Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2012/11521 E. 2012/23109 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2012/11521
Karar No
2012/23109
Karar Tarihi

Mahkemesi :İş Mahkemesi No : 2009/77-2011/1074 Davacı, davalı ... AŞ.’de kalorifer, güvenlik ve ayrıca elektrik işlerine bakan işçi olarak 31.12.2004-01.11.2007 tarihleri arasında geçen çalışmalarının sigortalı çalışma olarak tespitini istemiştir. Mahkemece, hükümde belirtilen gerekçelerle davacının davalı şirket nezdinde 1.1.2005-1.11.2007 tarihleri arasında asgari ücretle aralıksız çalıştığının tespitine karar verilmiştir. Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Geçici 7. maddesi uyarınca davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesidir. Anılan Kanunun 6. maddesinde ifade edildiği üzere, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. 506 sayılı Kanun’un 4’üncü maddesi ile “işveren; ...sigortalıları çalıştıran... kişiler...” olarak tanımlanmış olup, hizmet tespitine yönelik davalarda, çalışma ilişkisinin nitelik ve süresinin belirlenmesinde, bu yöndeki işyeri bilgi ve belgelerine ulaşılmasında, bir başka deyişle, davanın sübutu, kanıtlama yükümlülüğü ve verilen kararın infazı açısından, doğru işverene husumet yöneltilmesi zorunludur. Husumet konusu, davanın her safhasında, taraflarca ileri sürülebileceği gibi, taraflarca ileri sürülmese dahi kamu düzeniyle ilgili olduğundan gerek Mahkemece, gerekse Yargıtay’ca tarafların bu yönde bir savunmasının olup olmadığına bakılmaksızın kendiliğinden göz önünde tutulur. Somut olayda davacı, her ne kadar davalı şirket nezdinde çalıştığını iddia etmiş ise de; Mahkemece davacının çalışmasının geçtiği adreste faaliyet gösteren diğer şirketlere de dava dilekçesi gönderilmiş ve duruşma günü tebliğ edilmiştir. Dosya kapsamından davacının çalışmalarının geçtiğini iddia ettiği ... Mahallesi...Caddesi No:2/4 sayılı adreste iki blok halinde bir yapının olduğu ve bu yapıda davalı şirket dışında başka şirketlerin de faaliyet gösterdiği ve davacı tanığının beyanına göre davalı şirketin tek başına faaliyette bulunduğu 4 katlı binada kalorifer tesisatının bulunduğu ve karşılığının verilmesi halinde diğer blokta faaliyet gösteren işyerlerinin de bu tesisattan faydalanabildiği anlaşılmaktadır. Buna göre, davacının çalışmasının geçtiği yerin, apartmanlardan oluşan bir site olup olmadığı, davacının her iki blokta da çalışıp çalışmadığı, taşınmazların birbirlerine yakınlıkları, çalışmanın geçtiği apartman işyerindeki bağımsız bölüm sayısı ile nitelikleri ve apartman yönetiminin oluşturulup oluşturulmadığı, var ise, karar defteri ve davacı hakkında alınan bir kararın olup olmadığı, davacıya talep ettiği dönemin tamamı bakımından ücretinin ne şekilde ve kim tarafından ödendiği, yine, dinlenen tanık beyanlarına göre davacının, davalı şirketin faaliyet gösterdiği son adresine taşınmadan önce, aynı adreste kalorifer sorumlusu olarak çalışıp çalışmadığı, çalışmış ise, işvereninin kim olduğu, davalı şirket nezdinde ise, daha sonradan güvenlik görevlisi olarak işe alınıp alınmadığı ve buna ilişkin yazılı belgelerin bulunup bulunmadığı, şayet, Kat Mülkiyeti Kanununa göre usulünce seçilmiş yönetici veya yönetim kurulu varsa, doğrudan bunlara, şayet, yönetici veya yönetim kurulu yoksa, kat malikleri veya bina sahibine karşı dava açılması gerektiği, dava açılmış ise, davaya dâhil edilmesi gerektiği hususlarında; kısacası davacının işvereninin kim olduğunun belirlenmesine ilişkin yeterli araştırma yapılmamıştır. Mahkemece, belirtilen esaslar dâhilinde yapılacak araştırma sonucu, davacının talep ettiği dönem bakımından gerçek işvereni/işverenleri tespit edilerek bu işverene/işverenlere husumetin yöneltilmesi gerekir iken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O hâlde, davalı Kurum avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 26.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2012/11521, K. 2012/23109, T. 26.11.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2012-11521-e-2012-23109-k-a26c9b91a969