Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2012/12107 E. 2012/23099 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2012/12107
Karar No
2012/23099
Karar Tarihi

Mahkemesi :İş Mahkemesi No : 2008/256-2012/64 Davacı, davalıya ait çiftlikte 01.10.1982-31.12.2003 tarihleri arasında aralıksız çalıştığını iddia ile bu sürelerinin sigortalı çalışma olarak tespitini istemiştir. Mahkemece, hükümde belirtilen gerekçelerle; davanın kısmen kabulü ile, davacının davalıya ait çiftlik işyerinde 01.10.1982 ila 31.12.2003 tarihleri arasında mevsimlik olarak toplam 4470 gün sigortalı olarak hizmet akdi ile çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine, karar verilmiştir. Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Geçici 7. maddesi uyarınca davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesidir. Anılan Kanunun 6. maddesinde ifade edildiği üzere, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde, re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. Bu tür davalarda davacının çalışmaları ile ilgili tüm belgeler davalı kurumdan; puantaj kayıtları ve ücret tediye bordrolarının asılları işverenden getirtilmeli, iş bu belgelerden sigortalının imzasını içerenler yönünden imzanın davacıya aidiyeti davacı tarafından kabul edilenler ile inkâr edilip de aidiyeti ehil bilirkişi incelemesiyle saptananlardan yine davacı tarafından hata-hile-ikrah durumu iddia ve ispat edilemeyenler bakımından, işbu yazılı belgelerin aksi eşdeğerde delillerle kanıtlanması için davacıya delilleri sorulmalı dava konusu dönemde davacı ile birlikte çalışan ve işverenlerin bordrolarında kayıtlı kişiler ile aynı yörede komşu veya benzeri işleri yapan başka işverenler ve bu işverenlerin çalıştırdığı bordrolara geçmiş kişiler emniyet araştırması ve kurumdan sorulmak suretiyle saptanarak bilgi ve görgülerine başvurulmalı; bunun dışında sigortalının kayıtlarda gözükmeyen çalışmalarının hangi nedenlerle kayıtlara geçmediği ya da bildirim dışı kaldığı hususu Gereğince araştırılmalı, tespiti istenen dönemde davalı işyerinde Kurum müfettişlerince inceleme yapılıp yapılmadığı sorulmalı, inceleme yapılmışsa belgeler getirtilmeli, yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, iş yerinin kapsamı, kapasitesi ve niteliği nazara alınmalı, çelişkiler vaki olursa, usulünce giderilmeli, böylece, bu konuda gerekli tüm soruşturma yapılarak uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir. Eldeki davada, davacının kesintisiz olduğunu iddia ettiği çalışmasının gerçekliği, işin ve işyerinin kapsam ve niteliğiyle süresinin belirlenebilmesi için Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme, hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir. Davacının, davalının çiftliğinde çalıştığını iddia etmesi nedeniyle davalıya ait çiftlikte ne gibi ürünlerin yetiştirildiği, bu ürünlerin hangi kuruma teslim edildiği ve davacı tarafından teslim edilen ürünler nedeniyle müstahsil makbuzlarının veya tesellüm fişlerinin bulunup bulunmadığı araştırılmalı, dosya arasında davalıya ait 4 adet traktörün bulunduğu anlaşılmasına göre, bu traktörlerin kim tarafından kullanıldığı, traktöre alınan yakıtların kim tarafından alındığı ve davacının bu alım fişlerinde adının geçip geçmediği, yine davalı adına 500 dönümlük bir arazinin olduğu iddia edildiğine göre bu arazilerin ekim, dikim, bakım ve hasat dönemlerinde başka çalışanların olması gerekeceği, bu kapsamda davacıdan başka davalının çiftliğinde çalıştığı anlaşılan kişilerin bulunup bulunmadığı kolluk aracılığıyla tespit edilmeli, ayrıca dönemin uzunluğu dikkate alındığında davacının talep ettiği dönem içerisinde hangi sosyal güvenceden faydalandığı, hayatın olağan akışı içerisinde davacının hastalanmaması ihtimali bulunmadığından hangi kurumdan faydalandığı sorulmalı, yine, davacının ikametinin nerede olduğu muhtarlıktan sorulmalı ve yetiştirilen ürünlerin ekim ve hasat dönemlerinin hangi tarihler arasında olduğu ziraat odasından sorularak, davacının çalışmalarını bilebilecek durumda olan komşu çiftlik işveren veya çalışanlarının bulunup bulunmadığı, hususlarında, Mahkemece herhangi bir araştırma yapılmamış, salt tanık beyanları ile, oldukça uzun bir dönem için tespite karar verilmiştir. Mahkemenin, yukarıda açıklanan esaslar doğrultusunda araştırma yaparak elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O hâlde, davalı Kurum avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 26.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2012/12107, K. 2012/23099, T. 26.11.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2012-12107-e-2012-23099-k-1763fcb4d9b0