Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2021/6906 E. 2022/11745 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/6906
Karar No
2022/11745
Karar Tarihi

Bölge Adliye Mahkemesi : ... Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi No : Dava, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine dair verilen karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. ... Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesince verilen kararın, davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 1-Davacıların Manevi Tazminat İstemlerine İlişkin Hükümler Yönünden; Mülga 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 20.07.2016 tarihinden itibaren uygulanan 8. maddesinin 3. fıkrasına göre, “Bölge Adliye Mahkemesinin para ile değerlendirilemeyen dava ve işler hakkındaki kararları ile miktar veya değeri beşbin lirayı geçen davalar hakkındaki nihaî kararlara karşı tebliğ tarihinden başlayarak sekiz gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir.” Bu fıkradaki “beşbin” ibaresi 6763 sayılı Kanunun 5. maddesi ile “kırk bin Türk Lirası” şeklinde değiştirilmiştir. Mülga 5521 sayılı Kanunun, 6763 sayılı Kanun 5. maddesi ile değişik beşinci fıkrasına göre parasal sınırların, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacağı öngörülmüştür. 25.10.2017 tarihinde yürürlüğe giren 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 8. maddesinde “temyiz edilemeyen kararlar” sayılmış ancak miktar itibariyle kesinliğe bu maddede yer verilmemiş, 7/3. maddede, 6100 sayılı HMK’nın kanun yollarına ilişkin hükümlerinin, iş mahkemelerince verilen kararlar hakkında da uygulanacağı belirtilmiştir. 6100 sayılı HMK’nın 362/1-a maddesi uyarınca, Bölge adliye mahkemelerinin miktar veya değeri kırk bin Türk Lirasını (bu tutar dâhil) geçmeyen davalara ilişkin kararların temyiz yoluna başvurulamayacağı hükme bağlanmıştır. HMK Ek madde 1 hükmüne göre de, 362. maddedeki parasal sınırların, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacağı belirtilmiştir. HMK 362/2. maddesine göre “Birinci fıkranın (a) bendindeki kararlarda alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda, kırk bin Türk Liralık kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir. Alacağın tamamının dava edilmiş olması hâlinde, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü kırk bin Türk Lirasını geçmeyen tarafın temyiz hakkı yoktur. Ancak, karşı taraf temyiz yoluna başvurduğu takdirde, diğer taraf da düzenleyeceği cevap dilekçesiyle kararı temyiz edebilir” HMK 366. maddenin yollaması ile temyiz yolunda da uygulanan 346. madde uyarınca, temyiz dilekçesi kesin olan bir karara ilişkin olursa, kararı veren mahkeme temyiz dilekçesinin reddine karar verir. Ancak temyiz edilen karar kesin olduğu halde bu konuda inceleme yapılıp karar verilmeksizin dosya Yargıtay’a gönderilmiş ise, 01.06.1990 tarih, 1989/3 E. - 1990/4 K. sayılı içtihadı birleştirme kararı gereğince dosyanın mahalline çevrilmesine gerek olmaksızın Yargıtay tarafından temyiz talebinin reddine karar verebilecektir. Yukarıda belirtildiği şekilde, iş mahkemelerinin kararlarının istinaf incelemesi sonucu Bölge adliye mahkemelerince verilen kararlarda karar tarihine göre kesinlik sınırı: 20.07.2016 - 01.12.2016 tarihleri arasında 5.000,00 TL; 02.12.2016 tarihi sonrası için 40.000,00 TL; 01.01.2017 sonrası için 41.530,00 TL ve 01.01.2018 tarihi sonrası için 47.530,00 TL; 01.01.2019 tarihi sonrası için 58.800,00 TL, 01.01.2020 tarihi arası için 72.07000 TL, 01.01.2021tarihi sonrası için 78.630,00 TL, 01.01.2022 tarihi sonrası için 107.090,00 TL’dir. Bu tür davalarda, 6100 sayılı HMK’nun 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı dikkate alınmalıdır. Somut olay incelendiğinde, davacıların manevi tazminat istemleri hakkındaki hükümlerin miktar yönünden yukarıda değinilen temyiz (kesinlik) sınırının altında bulunduğu anlaşılmakla, davacıların anılan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının kesinlik nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Diğer Hükümler Yönünden; Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre; davacıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine, Dosya kapsamından iş kazasının meydana gelişinde davacı kazalının %100 oranında kusurlu olduğu, davacının tespit edilen sürekli iş göremezlik oranının ise %50,00 olduğu anlaşılmaktadır. 1-6100 sayılı HMK’nın 297/1-b maddesine göre hüküm tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini içermelidir. Davalı şirketin ticaret ünvanının değiştiği ve bu hususun 01/08/2013 tarih ve 8376 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi’nde ilan edildiği anlaşılmasına karşı ilk derece mahkemesi gerekçeli karar başlığında eski ünvanın yazılması hatalı olmuştur. 2-İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesi ile birlikte tek ve maktu karar ve ilam harcı alınması gerekirken maddi ve manevi tazminatlar yönünden ayrı ayrı harç alınması doğru olmamıştır. 3-Hüküm tarihinde geçerli olan A.A.Ü.T'nin 7/2 maddesi “Davanın dinlenebilmesi için kanunlarda öngörülen ön şartın yerine getirilmemiş olması ve husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde, davanın görüldüğü mahkemeye göre Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmolunur.” hükmünü içermektedir. Somut olayda kazanın meydana gelmesinde davacı kazalının %100 kusurlu olduğundan bahisle davalı aleyhine açılan davanın kusuru bulunmadığından bahisle reddine karar verildiğinin anlaşılmasına göre, davalı yararına A.A.Ü.T'nin 7/2 maddesi kapsamında tek ve maktu maddi red vekalet ücreti takdiri yerine yazılı şekilde 20.758,86 TL vekalet ücretine hükmedilmesi isabetsizdir. Bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, mahkemece yazılı şekilde hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Ne var ki bu konuların düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılmalı, İlk Derece Mahkemesi kararı düzeltilerek onanmalıdır. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen ... Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi’nin davacıların istinaf başvurularının esastan reddine dair 29/04/2021 Tarih, 2019/3254 Esas, 2021/8462 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, ... 24. İş Mahkemesi’nin 17/01/2019 tarih, 2017/208 Esas, 2019/15 Karar sayılı kararının; 1-Gerekçeli karar başlığında yer alan “77 İnşaat ve Taahüt Ltd.Şti” rakam ve sözcüklerinin tamamen silinerek yerlerine geçmek üzere “”.... A.Ş.” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına, 2-Hüküm fıkrasının karar ve ilam harcına ilişkin 3 numaralı bendinin tamamen silinerek yerine geçmek üzere “3-Alınması gereken 44,00 TL karar ve ilam harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, fazla yatırılan 4.182,75 TL harcın hüküm kesinleştikten sonra ve talep halinde davacılara iadesine,” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına, 3-Hüküm fıkrasının vekalet ücretine ilişkin 6 numaralı bendinin tamamen silinerek yerine geçmek üzere “6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT'ye göre hesaplanan maddi tazminat davasında 2.725,00 TL, manevi tazminat davasında 2.725,00 TL vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davalıya verilmesine,” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, temyiz harcının istek halinde davacılara iadesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, karardan bir örneğin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04/10/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2021/6906, K. 2022/11745, T. 04.10.2022, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2021-6906-e-2022-11745-k-ee530f4e2b80