Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2011/14709 E. 2012/24660 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2011/14709
- Karar No
- 2012/24660
- Karar Tarihi
Mahkemesi :İş Mahkemesi No :2009/820-2011/532
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir. Mahkeme, ilâmında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir. Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Davacı, 01.01.2004-31.12.2006 tarihleri arasında 35 T 5... plakalı ticari takside şoför olarak çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, davacının 35 T 5... plakalı ticari taksi işletmesini kiracı olarak işleten ...'ın yanında, 11.11.2004 tarihinden, 19.07.2006 tarihine kadar hizmet akdi ile devamlı çalıştığı, ancak davalı ...'in yanında ve davalı şirkette geçen herhangi bir çalışmasının bulunmadığı gerekçesiyle, husumet nedeni ile davanın reddine karar verilmiş ise de, mahkemenin hükmü eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır. Davanın yasal dayanağı, 5510 sayılı Yasanın Geçici 7. maddesi kapsamında uygulama alanı bulan 506 sayılı Yasanın 79/10 maddesidir. 506 sayılı Yasanın 6. maddesinde ifade edildiği üzere “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve feragat edilemez”. Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi karşısında, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davaların, kamu düzenine ilişkin olduğu, bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğunun gözetilmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. Davada somutlaşan olayda; davacı adına, gerek davalı ..., gerekse davalı şirketten Kuruma verilen herhangi bir işe giriş bildirgesinin bulunmadığı, davacının hizmet cetvelinden 20.07.2006-31.12.2006 tarihlerini kapsar şekilde 162 gün başka işyerinden bildirilen çakışan sigortalılığının bulunduğu, 35 T 5... plakalı ticari taksiye yönelik davacı adına 08.06.2005 ve 17.01.2006 tarihli ceza tutanaklarının dosyada yer aldığı, 35 T 5... plakalı ticari taksinin 25.08.1993 tarihinden itibaren ve halen davalı ...adına trafikte kayıtlı olduğu, İzmir 19. Noterliği'nin 06.03.2007 tarih ve 06238 yevmiye nolu imza sirkülerine bakıldığında, dava dışı ...'ın 10 yıl süre ile münferiden, şirket müdürü olarak temsil yetkisine haiz olduğunun anlaşıldığı, adi nitelikte akdedilen 11.11.2004 tarihli sözleşmede, satıcı olarak ... ve...'un (plakayı davalı ...'den kiralayanlar), alıcı olarak da ...'ın gösterildiği, sözleşmede; "... ve...'a ait aracın kasası, 13.500,00 TL'ye alınmıştır, kiracı olarak arabada hiçbir hakları kalmamıştır" hükümlerinin yer aldığı, davalı şirketin şoförlerinden rüşvet aldıkları iddia edilen trafik polislerinin yargılandıkları ceza davasında dinlenen, aynı zamanda da şirket ortağı olduğunu beyan eden ...'un beyanında, şirketin amacının piyasadan araç kiralamak ve kiraladığı araçları ticari taksi plakası ile çalıştırmak olduğunu, davacının da şirkette baş şoför olarak çalıştığını beyan ettiği, mahkemece dinlenen davacı tanıklarının beyanlarında, davacının davalı şirkette baş şoför olarak çalıştığını belirttikleri, davalı tanıklarından ...'nın ise beyanında, davacının ...'ın yanında çalıştığını belirttiği anlaşılmaktadır. Şu halde mahkemece yapılacak iş; davacıya mehil vererek, 11.11.2004 tarihli sözleşmede imzası bulunan ve davalı şirketi münferiden temsile yetkili şirket müdürü olduğu anlaşılan ...'ın, HMK’nın 124. maddesi gereğince davaya iştirakini sağlamak; ...'ın, 11.11.2004 tarihli sözleşmeyi kendi adına mı, yoksa davalı şirketi temsilen mi imzaladığını; 35 T 5... plakalı ticari taksiyi kendi nam ve hesabına mı, yoksa davalı şirket adına mı işlettiğini; ayrıca kendi nam ve hesabına işyeri bulunup-bulunmadığını araştırıp; işverenin kim olduğu hususunu hiçbir kuşku ve duraksamaya meydan vermeyecek biçimde belirlemek, yapılacak yargılama sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir. Mahkemenin, yukarıda açıklanan esaslar doğrultusunda araştırma yaparak elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu, yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve sair yönleri incelenmeksizin hüküm bozulmalıdır. S O N U Ç : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 06.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.