yapılmadığının anlaşılması nedeniyle anılan rapor hüküm kurmaya elverişli değildir. Hal böyle olunca, mahkemece öncelikle, davalı kurumdan davacı hakkında yapılan ikinci karar işlemi ile bağlanan aylıkta esas alınan tüm verileri içeren davacının tahsis dosyasının celp edilmesi, sonrasında ise, 2015 yılında yersiz ödemeye esas dayanak verilerin ve aylık hesabına ilişkin tüm verilerin belirlenmesinden sonra yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda alanında uzman bilirkişi ya da bilirkişi heyetinden aylık hesabı yönünden denetime elverişli rapor alınıp irdelenmesi ve Kurumca yapılan işlemin yerinde olup olmadığı ile davacının 12.03.2006 tarihli talebi gereğince günlük 3,5 USD dolar esas alınarak kazançlarının belirlenmesinden sonra, varılacak sonuca göre karar verilmesi, gereklerine işaret edilerek karar bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma ilamı çerçevesinde açıklanan yasal yönteme uygun olarak bilirkişi heyetinden 27.07.2020 tarihli bilirkişi raporu ile 09.03.2021 tarihli raporlar alındıktan sonra ayrıca 14.03.2022 tarihli birde ek rapor alınarak dosya içerisine konulmuş, buna göre davacı ... ile alakalı değişikliklerin ay be ay gösterildiği SGK İl Müdürlüğü belgeleri celbedilmiş, toplanan deliller çerçevesinde davanın yasal dayanağının 506 sayılı yasanın 61 ve geçici 82 nci maddeleri olduğu, 506 sayılı Kanun'un 61 inci maddesine göre yaşlılık aylığın hesabında 31.12.1999 tarihine kadar katsayı esasına dayalı gösterge sistemi uygulanmakta iken 01.01.2000 tarihinden itibaren bu sistemin kaldırıldığı, sigortalının her takvim yılına ait prime esas kazancı, kazancın ait oluduğu takvim yılından itibaren aylık talep tarihine kadar geçen takvim yılları için her yılın aralık ayına göre devlet istatistik enstitüsü tarafından açıklanan kentsel yerler tüketici fiyatları indeksindeki artış oranı ve gayri safi milli hasıla sabit fiyatlarla gelişme hızı kadar ayrı ayrı artırılarak bulunan yıllık kazançlar toplamının toplam prim ödeme gün sayısına bölünmesi suretiyle bulunacak ortalama günlük kazancın 360 katı, aylığın hesaplanmasına esas ortalama yıllık kazancı oluşturması esası getirildiği, ancak bu sistemin 01.01.2000 tarihinden sonra sigortalı olarak çalışmaya başlayıp emekli olanlara uygulanacağı, 506 sayılı yasaya 4447 sayılı Kanun'un 17 nci maddesi ile eklenen geçici 82 inci maddesi ile 01.01.2000 tarihinden önce çalışmaya başlayıp bu tarih sonrası da çalışmaya devam edenler için eski ve yeni sistemin birleşiminden oluşan karma sisteme göre aylık bağlanacağının hükme bağlandığı, 506 sayılı yasanın geçici 82A bendi uyarınca sigortalının bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar prim ödeme sürelerine ait aylığının bağlanma şeklinin belirlendiği, bu çerçevede 01.01.2000 öncesi ve sonrasında fiili çalışmaları bulunan sigortalı yönünden 2000 yılı öncesi aylığı için, 2000 yılından önceki primi ödenmiş son 10 yıllık kazancı alınarak bu yılların ortalama kazancının karşılığının üst gösterge tablosunda 2000 ve daha sonraki yıllarda tahsis talebinde bulunan sigortalılar ve özel sektör için hazırlanan üst gösterge tespit tablosunda ortalama yıllık kazanca eşit ya da en yakın sayının karşılığı belirlenecek, 10 yıla bölünerek ortalama kazancın karşılığının üst gösterge tablosunda bulunmaması halinde bu defa sigortalının 2000 yılından önceki 5 yıllık kazancı alınarak özel sektör için hazırlanan 2000 yılı gösterge tespit tablosunda gösterge tespiti yapılacağı sonrasında bulunan formülün de 506 sayılı yasanın 4447 sayılı yasa ile değiştirilmeden önceki 96 ncı maddesine göre güncelleneceği, davacının 01.01.2000 sonrası hizmetinin ise 506 sayılı yasanın geçici 82 nci maddesinin b bendine göre hesap edileceği anlaşılmakla davacının davasının kısmen kabulü ile davalı kuruma 6.666,61 TL borçlu olmadığının tespiti ile bakiye kısım hakkında açtığı davanın reddine, dair karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davacı ve davalı Kurum vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde, mahkeme kararının uyulan bozma ilamına aykırı olduğunu, bozma gereklerinin yerine getirilmediğini belirterek, verilen kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı SGK Başkanlığı temyiz dilekçesinde; davacı hakkında Kurumca yapılan işlemlerde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını, esasen verilen kararın eksik araştırmaya dayalı olduğu, Kurum işlemlerinin yerinde olduğunu ve davanın tümden reddi gerektiğini belirterek, kararın bozulmasını, istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalı Kurumca davacıya bağlanan aylıkta davacının aylığına esas kazançlarının değişmesi nedeniyle Kurumca yapılan ikinci karar işleminin ve borç bildiriminin iptali ile Kuruma karşı borçlu olup olmadığı hususundadır. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, ile mülga (mülga) 506 sayılı Kanunun 77 inci maddesi ile 5510 sayılı Kanunun 80 inci maddeleri hükümleridir. 3. Değerlendirme 1.Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı) 2.Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK) 3.Eldeki davada ise, uyulan bozma ilamı ve oluşan usuli kazanılmış hakkın gereği gibi yerine getirilmediği anlaşılmakta olup, davacı yönünden aylık hesabı yapılırken öncelikle, yurtdışı hizmet borçlanması yapmak suretiyle kazanılan hizmetlerde prime esas kazançların belirlenmesi için borçlanılan prime esas gün sayısı yurt dışında fiili olarak çalışmanın geçtiği aylara mal edilecek, “borçlanılan döviz kuru x günlük borçlanılan döviz miktarı x 100:20 x 30” formülü ile borçlanma karşılığı elde edilen prime esas kazanç belirlenerek, en son borçlanma tutarının ödendiği tarihteki prime esas asgari kazanca oranlanarak, söz konusu oran çalışmaların geçtiği ayın asgari prime esas kazancı ile çarpılarak bulunan tutar, ilgili ayın prime esas kazancı kabul edilecektir. Ancak hesaplanan prime esas kazanç hiçbir suretle o ayın prime esas asgari kazancının altına inmeyeceği gibi azami kazancını da geçemeyecektir. Buna göre davacı hakkında davalı Kurumca 2015 yılında yapılan ikinci karar işleminde davacının özellikle A2 aylığı bakımından kazanç güncellemeleri üzerinde durularak, kurum işleminin yerinde olup olmadığı irdelenmeli, kurum işleminin yerinde olduğu anlaşılır ise, davacı bakımından uygulanması gereken 5510 sayılı kanunun 96 nci maddesinin b bendi kapsamında 20.01.2010-20.01.2015 tarihleri arasında davalıya fazladan ödenen aylık fark miktarlarının kurumdan sorularak belirlenmesi ile menfi tespit istemi bakımından davacının borçlu olduğu ve olmadığı tutarın tespiti ve bu kapsamda Kurum işleminin de irdelenmesi ile infaza elverişli şekilde karar tesisi gerekirken yazılı şekilde karar tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, gönderilmesine, 07.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.