Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2012/9002 E. 2012/11464 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2012/9002
- Karar No
- 2012/11464
- Karar Tarihi
Mahkemesi :İş Mahkemesi No :144-56
Dava, davacıların murisinin yaptığı 3201 borçlanma bedelinin iadesi istemine ilişkindir. Mahkeme, davanın kabulüne karar vermiştir. Hükmün, davalı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz İsteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlaı okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 1-Dava ve taraf ehliyeti kamu düzenine ilişkin olup; mahkemece re'sen göz önünde tutulmalıdır. Davacılardan reşit olmadığı anlaşılan ...'ın anne ve babasının ölümü nedeniyle vesayet altına alınarak, kendisine ablası olan diğer davacının vasi olarak atanmasına karar verildiğine göre, hakkındaki davanın anılan Kanun'un 462/8'inci maddesi uyarınca husumete izin verilmiş vasi huzuru ile yürütülmesi gereği nazara alınarak, bu yönde husumete İzin verildiğine dair ilgili Mahkeme karan da eklenerek vasinin huzurunda davaya devam olunması gerekir. 2-Diğer taraftan;davanın yasal dayanağı, 3201 sayılı Kanun'un 4.maddesidir. 17.04.2008 tarih ve 5754 sayılı Kanunun 79.maddesi ile değiştirilen anılan düzenlemede,"...Borçlanmadan sonradan vazgeçenler ile yapılan borçlanma sonrasında aylık bağlanması için gerekli şartlan yerine getiremeyenlere ve bunların hak sahiplerine talepleri üzerine yaptıklan ödemeler, faizsiz olarak iade edilir." düzenlemesi öngörülmüştür. Dosya kapsamına göre, davacıların annesi olan sigortalının, 23.05.2006 tarihinde yurt dışında geçen hizmetlerini 3201 sayılı Kanun uyarınca borçlanma talebinde bulunduğu, Kurum tarafından, 24.045 ABD Doları karşılığı olan 34. 115 TL'yi ödemesi gerektiğinin bildirilmesi üzerine, süresinde ödeme yaparak 01.12.1979 ile 31.12.1988 tarihleri arasındaki yurt dışında geçen 6870 günlük hizmetini borçlandığı anlaşılmaktadır. Sigortalının, borçlanmayı yaptıktan sonra, 04.03.2008 tarihinde vefatı üzerine, yasal mirasçı olan davacıların, 27.08.2008 tarihinde borçlanma bedelinin iadesi istemiyle başvurusu üzerine, Kurum tarafından istem reddedilmiştir. Öncelikle belirtmek gerekir ki, sigortalılık hakkı, kamu düzenine ilişkin, kişiye bağlı, vazgeçilemez ve kaçınılamaz hak ve yükümlülük doğuran bir hak olup, kişilerin ve sosyal güvenlik kuruluşlarının bu statünün oluşumundaki rolü, yenilik doğurucu ve iradi bir durum değil, kanun gereği kendiliğinden oluşan statüyü belirlemekten ibarettir. Davada uyuşmazlık konusu ise, sosyal güvenlik hakkının kaçınılamaz vazgeçilemez niteliği karşısında: hak sahiplerinin borçlanma bedelinin iadesini isteme haklan bulunup bulunmadığı noktasındadır. Anılan düzenlemenin lafzına bakıldığında, borçlanmayı bizzat yapan sigortalı veya hak sahiplerinin borçlanmadan vazgeçebileceklerinin öngörüldüğü, ancak, borçlanmayı bizzat yapmayan hak sahipleri yönünden ise; borçlanmadan vazgeçmenin sadece aylık bağlanma koşullarının yerine getirilememesi hali ile sınırlandırıldığı anlaşılmaktadır. Hali hazırda aylık bağlanma koşulları bulunmamakla birlikte, gelecekte aylık bağlama koşulunun oluşma ihtimali bulunuyor ise; aynı kapsamda değerlendirilerek, borçlanmadan vazgeçmenin mümkün olmadığının kabul edilmesi gerekmektedir. Yukarıda yapılan açıklamalara göre, husumete izin alınmaksızın, ve aylık bağlama koşullarının yerine getirilmesinin mümkün bulunup bulunmadığı noktasında irdeleme yapmaksızın eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırıdır. O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ :Temyiz edilen hükmün yukanda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 14.06.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.