Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2010/16584 E. 2013/23546 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2010/16584
- Karar No
- 2013/23546
- Karar Tarihi
Mahkemesi :İş Mahkemesi No :2008/722-2010/434
Dava, ölüm aylığı bağlama oranı ile buna göre aylık tutarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okundu. Temyiz konusu hükme ilişkin dava, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun Geçici 3. maddesi delaletiyle 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
1993 yılında yaşamını yitiren sigortalının hak sahibi eşine 1479 sayılı Kanun hükümleri gereğince %75 oranı üzerinden ölüm aylığı bağlandığı, kendisiyle ilgili boşanma kararının 25.04.2003 tarihinde kesinleşmesiyle sigortalı ile hak sahibi eşin kızı konumundaki davacının da ölüm aylığına hak kazandığı ve bu kez eşe %50, davacıya %25 oranı üzerinden tahsis yapıldığı, eşin 19.03.2006 günü hayatını kaybettiği, 2008 yılının Ocak ayında davacı tarafından davalı Kuruma yöneltilen annesine ait %50 payın kendi payına eklenmesine ilişkin başvurunun reddedilmesi üzerine işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağı olan 1479 sayılı Kanunun 45. maddesinde, ölen sigortalının yaşları ne olursa olsun evli olmayan, evli olmakla beraber sonradan boşanan veya dul kalan kız çocuklarından her birine diğer koşulları da taşımaları kaydıyla 42. madde gereğince saptanacak aylığın %25’inin ölüm aylığı şeklinde verileceği belirtilmiştir. 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanunun “Ölüm aylığının hak sahiplerine paylaştırılması” başlığını taşıyan 34. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, ölen sigortalının yaşları ne olursa olsun evli olmayan, evli olmakla beraber sonradan boşanan veya dul kalan kızlarının her birine diğer şartlar da gerçekleştiği takdirde 33. madde hükümlerine göre hesaplanacak aylığın % 25'i oranında ölüm aylığı tahsisi yapılacağı bildirildikten sonra (c) bendinde, (b) bendinde belirtilen çocuklardan sigortalının ölümü ile anasız ve babasız kalan veya sonradan bu duruma düşenlerle, ana ve babaları arasında evlilik bağı bulunmayan veya sigortalının ölümü tarihinde evlilik bağı bulunmakla beraber ana veya babaları sonradan evlenenler ile kendisinden başka aylık alan hak sahibi bulunmayanların her birine % 50'si oranında ölüm aylığı bağlanacağı açıklanmıştır.
Anılan Kanunun “Gelir ve aylıkların düzeltilmesi, yükseltilmesi, alt sınırı, ödenmesi ve yoklama işlemleri” başlıklı 55. maddesinin birinci fıkrasında, bu Kanuna göre gelir veya aylık bağlanan sigortalı ile hak sahibi kişilerin durumlarının, kendilerine veya başka hak sahiplerine bağlanmış bulunan gelir veya aylık tutarının düzeltilmesini gerektirir bir şekilde değişmesi halinde gelir veya aylık tutarlarının, değişikliğin meydana geldiği tarihten sonraki ödeme dönemi başından başlanarak yeni duruma göre düzeltileceği, ikinci fıkrasında, bu Kanuna göre bağlanan gelir ve aylıkların, her yılın Ocak ve Temmuz ödeme tarihlerinden geçerli olmak üzere, bir önceki 6 aylık döneme göre Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan en son temel yıllı tüketici fiyatları genel indeksindeki değişim oranı kadar artırılarak belirleneceği hükmüne yer verilmiştir.
Diğer taraftan söz konusu Kanunun “Malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortasına ilişkin bazı geçiş hükümleri” başlığını taşıyan geçici 1. maddesinin ikinci fıkrasında, 506, 1479, 2925, 2926 sayılı kanunlara göre bağlanan veya hak kazanan; aylık, gelir ve diğer ödenekler ile 5454 sayılı Kanunun 1. maddesine göre ödenmekte olan ek ödemenin verilmesine devam edileceği, bu gelir ve aylıkların durum değişikliği nedeniyle artırılması, azaltılması, kesilmesi veya yeniden bağlanmasında, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan ilgili kanun hükümlerinin uygulanacağı, dördüncü fıkrasında da bu Kanunun 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerine göre sigortalı sayılanlara ve bunların hak sahiplerine bağlanmış olan aylık ve gelirlerin, 55. maddenin ikinci fıkrasına göre artırılacağı yönünde düzenleme yapılmıştır.
İnceleme konusu davaya ilişkin olarak, sigortalının hak sahibi kız çocuklarına ölüm aylığı bağlama oranı 1479 sayılı Kanunun 45. maddesinde %25 olarak belirtilmiş olup 5510 sayılı Kanunun geçici 1. maddesi karşısında davacı anılan Kanunun 34. maddesinden yararlanamayacağı gibi, 55. maddenin birinci fıkrasının kendisi hakkında uygulanması da olanaksızdır. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle 1479 ve 5510 sayılı Kanunlardaki düzenlemelere göre yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle usûl ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının davacıdan alınmasına, Üye ...’ın muhalefetine karşı Başkan ... ile Üyeler ..., ..., ...’ın oylarıyla ve oyçokluğuyla 05.12.2013 gününde karar verildi.
KARŞI OY Dava, Bağ-Kur (4/I-b) sigortalısı olan babasından dolayı almakta olduğu ölüm aylığının, annesinin de vefatı ile tek hak sahibi olarak kendisinin kalması nedeniyle (aylık) bağlama oranının artırılması istemine ilişkindir. Mülga 506 sayılı Kanunun 68/I-C maddesinde farklı aylık bağlama oranları benimsenmişken, 1479 sayılı Kanunun 45/c maddesi uyarınca, koşulları taşıması durumunda kız çocuklara bağlanacak ölüm aylığı oranı ayrımsız, % 25 olarak belirlenmiştir. Bu farklı uygulama 5510 sayılı Kanunun 34. maddesi ile ortadan kaldırılarak, “yaşları ne olursa olsun evli olmayan, evli olmakla beraber sonradan boşanan veya dul kalan kızlarının” aylık bağlama oranı % 25; “…çocuklardan sigortalının ölümü ile anasız ve babasız kalan veya sonradan bu duruma düşenlerle, ana ve babaları arasında evlilik bağı bulunmayan veya sigortalının ölümü tarihinde evlilik bağı bulunmakla beraber ana veya babaları sonradan evlenenler ile kendisinden başka aylık alan hak sahibi bulunmayanların her birine % 50'si, … oranında …” aylık bağlanacağı hükme bağlanmıştır. Sayın çoğunluk, 5510 sayılı Kanunun Geçici 1. maddesinin 2. fıkrasında yer verilen, “…Bu gelir ve aylıkların durum değişikliği nedeniyle artırılması, azaltılması, kesilmesi veya yeniden bağlanmasında, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan ilgili kanun hükümleri uygulanır.” ifadesine dayanarak, 1479 sayılı Kanun döneminde bağlanmış ölüm aylıklarına 5510 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmayacağı, bu nedenle de aylık bağlama oranının değiştirilemeyeceği gerekçesiyle yerel mahkeme kararının onanmasına karar vermiştir. 5510 sayılı Kanunun Geçici 1. maddesi hükmü sigortalıların kazanılmış haklarını korumaya yönelik bir hükümdür. 1479 sayılı Kanun hükümlerinde yer almayan, ne var ki 5510 sayılı Kanun ile tanınmış ve lehe olan yeni aylık bağlama oranının Geçici 1. maddeye dayanılarak önceki hak sahiplerine tanınmaması isabetsizdir. Kaldı ki, 5510 sayılı Kanunda tanınan bu hak, Geçici 1. maddede ifade edilen “durum değişikliği” sonucu olmayıp, “yasa değişikliği” niteliğindedir. Bu gerekçeye dayalı bulunan yerel mahkeme kararının isabetli bulunmadığı ve bozulması gerektiği düşüncesi ile sayın çoğunluğun onama yönündeki görüşlerine katılmamaktayım.