Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2011/8939 E. 2012/12278 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2011/8939
Karar No
2012/12278
Karar Tarihi

Mahkemesi :İş Mahkemesi No :1137-178 Dava, davacının davalılardan işverene ait işyerinde 01.09.1992 tarihinden itibaren bir ay süre ile çalıştığının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir. Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Dava konusu dönemde; davalı işverene ait işyerinde geçtiği iddia edilen hizmetlere ilişkin olarak; sabun imalatı işyerinden davacının 01.09.1992 işe başlama tarihli, 04.09.1999 tarihinde Kurum kayıtlarına intikal eden ve davacı adına atfen imzalı işe giriş bildirgesinin bulunduğu, davacı adına herhangibir çalışma bildiriminde bulunulmadığı, dava konusu döneme ait dönem bordrosunun bulunmadığı, davacının teyzesinin oğlu ve arkadaşı olan iki davacı tanığının lehe beyanda bulundukları, Mahkemece, davalı işverene ait 848.. sigorta sicil sayılı işyerinin 20.08.1992-30.08.1992 tarihleri arasında 506 sayılı Kanun kapsamında olduğu, talep konusu dönemde kapsamda olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Geçici 7. maddesi uyarınca davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesidir. Anılan Kanunun 6. maddesinde ifade edildiği üzere, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. Ayrıca, 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesi hükmüne göre; Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Yukarıda belirtilen ilkeler ışığında, davacının, kesintisiz olduğunu iddia ettiği çalışmasının gerçekliği, işin ve işyerinin kapsam ve niteliğiyle süresinin belirlenebilmesi amacıyla; davacının çalışmaları ile ilgili tüm belgeler, özellikle varsa işyerinde Belediye ve Zabıtaca yapılmış denetime ilişkin belgeler getirtilmeli, ilgili ticaret sicil müdürlüğünden ve vergi dairesinden işveren şirkete ait kayıtlar varsa vergi yoklama memurlarınca tutulan tutanak ve raporlar getirtilmeli, işyerinin ticaret sicilinde kayıtlı adresinde yaptırılan zabıta araştırması ile davalı işverenin belirtilen adreste hiçbir zaman bulunmadığı, komşu işyerlerince işverenin ve davacının tanınmadığı anlaşılmakla, davacının çalışmalarının geçtiği işyeri adresi belirlendikten sonra komşu işyeri çalışanları tespit edilerek gerekli görüldüğünde bilgilerine başvurulmalı, iddia edilen döneme ilişkin işveren ve Kurum nezdindeki tüm kayıt ve belgeler celp olunmalı, aynı çevrede faaliyet yürüten işverenler ile çalıştırdıkları kişiler yöntemince saptanarak tanık sıfatıyla dinlenilmeli, belirdiği takdirde anlatımlar arasındaki çelişkiler giderilmeli, tespiti istenen dönemde davalı işyerinde Kurum müfettişlerince inceleme yapılıp yapılmadığı sorulmalı, inceleme yapılmışsa belgeler getirtilmeli, davacı adına verilen işe giriş bildirgesi verildiğine göre, imzanın kendisine aidiyeti sigortalı tarafından kabul edilip veya davacı tarafından imzaya itiraz edilipte aidiyeti ehil bilirkişi incelemesiyle saptananlardan yine sigortalı tarafından hata-hile-ikrah durumu iddia ve ispat edilemeyenler bakımından, işbu yazılı belgelerin aksi eşdeğerde delillerle kanıtlanması için davacıya delilleri sorulmalı, sigortalının kayıtlarda gözükmeyen çalışmalarının hangi nedenlerle kayıtlara geçmediği ya da bildirim dışı kaldığı hususu gerektiği gibi araştırılmalı, işyerinin Kurumda kaydı olmayan dönemde de işçi çalıştırmasının mümkün olduğu göz önünde bulundurularak böylece bu konuda gerekli tüm soruşturma yapılarak uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir. Mahkemenin, yukarıda açıklanan esaslar doğrultusunda araştırma yaparak elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davacı avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 25.06.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2011/8939, K. 2012/12278, T. 25.06.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2011-8939-e-2012-12278-k-e04663799061