Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2012/17776 E. 2012/25174 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2012/17776
Karar No
2012/25174
Karar Tarihi

Mahkemesi :İş Mahkemesi No : 2011/1130-2012/339 Davacı, davalı şirket nezdinde 01.02.2009-23.04.2011 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak 690 TL net ücretle çalışatığının tespitini istemiştir. Mahkemece, hükümde belirtilen gerekçelerle; davanın Kabulü ile davacının davalıya ait işyerinde 11/02/2009 - 24/04/2011 tarihleri arasında toplam 799 gün süre ile davalı işyerinde çalıştığının, bu sürenin 40 günün kuruma bildirildiğinin, eksik prim gün sayısının 759 gün olduğunun, 11/02/2009- 30/06/2010 tarihleri arasında aylık prime esas kazancının brüt 725,75 TL olduğunun, 01/07/2010- 24/04/2011 tarihleri arasında ise aylık prime esas kazancının 1.088,00 TL olduğunun tespitine karar verilmiştir. Hükmün, davalı şirket ve davalı Kurum avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 1-) Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalılar avukatlarının, sair temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2-) 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 74’üncü maddesinde, Medeni Kanun ile belirtilen hükümler saklı olmak üzere, hakimin her iki tarafın iddia ve savunmalarıyla bağlı bulunduğu, ondan fazlası veya başka bir şey hakkında karar veremeyeceği belirtilmiş, 01.10.2011 günü yürürlüğe girerek 1086 sayılı Kanunu yürürlükten kaldıran 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Taleple bağlılık ilkesi” başlığını taşıyan 26'ncı maddesinde de, hakimin, tarafların istem sonuçlarıyla bağlı olduğu, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceği açıklanmış olmakla, hukuk yargılamasına “istemle bağlılık” ilkesi egemen kılınmıştır. Eldeki davada, davacı, 01.02.2009-23.04.2011 tarihleri arasındaki çalışmalarının tespitini talep etmiş ise de; Mahkemece, talep dışına çıkılarak 24.04.2011 tarihini de kapsar şekilde tespite karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. 3-)5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Geçici 7. maddesi uyarınca davanın yasal dayanağı 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 79/10. maddesidir. Bu kapsamda hizmet tespitine yönelik davalarda davacı işçinin çalışmasının gerçekliği, işin ve işyerinin kapsam ve niteliği dikkate alınarak, ücretinin ve davalı ...’na (Devredilen SSK) davalı işveren tarafından ödenen ve ödenmesi gereken primlerin miktarının belirlenebilmesi amacıyla, prime esas kazancın tespitinde, gerçek ücretin esas alınması koşuldur. Davanın niteliği gereği, çalışma olgusunun her türlü delille ispatlanabilmesine karşılık ücretin ispatında bu denli bir serbestlik söz konusu değildir. Çalışma olgusunun her türlü delille kanıtlanması olanağı bulunmakla birlikte; Hukuk Genel Kurulu’nun 2005/21-409 E., 2005/413 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 288. (6100 sayılı HMK md. 200) maddesindeki yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır.Bu nedenle işçinin imzasının bulunduğu aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle ispatı mümkündür. Ancak 506 Sayılı Kanunun 78. maddesine göre, “....günlük kazançları alt sınırın altında olan sigortalılar ile ücretsiz çalışan sigortalıların günlük kazançları alt sınır üzerinden hesaplanır.” Somut uyuşmazlıkta; yerel mahkemece banka kayıtları esas alınarak talebin kabulüne karar verilmiş ise de; 506 sayılı Yasanın 78. maddesine göre, asgari ücretin altında ücret tespiti mümkün bulunmadığından, ücretin dönemin yasal asgari ücret olarak kabulü yerine, yazılı şekilde karar verilmesi, yine, davacının talep ettiği dönem içerisinde 09.10.2009 öncesi dönem bakımından herhangi bir belge olmamasına rağmen, asgari ücret yerine, bu dönem için de ücret tespitine karar verilmesi isabetisizdir. 4-)Mahkemece, verilen hükümde, 01.02.2009-11.02.2009 tarihleri arası dönemdeki sürenin reddedildiği; bu durumda, davacının, istemine ve temyiz edenlerin sıfatına göre, hükmün kısmi kabul niteliğinde olduğu anlaşılmakla, avukatla temsil edilen davalı şirket ve davalı SGK lehine, karar tarihi itibariyle yürürlükte olan tarife uyarınca, red sebebinin ortak olduğu da gözetilerek, tek vekâlet ücretine karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli görülmemiştir. 5-) Ayrıntıları Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.03.2006 gün ve 2006/1-163 Esas, 2006/76 sayılı kararında da belirtildiği üzere davada, kısmen kabule karar verildiğine göre 6100 Sayılı HMK.'nun 312 ve 323. maddelerine uygun şekilde, tarafların haklı çıktıkları oranda yargılama giderlerinin paylaştırılarak karar verilmesi gerekirken mahkemece yanılgılı değerlendirme sonucu yargılama giderlerinin tamamının davalılara yükletilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. 6-) 02.05.1991 doğumlu davacının, 11.02.2009 tarihinde henüz 18 yaşını doldurmamış olduğu, buna göre de; 506 sayılı Yasanın 60/G maddesinde yer alan, “18 yaşından önce malullük, yaşlılık ve ölüm Sigortalarına tabi olanların sigortalılık süresi, 18 yaşını doldurdukları tarihte başlamış kabul edilir. Ancak, bu tarihten önceki süreler için ödenen malullük, yaşlılık ve ölüm Sigortaları primleri, prim ödeme gün sayılarının hesabına dâhil edilir.” düzenlemesi karşısında; aynı Yasanın Geçici 54. maddesi uyarınca 01.04.1981 tarihinden önce malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tescili bulunmayan davacı sigortalının; 18 yaşını ikmal ettiği tarihten önceye ilişkin, tespite konu sigortalılığının bu çevrede değerlendirilmesi gereğinin hükümde gözetilmemiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. Ne var ki; bu aykırılıkların giderilmesi, yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, karar bozulmamalı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun Geçici 3. maddesi delaletiyle 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmalıdır. SONUÇ: 1-) Hüküm fıkrasının 1. Bendinin tamamen silinerek, yerine, “Davanın Kısmen Kabulüne,davacının davalı şirkete ait işyerinde 11/02/2009-23/04/2011 tarihleri arasında yasal asgari ücret ile sigortalı çalıştığının tespitine, 506 sayılı Yasanın 60/G maddesi hükmü uyarınca 11.02.2009- 02.05.2009 tarihleri arasındaki dönemde sigortalı hizmetlerinin prim gün sayısına eklenmesine,” sözcüklerinin yazılmasına; 2-) Hüküm fıkrasının, 4. Bendinde yer alan “ 277,40 TL yargılama giderinin” ibaresinden sonra gelmek üzere “ kabul ve red oranına göre 250,00 TL’sinin” sözcük ve rakamlarının eklenmesine 3-) Hüküm fıkrasının 5. Bendinden sonra gelmek üzere, “Kısmen Kabule göre Karar tarihi itibariyle AAÜT. uyarınca hesaplanan 1200,00 TL. Vekâlet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalılara verilmesine,” cümlesinin eklenmesine ve kararın bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının davalılardan... ve Alarm Sistemleri Elektronik Müh. İnş.San. ve Tic. Ltd. Şti.'nden alınmasına, 10.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2012/17776, K. 2012/25174, T. 10.12.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2012-17776-e-2012-25174-k-47a646f1c4ed