Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2012/11867 E. 2013/24288 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2012/11867
Karar No
2013/24288
Karar Tarihi

Mahkemesi :İş Mahkemesi No :2011/908-2012/235 Dava, ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Mahkeme kararlarında nelerin yazılacağı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297’nci maddesinde belirtilmiştir. Buna göre, hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Aynı kural, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 298’inci maddesinde de tekrarlanmıştır. Keza anılan Kanunun 321’inci maddesinde kararın tefhimi, Mahkemece hükme ilişkin tüm hususların gerekçesi ile birlikte açıklanması suretiyle olacağı belirtilmiştir. Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır. Hatta giderek denebilir ki, dava içinden davalar hedefine ulaşmasını engeller. Kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 19.06.1991 gün 323/391 sayılı; 10.09.1991 gün 281/415 sayılı; 25.09.1991 gün 355/440 sayılı; 28.01.2004 gün 25/48 sayılı ve 16.03.2012 gün 97/203 sayılı ilamları) Davacı, davalı Kurum tarafından tebliğ edilen 13.07.2005 tarihli yazıda yer alan 2001/3. aya ilişkin prim borcunun 6183 sayılı Kanunun 102’inci maddesi kapsamında zamanaşımına uğradığı, bir kısım idari para cezalarının ise davalı Kuruma yapılan itirazlar sonucunda kaldırıldığı, bir kısmının ise kaldırılmadığı iddialarıyla 2011/019208 sayılı ödeme emrinin iptaline karar verilmesini istemiştir. Mahkemece; davanın kabulü ile “...davalı Kurum tarafından davacı aleyhine 2001/3. aya ilişkin prim borçlarının tahsili yönünde 2011/019208 sayılı ödeme emri ile takibe geçildiği... 2001 yılına ilişkin prim borcunun... zamanaşımına uğradığı...” gerekçesiyle “...2011/019208 Esas sayılı dosyalardan gönderilen ödeme emirlerinin iptaline” karar verilmiştir. Mahkemece, yargılama sırasında takip dosyası getirtilmemiş olup, dosyada 2011/19208 sayılı takip dosyasına ait olduğu anlaşılan bir adet ödeme emri ... 1. İdare Mahkemesi’nin 30.10.2009 tarih 360/1658 sayılı kararı ile iptal edilen idari para cezasına ilişkindir. Davalı Kurum tarafından temyiz aşamasında ibraz edilen belgelerden ise; Sigorta Müfettişi tarafından yapılan denetim sonunda tanzim edilen 24.03.2005 tarih 17/14 sayılı rapor sonucunda davacı şirket aleyhine idari para cezaları uygulanmasına karar verildiği ve re’sen prim ve gecikme zammı tahakkuk ettirildiği, 2011/019207 ve 019208 sayılı takip dosyalarından da söz konusu idari para cezası ve primlerin tahsili amacıyla 6183 sayılı Kanun kapsamında takip başlatıldığı anlaşılmaktadır. Buna göre; Mahkemece 019208 sayılı takip dosyasındaki “ödeme emirlerinin” iptaline karar verilmiş olması, aynı takip dosyası üzerinden başkaca ödeme emirlerinin tanzim edilmiş olması halinde infazda tereddüte neden olabileceği gibi, prim borcuna ilişkin olduğu Mahkeme gerekçesinde belirtilen ödeme emrinin idari para cezasına ait olması durumunda gerekçe ile talep ve hüküm arasında çelişkiye de neden olacaktır. Bu nedenle; davaya konu 019208 sayılı takip dosyasının tümünün onaylı sureti getirtilerek ödeme emirleri ve konuları tespit edilmeli, idari para cezasına ilişkin ise kesinleşmesine ilişkin prosedürün tamamlanıp tamamlanmadığı bu arada ... 1. İdare Mahkemesinin 30.10.2009 tarih 360/1658 sayılı kararının kesinleşip kesinleşmediği araştırılmalı, prim alacağına ilişkin de ödeme emri bulunduğunun anlaşılması halinde ise 6183 sayılı Kanunun 58’inci maddesindeki hak düşürücü süre de göz önüne alınarak dava dilekçesindeki iddia nazara alınıp zamanaşımı def’i ile tüm iddia ve deliller hep birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın, eksik inceleme ve araştırmayla yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma gerekir. O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 13.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2012/11867, K. 2013/24288, T. 13.12.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2012-11867-e-2013-24288-k-131a8c0a0759