Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2011/13718 E. 2012/16536 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2011/13718
Karar No
2012/16536
Karar Tarihi

Mahkemesi :İş Mahkemesi No :23-462 Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir. Mahkeme, ilâmında belirtildiği davanın reddine karar vermiştir. Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Dava, 5510 sayılı Kanun’un geçici 7/1’inci maddesi uyarınca uygulama alanı bulan, mülga 506 sayılı Kanun’un 79/10 hükmü uyarınca açılmış hizmet tespiti davasıdır. Bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu çerçevede hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyerek, gerekli araştırmaların re'sen yapılması ve kanıtların toplanması gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır. Davacı, davalılardan işveren şirkete ait işyerinde 01.04.1986 tarihinde işe girdiğini, 31.07.1987 tarihine kadar çalıştığını iddia ederek, bildirilmeyen çalışmalarının tespitini talep etmiş; Mahkeme, talep edilen döneme ilişkin herhanği bir kaydın veya bilginin Kuruma bildirilmediğinden, 5 yıllık süre içinde açılmayan davanın, hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar vermiştir. 1- 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Geçici 7. maddesi uyarınca davanın yasal dayanağı olan 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesi hükmüne göre; Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi, yada, çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Bu nedenle mahkemece; davacı vekilince dosyaya sunulan 01.04.1986 tarihli işe giriş bildirgesinin, Kurumdan sorulup araştırılması, şayet, bu işe giriş bildirgesi kuruma verilmiş ise; aslı veya onaylı suretinin getirtilip süresinde Kuruma verilip verilmediği, bildirgedeki kimlik bilgilerinin, davacının kimlik bilgileri ile uyumlu olup olmadığı, yaptırılacak grafolojik inceleme sonucuna göre, bildirgedeki imza ve varsa fotoğrafın davacıya ait olup olmadığı, bildirge Kuruma teslim edildiğinde, davacıya verilen sigorta sicil numarasının hangi yılın serilerinden olduğu ve bu numaranın sigortalının daha sonraki yıllarda gerçekleşen hizmetlerinde kullanılıp kullanılmadığı belirlenmeli, yine, davacı vekili ve davalı işverence dosyaya sunulmuş 1986 yılı Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim, Kasım, Aralık tarihli ücret bodrolarında, davacının ismi yazılı olduğundan, bu bodroların Kuruma verilip verilmediğinin araştırılması; Kurum yazı cevabında, ekli 1987/1,2 döneme ait davalı işveren tarafından verilmiş dönem bodrolarında, davacının adının bulunduğu anlaşıldığından, mahkemece, açıklanan hususlar göz önüne alınarak, gerekli araştırmalar yapıldıktan sonra, davanın esası hakkında karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucunda, hak düşürücü sürenin oluştuğundan bahisle, davanın reddine karar verilmesi isabetsizdir. 2- Dönem çalışmalarının geçtiği iddia edilen işyeri ... Koll. Şti olmasına rağmen, davalı olarak ...'ın gösterildiği anlaşılmakla; kurumdan işveren araştırılmak suretiyle, dava dilekçesinin içeriği de gözetilerek, temsilcide hata halinin varlığını kabulle, davacıya, gerçekte dava etmek istediği işveren şirketin eksiksiz biçimde isim, unvan ve adresini de içeren dilekçe tanzim edip, davasını doğru hasma yöneltmesi için, olanak sağlanması, açıklanan eksiklik giderildikten sonra, davalı şirketin göstereceği delillerin toplanarak, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. S O N U Ç : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 28.09.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2011/13718, K. 2012/16536, T. 28.09.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2011-13718-e-2012-16536-k-ce85e0c6dfd8