Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2011/2734 E. 2012/7536 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2011/2734
- Karar No
- 2012/7536
- Karar Tarihi
Mahkemesi :Asliye Hukuk(İş) Mahkemesi No :100-120
Dava, davalıların murisine ait 1.785,83 TL sosyal güvenlik destek primi borcunun gecikme zammı ve yasal faizi ile tahsili istemine ilişkindir. Mahkeme, ilâmında belirtildiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir. Hükmün, davacı Kurum tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Yargılama sonunda, davaya konu borcun sosyal güvenlik kaynaklı olup şahsa sıkı sıkıya bağlı bulunduğu ve davalılara herhangi bir ölüm aylığı bağlanmadığından sorumlu olmayacakları gerekçesi ile hüküm kurulmuş ise de; Hukuk Genel Kurulunun 12.03.2008 gün ve 21-235 E/ 248 K sayılı kararında da belirttiği üzere, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 599. maddesi uyarınca; “mirasçılar, miras bırakanın ölümü ile mirası bir bütün olarak, kanun gereğince kazanırlar...miras bırakanın borçlarından kişisel olarak sorumlu olurlar...” Kural olarak, bir kimsenin ölümü ile mal varlığının bir bütün olarak mirasçılarına geçmesini ifade eden külli halefiyet gereğince, mirasbırakanın kişisel özelliklerinin ağır bastığı, düşünsel ve bedeni özellik ve yetenekleri göz önünde bulundurularak yapılmış, borcun bizzat miras bırakan tarafından yerine getirilmesi gereken şahsi edim borçları dışında, malvarlığından ifa durumunda olunan maddi edim borçları mirasçılara intikal eder. Miras bırakanın borçları, ölümünden önce yaptığı hukuki işlemlerden, işlediği haksız fiillerden, malvarlığında meydana gelen sebepsiz zenginleşmeden ve ölüm anına kadar oluşan bir takım olgular nedeniyle doğrudan doğruya kanundan doğabilir. Mirasçıların sorumluluğu bakımından borcun kaynağı önemli değildir. Bu sorumluluk, mirasın kesin olarak kazanılması ile başlar, borcun esası ile sınırlı olmayıp, işlemiş ve işleyecek faizlerini de kapsar. Mahkemece, açıklanan tüm bu maddi ve hukuksal olgular dikkate alınmaksızın davanın kabulü yerine, yanılgılı değerlendirme ile hüküm kurulmuş olması isabetsizdir. O hâlde, davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 30.04.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.