Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2011/9039 E. 2012/15633 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2011/9039
- Karar No
- 2012/15633
- Karar Tarihi
Mahkemesi :İş Mahkemesi No :631-11 Davacı, icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini ve davalının %40 icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesini istemiştir. Mahkemece, ilamında belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297. maddesi gereğince, (HUMK md. 388-389) hüküm sonucu kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Davanın kısmen kabulüne karar verilip, davacı lehine vekalet ücretine ilişkin olumlu-olumsuz açıklama bulunmayan 01.02.2011 günlü kısa kararın tefhimi yetersiz olup; gerekçeli kararın 09.03.2011 tarihinde davacı Kurum vekiline elden tebliğ edildiği anlaşılmakla, 17.03.2011 tarihinde verilen temyiz dilekçesinin 8 günlük yasal süre içinde verildiği kabul edilmelidir. Buna göre, davacı Kurumun temyiz dilekçesinin, tefhim tarihi esas alınarak, süre aşımı nedeniyle reddine dair ek kararın, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun geçici 3. maddesindeki düzenlemeye göre, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 432/son maddesi gereğince BOZULMASINA ve işin esasının incelenmesine karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: 1-Yerel Mahkemenin davacı Kurum vekilinin temyiz isteminin süre aşımı nedeniyle reddine dair 18.03.2011 tarihli ek kararın, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 432/son maddesi gereğince BOZULMASINA; 2- İşin esasına gelince; 21.07.2004 gün ve 25529 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak, öngördüğü istisnalar dışındaki hükümleri yayım tarihinde yürürlüğe giren, 14.07.2004 tarih ve 5219 sayılı “Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” ve ayrıca 5236 sayılı Kanun, katsayı artışı da uygulanmak suretiyle bu kanunların yürürlük tarihinden sonra yerel mahkemelerce verilen hükümler yönünden 2011 yılı için (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesinde yer alan, 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin hükümlerinin uygulanmasının gerektiğine ilişkin düzenleme uyarınca) 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 427. maddesindeki temyiz (kesinlik) sınırını 1.540,00TL olarak değiştirmiştir. Alacağın bir kısmının dava edilmiş olması halinde temyiz (kesinlik) sınırının tespitinde alacağın tamamı gözetilmesi; tamamı dava edilen bir alacağın kısmen kabulünde ise temyiz (kesinlik) sınırının belirlenmesinde kabul ve reddedilen miktarların esas alınması (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesinde yer alan, 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin hükümlerinin uygulanmasının gerektiğine ilişkin düzenleme uyarınca) HUMK'nın 427. maddesi hükmü gereğidir. Somut olayda yerel mahkemece itirazın iptaline karar verilen alacak miktarı 1.346,56 TL tutarında olup, yukarıda değinilen temyiz (kesinlik) sınırının altında bulunduğundan, anılan karara karşı temyiz yoluna başvurulması, hükmolunan miktar itibariyle mümkün değildir. O halde, davacı Kurum vekilinin temyiz dilekçesinin miktar itibarıyla kesinlik nedeniyle reddi gerekmektedir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle davacı Kurum vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE, 20.09.2012 gününde oybirliği ile karar verildi