Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2012/17146 E. 2012/22695 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2012/17146
Karar No
2012/22695
Karar Tarihi

Mahkemesi :İş Mahkemesi No :694-340

Davacı, sigorta başlangıç tarihinin 03.10.1978 olduğunun tespitini istemiştir.

Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.

Hükmün, davalı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

01.11.1999-30.11.1999 tarihleri arası 5510 sayılı Yasanın 4/I-a madde kapsamında, 01.10.2008-31.12.2009 tarihleri arası aynı yasanın 4/I-b madde kapsamında ve 01.01.2010 tarihinden itibaren tekrar 4/I-a madde kapsamında sigortalılığı bulunan; 02.02.2011 günlü talep ve 29.03.2011 günlü ödemeyle de Almanya’da geçen 03.10.1978-30.06.1983 tarihleri arası 1.264 günlük yurt dışı çalışmalarını, 3201 sayılı Yasaya göre ve 5510 sayılı Yasanın 4/I-a maddesinde öngörülen sigortalılık niteliğinde borçlanan davacının, 20.04.2012 günlü tahsis başvurusu, sigorta girişinin 3201 sayılı Yasanın 5.maddesi uyarınca, 4/I-a madde kapsamındaki sigortalılık tescil tarihinden, borçlanma süresi kadar geriye gidilmek suretiyle 27.04.1996 tarihi alınması nedeniyle reddi üzerine açılan iş bu dava ile davacı; Alman rant sigortasına giriş tarihi olan 03.10.1978 tarihinin, sigorta başlangıcı olarak tespitini istemiş, Mahkemece, istem gibi davanın kabulüne karar verilmiştir.

Dava dosyası içerisinde yer alan 04.01.2011 tarihli tercümeli Alman Mercii yazısı ile, eki aynı tarihli tercümesiz sigorta durumunu gösterir belgede; davacının, borçlanmaya konu yapılan 03.10.1978-30.06.1983 tarihleri arası Almanya hizmetlerine ait primleri 12.08.1985 tarihli kararla iade alarak tasfiye ettiği belirtilmektedir.

Prim iadesi suretiyle tasfiye edilen yurt dışı hizmetlerindeki anılan tasfiye edilme hali, söz konusu yurt dışı sürelerinin, 3201 sayılı Yasa uyarınca borçlandırılarak sigortalının sosyal güvenliği bakımından değerlendirilmesinde, aksine bir düzenleme bulunmadığından engel değildir.

Ancak tasfiye edilen yurt dışı hizmetlerin, sigortalılık başlangıcında esas alınıp alınamayacağı konusuna gelince;

Türkiye Cumhuriyeti ile Almanya Federal Cumhuriyeti arasında aktedilen Sosyal Güvenlik Sözleşmesinin, konuya ilişkin 29.maddesinin 4.bent hükmü, bir kimsenin Türk sigortasına girmeden önce, Alman rant sigortasına girmiş bulunması halinde, rant sigortasına giriş tarihinin, Türk sigortasına giriş tarihi olarak kabul edileceğini belirtmekle birlikte, anılan hükmün uygulanabilirliği, her iki ülke mevzuatına göre dikkate alınabilecek bir sigortalılık süresinin bulunması halinde mümkündür.

Sigortalı hizmetlerin tasfiye edilmesi halinde, tasfiyeye uğramış hizmetlerin sosyal sigorta hukuku açısından geçerliliğini yitirmiş sayılması ve artık her iki ülke mevzuatına göre nazara alınabilecek bir sigortalılık süresi kalmayacağından, Türkiye Cumhuriyeti ile Almanya Federal Cumhuriyeti arasında aktedilen Sosyal Güvenlik Sözleşmesinin, konuya ilişkin 29.maddesinin 4.bent hükmü uyarınca, rant sigortasına giriş tarihinin, Türkiye’de sigorta başlangıcı olarak sayılması mümkün olmayacaktır. Kuşkusuz bu halde sigorta başlangıcı, 3201 sayılı Yasanın 5.madde hükmü çerçevesinde belirlenmesi gerekecektir.

Şu halde yapılması gereken iş; 3201 sayılı Yasa kapsamında borçlanmaya konu yapılan ve rant sigortasına giriş tarihini de kapsayan 03.10.1978-30.06.1983 tarihleri arası yurt dışı hizmetlerin, tasfiye edilip edilmediği usulünce yapılacak araştırma ile belirlenmeli; tasfiye edildiğinin anlaşılması halinde, sigorta başlangıç tarihine yönelik davacı istemi, yukarıdaki ilkeler çerçevesinde yeniden yapılacak değerlendirme ile, varılacak sonuca göre karar verilmelidir.

Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA 21.11.2012 gününde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2012/17146, K. 2012/22695, T. 21.11.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2012-17146-e-2012-22695-k-1cf720f8bd0b