Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2022/10342 E. 2022/13027 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/10342
Karar No
2022/13027
Karar Tarihi

Bölge Adliye Mahkemesi : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi No : Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı feri müdahil Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesince verilen kararın, feri müdahil Kurum vekilli tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi. I-İSTEM Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkilinin 01.07.1997 tarihinde davalı ...'nin sahibi olduğu ... bayiinde sigortasız olarak çalışmaya başladığını, o günden bu yana aynı iş yerinde çalıştığını, ancak gerek yaşının küçüklüğü gerekse müvekkilinin çalıştığı iş yerinin müvekkili denemek için bir süre beklemesi nedeniyle 23.09.2008 tarihinde ancak sigortalı olduğunu, davacı müvekkilinin bu çalışması esnasında işveren tarafından 01.07.1997-23.09.2008 tarihleri arasında sigorta yapılmadığını ve dolayısıyla sigorta primlerinin ödenmediğini, bu durumun müvekkilinin maddi kayba uğramasına ve emeklilik işlemlerinin gecikmesine sebep olduğunu, bu nedenle müvekkilinin davalıya ait iş yerinde 01.07.1997 den bu yana çalıştığının tespiti ile bu süreler içinde yatırılmayan primlerin davalı tarafından yatırılmasına ve bu hizmetlerin diğer hizmetler ile birleştirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II-CEVAP Feri müdahil kurum vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle, davacının talep ettiği yılların zamanaşımına uğradığını, kurum kayıtlarında davacı ile ilgili herhangi bir müfettiş raporu bulunmadığını, davanın reddine karar verilmesini bildirmiştir. Davalı cevap dilekçesi sunmamıştır. III-MAHKEME KARARI A-İLK DERECE MAHKEME KARARI Davanın kısmen kabulü ile, davacının davalıya ait iş yerinde 25/05/2003 - 22/09/2008 tarihleri arasında asgari ücretle çalıştığının tespitine, varsa kuruma bildirilen sürelerin dışlanmasına, karar verilmiştir. B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, karar verilmiştir. IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ: Feri müdahil Kurum vekili, davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, ... unvanlı iş yeri 23.09.2008 tarihi itibari ile 506 S.K. kapsamında alındığını, davacı ile ilgili herhangi bir müfettiş raporu kurum kayıtlarında bulunmadığını, tanık ifadelerinin inandırıcılığı hususunda tanık beyanlarının işyeri kapsam kapasite ve niteliği dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiğini, kararın bozulmasını istemiştir. V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME: Dava, davalıya ait ... Bayiinde 01.07.1997-23.09.2008 tarihleri arasında çalıştığının tespiti istemine ilişkindir. 1- Dosya kapsamına göre, davacının askerden döndükten sonra da davalı işyerinde geçen çalışmasının kesintisiz-blok çalışma olduğunun kabul edilmesi halinde bu hizmet döneminin hak düşürücü süreye uğramayacağından, Mahkemece, davacının 24.11.2001 - 24.05.2003 tarihleri arasında askerlik görevini ifa etmesi ve hizmetlerinin kesintiye uğraması sebebiyle 01.07.1997 - 24.05.2003 tarihleri arasındaki dönemin hak düşürücü süreye uğraması nedeniyle reddine ilişkin kabulü isabetsiz ise de, davacı tarafça hükmün temyiz edilmemesi sebebiyle bozma nedeni yapılmamıştır. 2- 506 sayılı Kanunun 6. maddesinde ifade edildiği üzere, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davaların, kamu düzenine ilişkin olması nedeni ile özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanması gerektiği özellikle göz önünde bulundurulmalıdır. Sosyal Güvenlik Hukukumuzda, “sosyal sigortalarda çokluk”, bir başka anlatımla bireylere olabildiğince sosyal sigorta hakkı tanıma, “yararlanmada ve yükümlülükte teklik” ilkesi egemen olup, buna göre, aynı tarihlerde farklı sosyal güvenlik kuruluşları kapsamında bulunulamaz ve çifte sigortalılık olarak adlandırılan bu statü kanun hükümleriyle engellenmiştir. İnceleme konusu dosyada; davacının 01.02.2004 - 22.09.2008 tarihleri arasında 2926 sayılı Kanun kapsamında zorunlu sigortalılığı mevcut olup, bir kişinin aynı anda 506 ve 2926 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olarak kabul edilmesi mümkün olmadığından, Mahkemece, hizmet tespitine karar verilen 01.02.2004 - 22.09.2008 döneminde çakışan 2926 sayılı Kanun kapsamında sigortalılığı hakkında hangi sigortalılık statüsüne üstünlük tanınması gerektiği araştırılıp, tartışılarak bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması, usûl ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. 3- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Hükmün Kapsamı” başlıklı 297. Maddesinin 2. fıkrasında, “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” şeklinde düzenleme getirilmiştir. Somut olayda, Mahkemece verilen kısa ve gerekçeli kararlarda, “...varsa kuruma bildirilen sürelerin dışlanmasına...” denilmek suretiyle, şarta bağlı hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O hâlde, feri müdahil Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi kararının HMK'nın 373/1 maddesi gereğince kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin ilgili Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.10.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2022/10342, K. 2022/13027, T. 25.10.2022, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2022-10342-e-2022-13027-k-b5ba3f1c1861