Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2012/17681 E. 2012/26542 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2012/17681
- Karar No
- 2012/26542
- Karar Tarihi
Mahkemesi :İş Mahkemesi No :110-290 Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir. Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi. 5510 sayılı Yasanın Geçici 7. maddesinde yer alan “Bu Kanunun yürürlük tarihine kadar 17/07/1964 tarihli ve 506 sayılı, 02/09/1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17/10/1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17/10/1983 tarihli ve 2926 sayılı, 08/06/1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanunlar ile 17/07/1964 tarihli ve 506 sayılı Kanunun geçici 20 nci maddesine göre sandıklara tabi sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri, fiilî hizmet süresi zammı, itibarî hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık süreleri tabi oldukları kanun hükümlerine göre değerlendirilir.” hükmü uyarınca, davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesi olduğu kabul edilmelidir. Anılan Yasanın 6. maddesinde ifade edildiği üzere “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve feragat edilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi karşısında, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davaların, kamu düzenine ilişkin olduğu, bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğunun gözetilmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. Davacı, davalıya ait şehirlerarası otobüs firmasında şoför olarak 01.09.2004 tarihinden 02.02.2009 tarihine kadar tam gün olarak çalıştığını, buna karşın, 01.09.2004-02.02.2009 tarihleri arasındaki çalışmalarının Kuruma eksik bildirildiğini belirterek, eksik bildirilen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir. Davacının şahsi sicil dosyasında, 20.08.2004 tarihli işe giriş bildirgesinin davalı işveren tarafından süresi içinde Kuruma verildiği, bildirgenin sigortalının imzası kısmının imzalı olduğu, yine davalı işyeri ile davacı arasında 01.09.2004, 02.01.2005, 02.01.2006, 02.01.2007, 02.01.2008 tarihli part time iş sözleşmelerinin imzalanmış olduğu ve davacı imzalı ücret bordrolarından davacının çalışmalarının sigortalı gösterilen dönemlere denk geldiği anlaşılmaktadır. Dinlenen davacı tanıkları, davacının İstanbul-Hatay arası seferlerde şoför olarak çalıştığı ayda 15 seferin düzenlendiği ve bir seferin iki gün sürdüğü hususunda beyanda bulunmuşlardır. Ayrıca Esenler otogarı çıkış listesi ile dosyada mübrez takoğraf kayıtları incelendiğinde davacı çalışmasının kuruma bildirilenden daha fazla olduğu anlaşılmaktadır. Davacının çalışmalarının tam olarak bildirilmeyip Kuruma eksik bildirildiği anlaşılmakla, davanın kabulü gerekirken reddine karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O hâlde davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 21.12.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.