Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2012/21237 E. 2012/22677 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2012/21237
- Karar No
- 2012/22677
- Karar Tarihi
Mahkemesi :İş Mahkemesi No :462-659
Davacı, aksi Kurum işleminin iptalini, yurt dışında Türk Vatandaşı olarak çalıştığı 23.11.1994-11.11.2003 tarihleri arası süreyi, 5510 sayılı Yasanın 4/I-a maddesinde öngörülen sigortalılık niteliği kapsamında borçlandırılması gerektiğinin tespitini ve sigorta başlangıcının 18 yaşın ikmali gözetilerek, rant sigortasına giriş tarihi olan 23.11.1994 olarak tespitini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava, yurtiçi çalışması ve sigortalılık tescili bulunmayan, ayrıca 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Yasasının 20.maddesi uyarınca 11.11.2003 tarihi itibarıyla izinle çıkma sonucu Türk Vatandaşlığını kaybeden 23.11.1976 doğumlu davacının, yurt dışında Türk Vatandaşı olarak geçen 23.11.1994-11.11.2003 tarihleri arası yurt dışı süresini, 3201 sayılı Yasa uyarınca ve 5510 sayılı Yasanın 4/I-a maddesinde öngörülen sigortalılık niteliği kapsamında borçlanabileceğinin tespiti ile, rant sigortasına giriş tarihi olan 23.11.1994 tarihinin Türkiye’de sigorta başlangıcına esas alınması gerektiğinin tespiti istemlerine ilişkindir.
Mahkeme, davacının ilk sigortalılık başlangıcının Alman Rant Sigortasına giriş tarihi olan 23.11.1994 olduğunun tespitine, yurt dışında Türk Vatandaşı olarak geçen 23.11.1994-11.11.2003 tarihleri arası yurt dışı çalışmalarının 3201 sayılı Yasaya göre ve 5510 sayılı Yasanın 4/I-a maddesinde öngörülen sigortalılık niteliği kapsamında borçlandırılması gerektiğinin tespitine karar vererek, davayı kabul etmiştir.
403 sayılı Türk Vatandaşlığı Yasasının 20.maddesi uyarınca 11.11.2003 tarihi itibarıyla izinle çıkma sonucu Türk Vatandaşlığını kaybeden 23.11.1976 doğumlu davacının, yurt dışında Türk Vatandaşı olduğu dönemde geçen 23.11.1994-11.11.2003 tarihleri arası yurt dışı çalışmalarını, 3201 sayılı Yasa kapsamında borçlandırılması gerektiğine yönelik mahkemenin kabulü yerindedir.
Ancak, borçlanmaya konu yapılabilecek, anılan yurt dışı sürelerinin, 5510 sayılı Yasanın 4/I-a maddesinde öngörülen sigortalılık niteliği kapsamında borçlandırılması gerektiğinin tespitine yönelik mahkeme hükmü ile, henüz yapılmış bir borçlanma işlemi bulunmadan, rant sigortasına giriş tarihinin Türkiye’de sigorta başlangıcına esas alınması gerektiğine yönelik mahkemenin diğer tespit hükmü, eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.
Yurtiçi çalışması ve sigortalılık tescili bulunmayan davacı, ilk kez 16.04.2012 günlü borçlanma başvurusuyla, Almanya’da geçen 23.11.1994-11.11.2003 tarihleri arası yurt dışı çalışma sürelerini 3201 sayılı Yasaya göre borçlanmak istemiş, ancak bu istem, borçlanma talep tarihinde Türk Vatandaşı olmadığı gerekçesiyle red edilmiştir.
Davada uyuşmazlık, yurtiçi çalışması ve sigortalılık kaydı bulunmayan, 23.11.1994 tarihinden itibaren Almanya’da hizmet aktine dayalı olarak çalışan ve Almanya’da geçen çalışma sürelerini 3201 sayılı Yasaya göre ve 5510 sayılı Yasanın 4/I-a maddesinde öngörülen sigortalılık niteliği kapsamında borçlanabilmesinin mümkün olup olmadığı; giderek, henüz usulünce yapılmış bir borçlanma işlemi bulunmadan, rant sigortasına giriş tarihi olan 23.11.1994 tarihinin, Türkiye’de sigorta başlangıcına esas alınıp alınamayacağına ilişkindir.
Uyuşmazlık tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 17.04.2008 tarihli 5754 sayılı Yasanın 79.maddesiyle değişik 3201 sayılı Yasının 3.maddesi “Bu Kanunun 1 inci maddesinde belirtilenler ile yurt dışında çalışmakta iken veya yurda kesin dönüş yaptıktan sonra ölenlerin Türk vatandaşı olan hak sahipleri sigortalının Türkiye’de hiçbir sosyal güvenlik kuruluşuna tabi çalışması yoksa Sosyal Güvenlik Kurumuna, Türkiye’de çalışması varsa en son tabi olduğu sosyal güvenlik kuruluşuna müracaat etmek suretiyle bu Kanunla getirilen haklardan yararlanırlar. Sosyal güvenlik sözleşmeleri uygulanmak suretiyle kendilerine veya hak sahiplerine kısmi aylık bağlanmış olanların borçlanma işlemleri aylık aldıkları sosyal güvenlik kuruluşunca yapılır.”hükmünü içerirken;
Yine aynı Yasayla 3201 sayılı Yasanın 5.maddesine 4.fıkra hükmü olarak eklenen ek fıkra ile de; “Yurtdışı hizmet borçlanmasına ait süreler 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununa göre hangi sigortalılık haline göre geçmiş sayılacağının belirlenmesinde; Türkiye’de sigortalılıkları varsa borçlanma talep tarihindeki en son sigortalılık haline göre, sigortalılıkları yoksa aynı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında geçmiş sigortalılık süresi olarak kabul edilir.” Hükmü getirilmiştir.
Anılan 5754 sayılı Yasa ile, 3201 sayılı Yasada yapılan değişiklikler ve getirilen ek düzenlemelere birlikte bakıldığında; başvurulacak kuruluşların belirlenmesinde, eski 3.maddede öngörülen değişik hallerden tümüyle vazgeçilmiş ve sadece, Türkiye’de sigortalılıkları varsa borçlanma talep tarihindeki en son sigortalılık haline göre, sigortalılıkları yoksa aynı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında geçmiş sigortalılık süresi olarak değerlendirileceği öngörülmüştür. Yasanın bu açık hükmü karşısında, artık borçlanılan sürelerin, mülga diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında bir sigortalılık süresi olarak değerlendirilmesi imkanı ortadan kalkmıştır. Yani , Türkiye’de hiçbir sosyal güvenlik kuruluşuna tabi çalışması bulunmayan kişilerin, 3201 sayılı Yasaya dayalı borçlanma sürelerinin 5510 sayılı Yasanın 4/I-b kapsamında sigortalılık süresi olarak değerlendirilmesi yasal bir zorunluluk haline gelmiştir.
Öte yandan, Anayasamızın 90/son maddesi uyarınca, yöntemince yürürlüğe konulmuş Uluslararası sözleşmeler kanun hükmünde olduğu gibi, normlar hiyerarşisi yönünden uluslararası sözleşme kurallarına uygulamada yasal güç tanınmakta ve bu kuralların uygulanma önceliği haiz bulunmaktadır.
Türk Alman Sosyal Güvenlik Sözleşmesinde, Türk sigortasına girişden önce, Alman rant sigortasına girilmiş bulunması halinde, Alman Rant Sigortasına giriş tarihinin, Türk Sigortasına giriş tarihi olarak kabul edileceği yönünde açık hüküm bulunurken; söz konusu Uluslararası sözleşmede, yurtdışında geçirilen çalışma sürelerinin, akit ülke mevzuatına göre sosyal güvenlikleri bakımından değerlendirilmesi aşamasında, hangi sigortalılık niteliğine göre borçlanılabileceği konusunda açık ve özel bir düzenleme yer almamaktadır.
O halde davacının, uyuşmazlığa konu olan 23.11.1994-11.11.2003 tarihleri arası yurt dışı çalışmalarını 3201 sayılı Yasa uyarınca, ancak 5510 sayılı Yasanın 4/I-b maddesinde öngörülen sigortalılık niteliği kapsamında borçlanabilmesi mümkündür.
Diğer taraftan, Türkiye Cumhuriyeti ile Almanya Federal Cumhuriyeti arasında aktedilen Sosyal Güvenlik Sözleşmesinin, konuya ilişkin 29.maddesinin 4.bent hükmü, bir kimsenin Türk sigortasına girmeden önce, Alman rant sigortasına girmiş bulunması halinde, rant sigortasına giriş tarihinin, Türk sigortasına giriş tarihi olarak kabul edileceği öngörülmüş ise de, anılan sözleşme hükmünün uygulanabilmesi, rant sigortasına giriş tarihini de içerecek şekilde, yurt dışı borçlanmasının usulünce yapılması halinde mümkün olduğu halde, bu hususun gözetilmeksizin, yazılı şekilde sigorta başlangıcına hükmedilmesi isabetli görülmemiştir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, 21.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.