Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2011/10307 E. 2012/25532 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2011/10307
- Karar No
- 2012/25532
- Karar Tarihi
Mahkemesi :İş Mahkemesi No :44-240 Dava, 506 sayılı Kanun hükümleri kapsamındaki zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne verilmiştir. Hükmün, davalı taraf avukatlarınca temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okundu. Temyiz konusu hükme ilişkin dava, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun Geçici 3. Maddesi delaletiyle 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi. 1-) Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalı taraf vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2-) 01.08.2006 – 04.12.2008 tarihleri arasında davalı işverene ait işyerinde hizmet akdine dayalı olarak geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışma sürelerinin tespiti istemine ilişkin davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79. maddesinin onuncu fıkrası olup, mahkemece yapılan yargılama sonunda istem kısmen kabul edilerek, 01.08.2006 – 06.06.2007, 03.01.2008 – 31.01.2008 dönemleri yönünden sigortalılık süreleri hüküm altına alınmıştır. Karar tarihi itibarıyla yürürlükte olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 417. maddesinde, kanunen belirtilmiş haller dışında yargılama giderlerinin aleyhinde hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği, davada iki taraftan her birinin kısmen haklı çıkması durumunda ise mahkemece her iki tarafın yargılama gideri ile yükümlü tutulacağı veya bu giderlerin taraflar arasında takdir edilen şekilde bölüştürüleceği; 418. maddesinde, davanın esası hakkında yararına hüküm verilmiş olan tarafın davayı isteyerek uzatması veya gereksiz masraf yapması ya da elinde bulunup da karara etkili olan belgeleri anında ve zamanında karşı tarafa bildirmemesi durumlarında yargılama giderlerinin tamamı veya bir bölümüyle mahkûm edilebileceği; 423. maddesinde, vekil ücretinin yargılama giderleri içinde yer aldığı belirtilmiş olup; 29.05.1957 gün ve 4/16 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da, avukatlık ücretinin, diğer yargılama giderlerinde olduğu gibi mahkemece kendiliğinden (resen) hükme bağlanacağı açıklanmıştır. Sigortalılık süresinin saptanmasına yönelik davalar yönünden, bu tür davaların tarafları ve niteliğinden hareket edilerek, kısmen haklı çıkma durumunda dahi yargılama giderlerinin tümünden davalının/davalıların sorumlu tutulacağına ve reddedilen süreler yönünden vekil ile temsil olunan davalı/davalılar yararına avukatlık ücreti belirlenemeyeceğine ilişkin herhangi bir özel yasal düzenleme bulunmadığından, davanın kısmen reddine karar verilmesi durumunda, anılan Kanunun 418. maddesinde açıklanan özel sebep ve koşullar var olmadığı sürece yargılama giderlerinin haklılık paylarına göre taraflar arasında paylaştırılması ve vekil ile temsil edilen davalı yararına da avukatlık ücreti belirlenmesi zorunludur. Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.03.2006 gün ve 2006/1-163 Esas, 2006/76 Karar, 28.05.2008 gün ve 2008/10-370 Esas ve 2008/410 Karar numaralı ilamlarında da aynı yaklaşım ve görüş benimsenmiştir. İnceleme konusu davada; istemin kısmen kabulüne karar verilmesine ve söz konusu 418. maddenin uygulama koşulları bulunmamasına karşın, mahkemece yanılgılı değerlendirme sonucu, yargılama giderlerinin taraflar arasında bölüştürülmemesi ve yargılamada vekil ile temsil edilen davalılar yararına avukatlık ücreti belirlenmemesi isabetsiz olduğu gibi, davacı adına tam bildirim ve prim ödemesi gerçekleştirildiğinden hüküm altına alınmasında hukuki yarar bulunmayan 03.01.2008 – 31.01.2008 döneminin de karara bağlanması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. Ne var ki; bu aykırılıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, 01.10.2011 günü yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı Kanunun 438. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır. S O N U Ç : Hükmün; (1) numaralı bendinde yer alan “142” rakamlarının çıkartılarak, yerine, “171” rakamlarının, “335” rakamlarının çıkartılarak, yerine, “306” rakamlarının yazılmasına, (3) numaralı bendinde yer alan sözcüklerin çıkartılarak, yerine, “taraflar vekil ile temsil olunduklarından, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri gereğince, 1.100,00 TL. avukatlık ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 1.100,00 TL. avukatlık ücretinin de davacıdan alınarak eşit olarak davalılara paylaştırılmasına,” sözcüklerinin yazılmasına, (4) numaralı bendinde yer alan “giderinin ise her iki davalıdan alınarak davacıya verilmesine,” sözcüklerinin çıkartılarak, yerine, “giderinden, tarafların haklılık payları göz önünde bulundurularak takdiren 134,00 TL.sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, kalan giderin ise davacı üzerinde bırakılmasına,” sözcüklerinin yazılmasına ve bu şekliyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 13.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.