Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2013/15464 E. 2013/19647 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2013/15464
- Karar No
- 2013/19647
- Karar Tarihi
Mahkemesi :İş Mahkemesi No :2012/683-2013/368 Dava, rücuen tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, bozmaya uyarak gider avansının süresinde yatırılmaması nedeniyle HMK’nın 115/2. maddesi gereğince davanın usulden reddine karar verilmiştir. Hükmün, davacı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Meral Yıldırım tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Mahkemece, 26.02.2013 tarihli oturumda davacı tarafa gider avansını yatırması için kesin süre ihtarını ve ayrıntılı gider avansı miktarını içeren duruşma zaptının vekile tefhim edildiği, davacı tarafça gider avansının 2 haftalık kesin süre sona erdikten sonra yatırılmadığından davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK.nın 120. maddesine göre, davacı yargılama harçlarıyla her yıl Adalet Bakanlığınca çıkarılacak Gider Avansı Tarifesinden belirlenecek olan tutarı, dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. Avansın yeterli olmadığının dava sırasında anlaşılması halinde mahkemece, bu eksikliğin tamamlanması için davacıya iki haftalık kesin süre verilir. Anılan maddeye göre gider avansının dava açılırken ödenmesi zorunludur. Eldeki dava, HMK.nın yürürlük tarihinden önce 5.7.2006 tarihinde açılmıştır. Kanunun yürürlüğe girme tarihinden önce dava açıldığına ve duruşmalara başlandığına göre dava açılma aşamasının tamamlandığının kabulü gerekir. Hukuk Genel Kurulunun 12.12.2012 tarih 2012/9-1202-1218 sayılı kararında da belirtildiği üzere, Bu durumda; gerek 6100 sayılı HMK'nın 120. maddesi, gerekse; Hukuk Muhakemeleri Kanunu Uygulama Yönetmeliği’nin 45. maddesindeki düzenlemelere göre; tarifede sayılan gider avanslarının dava dilekçesi ile davanın açılması sırasında mahkeme veznesine yatırılması gereken gider olması nedeni ile, dilekçeler aşamasının tamamlanmış bulunması ve HMK’nın 448. maddesinin açık hükmü karşısında, dava dilekçesinde dayanılan delillerin toplanması açısından davacı yönünden HMK’nın 120. maddesinin uygulanması mümkün değildir. Bu nedenle; 1086 sayılı HUMK'un yürürlükte olduğu 01.10.2011 tarihinden önceki dönemde açılan bu dava için yapılacak masraflar nedeniyle istenilecek giderlerin delil avansı kabul edilip, HMK’nın 324. maddesi uygulanmak suretiyle sonuca gidilmesi, davacı vekilinin yeterli avansın yatırılmış olduğu iddiası üzerinde durulmalıdır. Diğer taraftan, tedavi giderleri kapsamında, sigorta şirketinin, Güvence Hesabının, sürücünün ve işletenin, zorunlu olarak sigorta teminatına bağlanması nedeniyle yasadan ve sözleşmeden doğan tazmin yükümlülüğü, 6111 sayılı Yasa'nın geçici 1. maddesi ile getirilen düzenlemenin yürürlüğe girmesi ile sona erdirilmiş bulunmaktadır. Bu haktan, sigorta sözleşmesinin tarafı olan işleteni ve sürücülerin yararlanması gerekmekte olup, poliçe limiti kapsamında kalan tedavi giderleri nedeniyle sorumlulukları sona erecektir. Sigorta sözleşmesinin sağladığı teminattan faydalanmayanlar bu haktan da yararlanamazlar. Ancak, zorunlu sigorta teminat tutarlarını aşan tedavi giderlerinin, zarara sebep olan veya hukuken sorumlu olanlar tarafından karşılanacağı, bu kişiler yönünden poliçe limitini aşan kısım yönünden sorumluğun devam edeceği de kabul edilmelidir. Dosya kapsamına göre öncelikle davalı ... şirketinin ödeme iddiası üzerinde durulmalı, hak sahiplerine ödeme yapılmamışsa sigorta şirketi ve sürücü yönünden 6111 sayılı Yasa ile yapılan düzenlemelere göre davanın konusuz kalıp kalmadığı irdelenmelidir. Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu, 6111 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik dikkate alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davacı avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 31.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.