Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2021/11056 E. 2024/12591 K. – Hizmet Tespit

Konu: Hizmet Tespiti

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/11056
Karar No
2024/12591
Karar Tarihi
Konu
Hizmet Tespiti

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/307 E., 2021/1377 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 37. İş Mahkemesi SAYISI : 2017/186 E., 2019/395 K. Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin esasdan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne ve duruşmanın düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili, davacının, davalı ve eşi ... ’e ait evde Eylül 2003-Eylül 2016 tarihleri arasında çalıştığını, sabah 07:00-15:00 saatleri arasında olmak üzere 2003-2006 döneminde haftada 2 gün; 2006-2010 dönemi haftada 3 gün ve 2010-2016 döneminde ise hafta içi her gün aynı saatler arasında çalıştığını, resmi tatillerin tamamında 1 Mayıs hariç çalışmanın sürdüğünü dini bayramların ilk 3 günü tatil yapıldığını, ilk girişte 300 TL en son 1650 TL aldığını ev işlerini ve hizmetlerini yerine getirdiğini sonradan davalının eşi ... ’in hastalanması sebebi ile bakımını da yaptığını, davalının 2015/20167da beş ay hastanede yattığı dönemde de bir ay geceleri dahil hastanede yanında kaldığını bu dönemde yabancı uyruklu başka bir kadınla dönüşümlü çalıştıklarını ancak çalışmaların Kuruma bildirilmediğini beyanla Eylül 2003 tarihinden itibaren çalışmasının ve prime esas kazancının tespitine karar verilmesini istemiştir. II.CEVAP Davalı vekili, görev itirazında bulunduklarını, ev hizmetlerinin İş Kanunu kapsamında değerlendirilemeyeceğini, İş Kanunu'nun uygulanamayacağını belirterek görevin asliye hukuk mahkemesine ait olduğunu, davalının Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesinde öğretim görevlisi olduğunu 01.01.2008'de emekliye ayrıldığını, davacının 2004 yılı Ekim ayından 2016 yılı Eylül ayına kadar haftada 2 gün davalının evinde işleri yapmak üzere çalıştığını, bunun dışındaki iddiaların gerçek olmadığını 2003 yılında davalının davacıyı tanımadığını, saat konusundaki beyanların da doğru olmadığını, 07:00 de eve gelen davacının 08:30 a kadar uyuduğunu, saat 10:00 gibi çalışmaya başladığını, davalının her sene yaz ayları ve bayramlarını Karacasöğüt yazılığında geçirdiğini bu dönemlerde çalışma olmadığını, davalının yanında hastanede refakatçilik ve bakım iddialarının da doğru olmadığını, davalının 28.10.2015-06.04.2016 tarihleri arasında hastanede yattığını ancak hastanenin eski çalışanı olması sebebi ile refakatçiye ihtiyaç duymadan bakımının çalışanlar tarafından gerçekleştirildiğini, davacının bu süreçte kimi zaman ev işlerinde ve kimi zamanda gündüzleri hastanede gündelikçi olarak bulunduğunu, davacının davalı ... ’e de bakmadığını, davalının eşinin bakıma muhtaç olmadan kalp krizi sebebi ile aniden öldüğünü, davacının Eylül 2004-Ekim 2016 döneminde haftada en fazla 2 gün olacak şekilde ev hizmetlerinde çalıştığını beyanla davanın reddini istemiştir. Fer'i müdahil Kurum vekili; davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne, davacının 01.07.2010-01.09.2016 dönemi aralıksız hizmet akdi ile davalıya ait evde asgari ücretle çalıştığının tespitine, artan kısma ilişkin isteklerin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili, davacının 2003 yılında işe girdiğinden itibaren devamlı ve sürekli olarak çalıştığını, haftada bir günden fazla devamlılık arz eden bir çalışmada sürekli olarak çalışıldığının kabulü gerektiğini, davacının yoğun bir şekilde sürekli olarak çalıştığını, Mahkemenin asgari ücretle çalışıldığına dair artan kısmın reddine ilişkin kararının da usul ve yasaya aykırı olduğunu beyanla İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen davanın reddine dair kararın kaldırılarak talepleri gibi karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, davacı tanıklarının beyanlarının birbiri ile çeliştiğini, sürekli ve eylemli çalışmaya dair somut ve objektif bir delilin bulunmadığını, bu tespitin bilirkişi raporunda da yapıldığını, davacının 2010-2016 yıllarında kesintisiz çalıştığına dair somut kanıt bulunmadığını, Mahkemece soyut bir anlatımla tanık ifadeleri gerekçe gösterilerek hüküm kurulduğunu, davacı ile yolda edindiği arkadaşlarının görgüye dayalı olmayan beyanları bulunduğunu, Türkmen kökenli tanık ...’nın çalışma izni olmadığını, kamu tanığı olarak dinlenilmesini kabul etmediklerini ifadelerinin yönlendirildiğini, davalı tanıklarının beyanlarının dikkate alınmadığını beyanla İlk Derece Mahkemesince verilen kararın davacı lehine kabul edilen kısmı ile birlikte tüm davacı taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. Fer'i müdahil Kurum vekili, toplanan delillerin yeterli olmadığını, dava subüt bulmadan karar verildiğini beyanla hükmün kaldırılmasını ve talepleri gibi karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esasdan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Taraf vekilleri, istinaf taleplerinde ileri sürdükleri nedenleri belirterek kararın bozulmasını istemişlerdir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacının 2003/Eylül ayından 2016/Eylül ayına kadar çalıştığının tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369. maddesinin birinci fıkrası ile 370. ve 371. maddeleri, 506 sayılı Kanun'un 79., 5510 sayılı Kanun'un 86. maddeleridir. 3. Değerlendirme İnceleme konusu dosyada; davacı 2003/Eylül ayından 2016/Eylül ayına kadar çalıştığının tespitini talep etmiş, Mahkemece davacının 01.07.2010-01.09.2016 tarihleri arasında çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre; davalıların tüm, davacının sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. Dava, 5510 sayılı Kanun’un 86/9. maddeleri uyarınca açılmış hizmet tespiti davasıdır. Bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu çerçevede hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyerek, gerekli araştırmaların re'sen yapılması ve kanıtların toplanması gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır. Hukuk Genel Kurulunun 05.02.2014 tarih ve 2013/10-2280, 2014/65 sayılı ilamında, ev hizmetlerinde çalışma ile ilgili davaların hukuki niteliği ve ispat şekline ilişkin ilkeler şu şekilde belirtilmiştir. İş mevzuatı yönünden, ev hizmetlerinin, gerek mülga 1475 sayılı İş Kanunu’nun 5. maddesinin 1. fıkrasında, gerekse 4857 sayılı İş Kanunu’nun 4. maddesinin 1. fıkrasında yer alan hükümler ile bu Kanunların uygulama alanı dışında bırakıldığı görülmektedir. Sosyal Güvenlik Mevzuatı açısından ise gerek mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu gerekse 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu kapsamında sigortalı olabilmek üç temel koşula bağlanmıştır. Bu koşullar; hizmet akdi ile çalışma, işin işverene ait işyerinde yapılması ve mülga 506 sayılı Kanun’un 3. ve aynı yöndeki 5510 sayılı Kanun’un ise 6. maddesi kapsamında olmamak olarak sıralanabilir. 506 sayılı Kanun’un 3. maddesi sigortalı sayılmayanları; diğer bir ifade ile anılan Kanun kapsamına alınmayanları sıralamaktadır. Buna göre mülga 506 sayılı Kanun’un “Sigortalı Sayılmayanlar” başlıklı 3. maddesi uyarınca: “Aşağıda yazılı kimseler bu kanunun uygulanmasında sigortalı sayılmazlar D) (Değişik: 11/8/1977 - 2100/1 md.) Ev hizmetlerinde çalışanlar (ücretle ve sürekli olarak çalışanlar hariç)…” Yine 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun’un “Sigortalı Sayılmayanlar” başlıklı 6. maddesi uyarınca; “…Bu Kanunun kısa ve uzun vadeli sigorta kolları hükümlerinin uygulanmasında; …c) (Değişik: 17.04.2008-5754/4 md.) Ev hizmetlerinde çalışanlar (ücretle ve sürekli olarak çalışanlar hariç)…4. ve 5. maddelere göre sigortalı sayılmaz.”. Buna göre ev hizmetleri, mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun ilk halinde kanun kapsamı dışında bırakılmış iken, 24.08.1977 tarih ve 16037 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve 24.11.1977 tarihinde yürürlüğe giren 11.08.1977 tarih ve 2100 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle yapılan değişiklik ile mülga 506 sayılı Kanun’un 3. maddesinin (D) bendinde yapılan düzenleme uyarınca, ev hizmetlerinde “ücretle ve sürekli çalışanlar” anılan maddede yer alan istisnalar içinden çıkarılmış, 5510 sayılı Kanun'un 6. maddesi ile de aynı yöndeki uygulamaya devam edilmiştir. Görüldüğü üzere, anılan maddeler uyarınca, ev hizmetlerinde çalışanlar; ücretle ve sürekli olarak çalışanlar hariç, bu Kanun’ların uygulanmasında sigortalı sayılamazlar. Sigortalı sayılmak için, ücret ve sürekli çalışma birlikte arandığından, her iki koşulun da gerçekleşmiş olması gerekir. Hizmet karşılığı ücret alınmıyorsa veya ücret alınmakla birlikte çalışmada süreklilik yoksa, bu tür çalışmayı sigortalı çalışma saymak mümkün değildir. Buna göre diğer koşulları gerçekleştirmiş olanlar eğer anılan maddelerin kapsamına giriyorlarsa, sigortalı sayılamayacak ve 506 veya 5510 sayılı Kanun’larda düzenlenen haklardan yararlanamayacaklardır. Yeri gelmişken belirtilmelidir ki, mülga 1475 sayılı İş Kanunu’nun 5/1. maddesi ve 4857 sayılı İş Kanunu’nun 4/1. maddeleri uyarınca, iş kanunları hükümleri ev hizmetlerine ve ev hizmetleri çalışanlarına uygulanamayacak, bu işler ve bu işleri yapan kişiler Borçlar Kanunu’nun hizmet akdini düzenleyen hükümlerine tabi olacaklardır. Evde yapılan işle, ev hizmetleri arasında bazı farklılıkların da tanımlanması gerekir. Ev hizmeti evde yapılmakla birlikte, herhangi bir iş olmayıp doğrudan yaşanan mekana yönelik bir iştir. Yaşanan konutla doğrudan bağlantı içerisindedir. Doğrudan eve ve ev yaşamına yöneliktir. Dolaylı olarak ev yaşamına katkıda bulunan, onu kolaylaştıran hizmetlerdir. Ev hizmetinin doğrudan eve veya ev yaşamına yönelik olması gerekir. Ev hizmeti evden soyutlanamaz (Okur A. R., Ev Hizmetlerinde (İşlerinde) Çalışanların Sigortalılığı, Kamu-İş Dergisi, Cilt 7, Sayı 3, 2004, s. 10). Bir işin ev hizmeti sayılabilmesi için yapılan işin evde gündelik yaşamın gerektirdiği faaliyetler kapsamında ev yaşamının gündelik, olağan gereksinmelerini karşılayan işlerdir (Mollamahmutoğlu H., İş Hukuku, Turhan, Ankara, 2004, s. 179). Öğretide ev hizmetleri, evde gündelik yaşamın gerektirdiği; temizlik, yemek, çamaşır, ütü, çocuk bakımı, mürebbiyelik gibi işler olarak kabul görmektedir. Ev hizmetleri çalışanları ise uşak, kahya, hizmetçi, temizlikçi, aşçı, çocuk bakıcısı, bahçıvan, şoför, bekçi, hayvan bakıcısı vb evin gündelik işleyişine ilişkin faaliyetleri yürüten kişiler olarak kabul görmektedir ((N. Gökçek Karaca, F. Kocabaş, Ev Hizmetlerinde Çalışanların Karşılaştıkları Sorunların Türkiye Açısından Değerlendirilmesi, Kamu-İş Dergisi, 2009, cilt 10, sayı 4, sayfa 172’den atfen; Çenberci M., 1475 sayılı İş Kanunu Şerhi, 1986, s.190-191; Mollamahmutoğlu, a.g.e., s. 179; Çelik N., İş Hukuku Dersleri, B. 20, Beta, İstanbul, 2007, s. 70; Süzek S., İş Hukuku, B. 2, İstanbul, Beta 2005, s. 180; Okur A., a.g.e. s. 348-349; Erkul İ-Karaca N, 4857 sayılı İş Kanunu Uygulaması, Nisan Yayınları Eskişehir 2004, s. 67; Tunçomağ K., İş Hukuku, İstanbul 1988, s. 44-46; Akyiğit E., İçtihatlı ve Açıklamalı 4857 Sayılı İş Kanunu Şerhi, C. 1, B. 3, Ankara 2008, s. 285; ... E., Aydın U., İş Hukuku (Yeni İş Yasaları) B. 3, ... Yayınları, Ankara 2007, s. 32; Tunçomağ K-Centel T., İş Hukukunun Esasları, B. 4, İstanbul 2005, s. 38; Narmanlıoğlu Ü, İş Hukuku (Ferdi İş İlişkileri), B. 2, Ankara 1994, ... Yayınları, s. 71; Eyrenci Ö- Taşkent S- Ulucan D, Bireysel İş Hukuku, Legal Yayınları, İstanbul 2004, s. 43). Yukarıda ayrıntıları açıklandığı üzere, “ev hizmetleri” 506 sayılı Kanun ile tamamen sigortalılık dışında tutulmuş iken 2100 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle ev hizmetlerinde sadece “ücretle ve sürekli olarak çalışanlar” sigortalı sayıldıklarından, bu kişilerin sigortalı olarak kabul edilebilmesi için önemli olan, ev hizmetinde geçen çalışmanın ücretle yapılması ve sürekli olmasıdır. Sürekli çalışma kavramı yönünden uygulamada, haftanın çoğu ev işlerinde geçirilmiş ve çalışma bir süre devam etmişse, bu çalışma sigortalı çalışma olarak değerlendirilmekte, süreklilik için çalışmanın belli bir yoğunluğa ulaşması aranmaktadır. Mülga 506 sayılı Kanun ile 5510 sayılı Kanun uyarınca “iş” tanımı açık olup, burada “iş”; ev hizmetidir. Bu nedenle ölçü, işin niteliği değil ev işinde çalışanın, bu işte ne kadar süre çalıştığıdır. Ev işlerinde çalışma devamlı ise sürekli sayılacak, devamlılık yoksa, iş belirsiz aralıklarla geçici olarak ya da çağrı üzerine yapılıyorsa süreksiz sayılacaktır. Somut dosyada davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de; karar eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır. Ev hizmetlerine ilişkin hizmet tespiti davalarında haftanın yoğunluklu çalışma günü üç gün ve üzeri olması halinde sürekli çalışma varsayıldığından; bu çerçevede 2006-01.07.2010 tarihleri arasına ilişkin araştırma genişletilmeli, dosyada dinlenen tanıkların yeniden beyanı alınarak anılan dönemde davacının çalışması ile ilgili beyanları alınmalı, gerekmesi halinde davalının bu dönemdeki ikametinden komşu tanıklar tespit edilerek dinlenilmeli, yeniden yapılacak değerlendirme ve inceleme ile karar verilmelidir. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 3. Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 4. Aşağıda yazılı temyiz harcının davalıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Üye ...'ın muhalefetine karşı; Başkan ... ile Üyeler ..., ... ve ...'ün oyları ve oyçokluğuyla 09.12.2024 tarihinde karar verildi. KARŞI OY GEREKÇESİ I. TEMEL UYUŞMAZLIK 1.Çoğunluk ile aradaki temel uyuşmazlık, uzun vadeli sigortalılık tespiti açısından ev hizmetinde sürekli ve ücretli çalışmanın ne şekilde anlaşılması gerektiği, bu anlamda 5510 sayılı Kanun'da yapılan 01.04.2015 tarihinden önce ev hizmetinde sürekli ve ücretli çalışma için haftanın yarısından fazla çalışmanın gerekip gerekmediği" noktasındadır. 2. Çoğunluk görüşü ile ev hizmetlerinde 05.02.2014 tarih 2013/10-2280 Esas, 2014/65 Karar sayılı Yargıtay Hukuk Genel Kurul Kararı'nda da izah edildiği üzere 6522 sayılı Kanun'la getirilen ve 01.04.2015 yürürlüğe giren hükümden önce haftanın yarısından fazla iş yerinde çalışan kişinin sürekli çalışan olarak kabul edilebileceği ve sigortalı sayılacağı, 01.04.2015 sonrası ise ay içinde çalışma saati süresine göre hesaplanan çalışma gün sayısı 10 gün ve daha fazla olan çalışanların sigortalı sayılacağı görüşü benimsenmiştir. II. YASAL MEVZUAT: 3. Sosyal güvenlik mevzuatı açısından ise gerek mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu gerekse 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu kapsamında sigortalı olabilmek üç temel koşula bağlanmıştır. Bu koşullar; hizmet akdi ile çalışma, işin işverene ait işyerinde yapılması ve mülga 506 sayılı Kanun’un 3. ve aynı yöndeki 5510 sayılı Kanun’un ise 6. maddesi kapsamında olmamak olarak sıralanabilir. 506 sayılı Kanun’un 3. maddesi sigortalı sayılmayanları; diğer bir ifade ile anılan Kanun kapsamına alınmayanları sıralamaktadır. Buna göre mülga 506 sayılı Kanun’un “Sigortalı sayılmayanlar” başlıklı 3. maddesi uyarınca: “Aşağıda yazılı kimseler bu Kanun'un uygulanmasında sigortalı sayılmazlar . D) (Değişik: 11/8/1977 - 2100/1 md.) Ev hizmetlerinde çalışanlar (ücretle ve sürekli olarak çalışanlar hariç)…” .../.... 4. Yine 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun’un “Sigortalı sayılmayanlar” başlıklı 6. maddesi uyarınca; “…Bu Kanun'un kısa ve uzun vadeli sigorta kolları hükümlerinin uygulanmasında; …c) (Değişik: 17/4/2008-5754/4 md.) Ev hizmetlerinde çalışanlar (ücretle ve sürekli olarak çalışanlar hariç)…4 üncü ve 5 inci maddelere göre sigortalı sayılmaz.”. 5. Buna göre ev hizmetleri, mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun ilk halinde Kanun kapsamı dışında bırakılmış iken, 24.08.1977 tarih ve 16037 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ve 24.11.1977 tarihinde yürürlüğe giren 11.08.1977 tarih ve 2100 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle yapılan değişiklik ile mülga 506 sayılı Kanun’un 3. maddesinin (D) bendinde yapılan düzenleme uyarınca, ev hizmetlerinde “ücretle ve sürekli çalışanlar” anılan maddede yer alan istisnalar içinden çıkarılmış, 5510 sayılı Kanun'un 6. maddesi ile de aynı yöndeki uygulamaya devam edilmiştir. 6. Ev hizmetlerinde çalışanların sosyal güvenliğine ilişkin olarak, 6552 sayılı Kanun’un 55 inci maddesi ile 5510 sayılı Kanun’a ek dokuzuncu madde eklenmiş ve bu düzenleme, 1 Nisan 2015 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu yeni düzenleme çerçevesinde ev hizmetlerinde bir veya birden fazla gerçek kişi tarafından çalıştırılan ve çalıştıkları kişi yanında ay içinde çalışma saati süresine göre hesaplanan çalışma gün sayısı 10 gün ve daha fazla olan çalışanlar, Kanun’un dördüncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılmaktadır. 7. 5510 sayılı Kanun'un ek 9 uncu maddesinin ikinci fıkrasına göre, ev hizmetlerinde bir veya birden fazla gerçek kişi tarafından çalıştırılan ve çalıştıkları kişi yanında ay içinde çalışma saati süresine göre hesaplanan çalışma gün sayısı 10 günden az olanlar için, çalıştırıldıkları süreyle orantılı olarak çalıştıranlarca 82 nci maddeye göre belirlenen prime esas günlük kazanç alt sınırının %2’si oranında iş kazası ve meslek hastalığı sigortası primi ödenir. III. KAVRAM AÇIKLAMASI VE UYGULAMASI: III.A. Ev Hizmetleri: 8. "Ev hizmetleri” 506 sayılı Kanun ile tamamen sigortalılık dışında tutulmuş iken 2100 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle ev hizmetlerinde sadece “ücretle ve sürekli olarak çalışanlar” sigortalı sayıldıklarından, bu kişilerin sigortalı olarak kabul edilebilmesi için önemli olan, ev hizmetinde geçen çalışmanın ücretle yapılması ve sürekli olmasıdır. 9. 5510 sayılı Kanun’un ek 9 uncu maddesine göre, ev hizmetlerinde çalışanın sigortalılığı için bildirimde bulunacak kişi gerçek kişi olmalı, yapılan hizmet ev tanımı kapsamında bulunmalı ve ev hizmetleri olarak belirtilen işlerden sayılmalıdır. 10. Ev Hizmetlerinde 5510 sayılı Kanun’un Ek 9 uncu maddesi Kapsamında Sigortalı Çalıştırılması Hakkında Tebliğe göre ev hizmeti, ev içerisinde yaşayan aile bireyleri tarafından yapılabilecek temizlik, yemek yapma, çamaşır, ütü, alışveriş, bahçe işleri gibi gündelik işler ile çocuk, yaşlı veya özel bakıma ihtiyacı olan kişilerin bakım işlerinin aile bireyleri dışındaki kişiler tarafından yapılması anlamına gelmektedir. 11. 5510 sayılı Kanun’un ek 9 uncu maddesine göre, ev hizmetlerinde çalışanın sigortalılığı için bildirimde bulunacak kişi gerçek kişi olmalı, yapılan hizmet ev tanımı kapsamında bulunmalı ve ev hizmetleri olarak belirtilen işlerden sayılmalıdır. 12. 6552 sayılı Kanun ile getirilen değişiklik öncesinde ev hizmetlerinde çalışanların sigortalılığı için ücretle ve sürekli çalışma unsuru nedeniyle sürekliliğin ne olduğu konusunda belirsizlik olmasına karşın, bu Kanun ile bu kriter terk edilmiş ve ay içinde 10 gün ve daha fazla ve daha az çalışma kıstası getirilmiştir. 13. Ev hizmetlerinde 10 gün ve daha fazla çalışanlar tam sigortalı sayılırken, 10 günden az çalışanlar kısmi sigortalı statüsünde kabul edilebilir. Yargıtay’ın eski dönemde vermiş olduğu kararlarda haftanın yarısından daha fazla yapılan çalışmalar sürekli çalışma kabul edilmekteydi. (Y. Hukuk Genel Kurulu'nun 05.02.2014 tarih ve 2013/10-2280 E., 2014/65 K). III. B. Sürekli iş kavramı: 14. 4857 sayılı İş Kanunu'nun “Sürekli ve süreksiz işlerdeki iş sözleşmeleri” başlıklı 10 uncu maddesinde; nitelikleri bakımından en çok otuz iş günü süren işlere süreksiz iş, bundan fazla devam edenlere sürekli iş denileceği belirtilmiştir. İş Kanunu'na göre buradaki ölçü çalışanın yaptığı işin 30 günü aşıp aşmadığıdır. 15. Ancak bu tanımdan, işçinin ayda 30 günden az çalıştığı işlerin hepsinin süreksiz iş sayılacağı sonucu çıkarılmamalıdır. İşçi bir iş yerinde/bir işte ayda sadece 1 gün çalışsa bile, iş sözleşmesi feshedilene kadar her ay o işyerinde/o işte çalışıyorsa, çalışması sonraki aylarda da devam ediyorsa, o iş sürekli iş sayılır. Çünkü bu durumda süreklilik söz konusudur. 16. Sürekli iş, işverenin süreklilik arz eden bir iş ihtiyacı olduğunda yaptığı iş sözleşmesidir. Sürekli iş, işverenin sürekli bir ihtiyacı olan, işin sürekli devam ettiği işlerdir. Sürekli işler, işçinin iş sözleşmesi süresinin bitmesi durumunda da devam edecektir. Bu tür sözleşmelerde işçinin işe başlama tarihi belirtilir, ancak işin ne zaman sona ereceği belirtilmez. İşçi, işverenin işletme ihtiyacı doğrultusunda işin devam ettiği sürece çalışmaya devam eder. III.C. Sigortalı lehine yorum: 17.İş ve Sosyal Güvenlik Hukukunun temel ilkelerinden birisi de, işçi-sigortalı lehine yorum ilkesidir. İş hukukunun temel prensipleri arasında yer alan işçinin korunması ilkesinin bir sonucu olan işçi lehine yorum ilkesi, sosyal güvenlik hukukunda kendini sigortalı lehine yorum şeklinde göstermektedir. 18. Sosyal güvenlik hukukunda genel amaç, bu haktan olabildiğince fazla kesimin yararlanabilmesi yani kapsamının genişletilmesidir. Diğer bir ifadeyle bu hukukun uygulanmasında esas alınacak temel ilkelerden birisi de şartlar elverdiği ölçüde sigortalı lehine yorum yapılmasıdır. 19. Sosyal devlet; bireylere belirli bir sosyal güvenlik hakkı ve asgari gelir düzeyi öngören, sağlık ve refah hizmetlerinden serbestçe yararlanma ve belirli bir yaşa kadar eğitim olanağı sunan, bir takım sosyal riskleri önleyici tedbirler alan devlet anlayışıdır. Sosyal devlet olmanın bir gereği ve sonucu da, sosyal güvenlik hakkının tüm bireylere sağlanması ve güvence altına alınmasıdır. Dolayısıyla, hukuk kuralı uygulanırken anayasada güvence altına alınan en temel haklardan biri olan sosyal güvenliğin esas ilkelerinden (sosyal güvenliğinin kapsamının ve uygulama alanının kişiler ve riskler açısından genişletilmesi) hareket ederek sigortalı lehine yoruma başvurulması yanlış olmayacaktır. Bu kapsamda, yorum yöntemi seçilirken tek bir yorum yönteminden hareket etmek yerine; bu hukuk dalının genel niteliği ve amacı da göz önüne alınarak yoruma başvurmak daha sağlıklı sonuçlar verecektir. 20. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 1990 yılında verdiği bir kararda (Y.H.G.K 14.2.1990 E. 1989/10-391 K. 1990/83); "Kanun'un çok açık olmasına karşın yine de kuşkulu bir durumun varlığı iddia edildiği taktirde şüphenin sigortalının lehine yorumlanacağı ise iş ve sosyal güvenlik hukukunun temel ilkelerindendir" diyerek bunu vurgulamıştır(Prof. Dr. ... ... Barın, Türk Sosyal Güvenlik Hukuku’nda Sigortalı Lehine Yorum İlkesi. Internatıonal Conference On Eurasıan Economıes 2016 s: 236 vd). IV. DEĞERLENDİRME: 21. Yukarda açıklanan maddi ve hukuki olgulara, özellikle Kanun koyucu sigortalılık açısından sınırlama getirdiği 01.04.2015 öncesi ev hizmetinde çalışmanın haftanın yarısından fazla süresinde çalışmayı sürekli iş olarak değerlendirme, sürekli iş kavramına, ev hizmetinin niteliğine ve süreklilik arzetmesine göre isabetli değildir. Ev hizmeti sürekli ve ücretli çalışmayı gerektirmektedir. Özellikle 10.06.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4857 sayılı İş Kanunu'nun sürekli-süreksiz iş kavramlarına yer vermesi karşısında süreksiz iş içinde değerlendirme olanağı olmayan ev hizmetinde çalışanların bir gün de olsa haftalık çalışmalarının kısmi çalışma kapsamında sürekli olarak çalışma kabul edilmesi gerekir. Sigortalı lehinde yorum da bunu gerektirmektedir. Çoğunluğun sınırlamanın getirildiği 01.04.2015 öncesi haftanın yarısında çalışmayı sürekli iş kabulü 4857 sayılı İş Kanunu hükümlerine, sigortalılığın zorunluluğu ve sigortalı lehinde yorum ilkelerine aykırıdır. 22. Kararın bu gerekçe ile bozulması gerekir. Açıklanan gerekçelerle çoğunluğun görüşüne katılınmamıştır.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2021/11056, K. 2024/12591, T. 01.04.2015, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2021-11056-e-2024-12591-k-6c2bfc3dcf91