Yargıtay · 10. Ceza Dairesi
Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2026/661 E. 2026/4953 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2026/661
- Karar No
- 2026/4953
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/921 E., 2020/56 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Bursa 27. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1. ve 62/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve cezasının aynı Kanun'un 51. maddesi uyarınca ertelenmesine karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 02.03.2020 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 22.12.2025 tarihli ve 2025/42453 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.01.2026 tarihli ve KYB - 2025/155217 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.01.2026 tarihli ve KYB - 2025/155217 sayılı kanun yararına bozma isteminin; " Dosya kapsamına göre; sanığın inceleme konusu 15.09.2017 tarihinde işlediği uyuşturucu madde kullanma suçu nedeniyle sanık hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda, Bursa Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 19.10.2018 tarihli ve 2018/81911 soruşturma, 2018/3054 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191/3. maddesi uyarınca şüpheli hakkında 1 yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kararın kesinleşmesi sonrasında, sanığın denetimli serbestlikten kaynaklanan yükümlülükleri 18.03.2019 tarihinde uyuşturucu madde kullanmak ve bulundurmak suretiyle ihlal etmesi nedeniyle sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 191/1. maddesi uyarınca cezalandırılması talebi ile 17.05.2019 tarihinde kamu davası açıldığı, Ayrıca sanığın aynı neviden suçu 24.03.2019 tarihinde yeniden işlediğinden bahisle Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 29.05.2019 tarihli ve 2019/26090 soruşturma, 2019/17587 sayılı iddianamesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191/1 ve 43/1. maddeleri uyarınca açılan kamu davasına ilişkin yapılan yargılama sonunda, Bursa 27. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.06.2019 tarihli ve 2019/962 esas, 2019/182 sayılı kararı ile aralarında hukuki ve fiili irtibat bulunduğu gerekçesiyle incelemeye konu Bursa 27. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/921 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği, yapılan yargılama sonunda Bursa 27. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.01.2020 tarihli kararı ile sanığın 24.03.2019 tarihli eyleminin ilk ihlalden sonra ikinci eylem olması ve zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerekirken sehven 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 43/1. maddesinin uygulanmadığı ve bu durumun gerekçeli karar yazım aşamasında fark edilmesi nedeni ile hükümde değişiklik yapılamadığı belirtilerek 5237 sayılı Kanun'un 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmakla; 1- Yargıtay 20. Ceza Dairesinin 2017/6318 esas, 2017/6699 sayılı karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararından önceki tüm uyuşturucu madde kullanma ya da bu maksatla bulundurma eylemlerinin suçun temadi etme özelliği karşısında tek suç; bu aşamadan sonra ilk kullanma/bulundurma eyleminin ihlâl; iddianame düzenleninceye kadar gerçekleşen kullanma/bulundurma şeklindeki birden fazla eylemin ise 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 43/1. maddesi uyarınca zincirleme suç hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği nazara alınarak yapılan değerlendirmede, sanığın kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararından sonraki 18.03.2019 tarihli ilk eyleminin ihlal, 17.05.2019 tarihinde iddianame düzenleninceye kadar işlediği 24.03.2019 tarihli eyleminin ise 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 43/1. maddesi uyarınca zincirleme suç hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği cihetle, 5237 sayılı Kanun’un 43. maddesinde öngörülen zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulmasında, Kabule göre de; 2- Benzer bir konuya ilişkin olarak Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 16/06/2021 tarihli ve 2020/18965 esas, 2021/7640 karar sayılı ve Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 21/06/2021 tarihli ve 2020/21397 esas, 2021/7865 karar sayılı ilâmları ile benzer diğer ilamlarında da değinildiği üzere, şüpheli hakkında verilen "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararların, şüpheliye usulüne uygun tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı, anılan kararın infazına başlanmış olmasının hatta tedbirin infazının tamamlanmasının bir önem arz etmediği, Yine Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 16/02/2022 tarihli ve 2021/21153 esas, 2022/2400 karar sayılı ilâmında yer alan, " ...Yoklukta verilen kararın duruşmasında .. .. Tipi .. Ceza İnfaz Kurumunda başka suçtan hükümlü olduğu anlaşılan sanık ... 08.04.2015 tarihinde tebliğ edilen hükmün yasa yolu bildiriminde CMK'nın 263'ncü maddesine göre “bulunduğu cezaevi aracılığıyla vereceği dilekçe ile kararı temyiz edebileceğinin belirtilmemesi” ve cezaevinde olan sanığa yapılan tebligatın 5271 sayılı CMK'nın 35/son maddesi uyarınca kendisine okunup anlatılmadan tebliğ edilmesinden dolayı usulsüz olduğu ve gerekçeli karar tebliği işlemi geçersiz olduğundan hükmün usulüne uygun kesinleşmediği belirlenmekle; kesinleşmemiş kararlara karşı kanun yararına bozma isteminde bulunulamayacağından" şeklindeki açıklamalar nazara alındığında, ceza infaz kurumunda bulunan şüphelinin yüzüne karşı veya yokluğunda verilen kararlarda 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 263. maddesi uyarınca ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle karara karşı kanun yollarına başvurabileceği hususunun gösterilmesi gerektiği nazara alındığında;
Somut incelemeye konu dosyada, karar tarihinde Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu bulunan şüpheli hakkındaki Bursa Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 19.10.2018 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararda 5271 sayılı Kanun'un 263. maddesi uyarınca maddesi uyarınca ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle de kararı itiraz edebileceği hususunun gösterilmediği gibi bu hususun anılan Ceza İnfaz Kurumu aracılığıyla 23.10.2018 tarihinde "okumak/almak" şeklinde bir açıklamaya yer verilerek yapılan usule aykırı tebliğ işleminde de belirtilmediği anlaşıldığından anılan kararın kesinleşmediği, dolayısıyla kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın usulüne uygun şekilde tebliğ edilmemesi nedeniyle anılan kararın infazına da başlanamayacağı, denetimli serbestlik müdürlüğünce yapılan tebligatların da hukukî sonuç doğurmayacağı, bu durumda denetim süresinin de başladığının kabul edilemeyeceği, Mahkemesince açılan kamu davası hakkında kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden “durma kararı” verilerek, geçerli tebligat işlemleri yapılarak denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi, denetimli serbestlik tedbirine uygun davranılmaması halinde yargılamaya devamla işin esasına girilerek hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesinde, İsabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Şüpheli hakkında, 15.09.2017 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 19.10.2018 tarihli ve 2018/81911 Soruşturma, 2018/3054 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süreyle denetimli serbestlik ve tedavi tedbiri uygulanmasına, erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, kararda itiraz kanun yolunun usulüne uygun şekilde gösterildiği, kararın şüpheliye 23.10.2018 tarihinde .. .. Tipi .. Ceza İnfaz Kurumunda tebliğ edilerek tedbirin infazı için Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği,
B. Şüphelinin 18.03.2019 tarihinde yeniden aynı nev'iden suç işlemesi nedeniyle erteleme kararının kaldırılarak Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 17.05.2019 tarihli ve 2018/81911 Soruşturma, 2019/16115 Esas, 2019/12644 sayılı iddianamesi ile Bursa 27. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, davanın 2019/921 esasa kaydedildiği, C. Yine şüpheli hakkında 24.03.2019 tarihinde işlediği aynı nev'iden suç nedeniyle Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 29.05.2019 tarihli ve 2019/26090 Soruşturma, 2019/17587 Esas, 2019/13798 sayılı iddianamesi ile birleştirme talepli açılan kamu davasının, Bursa 27. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/921 Esas sayılı davası ile birleştirilmesine karar verildiği, D. Yapılan yargılama sonucunda, Bursa 27. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 20.01.2020 tarihli ve 2019/921 Esas, 2020/56 Karar sayılı kararı ile, sanığın, 5237 sayılı TCK'nın 191/1. ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve cezasının aynı Kanun'un 51. maddesi uyarınca ertelenmesine, 2 yıl denetim süresi belirlenmesine karar verildiği, hükmün istinaf edilmeksizin kesinleştiği, Anlaşılmıştır. E. 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'la değişik 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesi uyarınca verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile bu karara bağlı olarak verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararların itiraz yolu açık olmak üzere verilmesi ve şüpheliye usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesi gerektiği, şüpheliye, hakkında verilen karara karşı itiraz hakkı tanınmadan ve kendisine tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, Somut olayda; Bursa Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 19.10.2018 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair karar, .. .. Tipi .. Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu olarak bulunan şüpheliye 23.10.2018 tarihinde tebliğ edilmiş ise de; 5271 sayılı CMK'nın 35/3. maddesi gereğince "ilgili taraf serbest olmayan bir kişi veya tutuklu ise tebliğ edilen karar kendisine okunup anlatılır" düzenlemesi karşısında, tebliğ tarihinde cezaevinde bulunan şüpheliye anılan Kanun'un 35/3. maddesine uygun olarak "okunup anlatılmak suretiyle" tebliğ edilmesi gerekirken, "...okumak/almak suretiyle tebellüğ ettim" şeklindeki şerh ile yapılan tebligat usulsüz olduğu gibi, Dairemizin 21.04.2025 tarihli ve 2025/1691 Esas, 2025/4543 Karar sayılı Bölge Adliye Mahkemeleri Ceza Daireleri arasındaki uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin kararında yer verilen gerekçelerle, 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesinde düzenlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarında, "kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik/tedavi tedbiri uygulanmasına" dair kararın, ceza infaz kurumunda tutuklu veya hükümlü olarak bulunan şüpheliye tebliği sırasında, 5271 sayılı CMK'nın 263/1. maddesinde yer alan kanun yoluna başvuru ile ilgili, ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle kullanabileceği şeklindeki ihtaratın yapılmasının kararın kesinleşmesi yönünden zorunlu olduğu,
Somut olayda, Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu bulunan şüpheli hakkındaki kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararda 5271 sayılı CMK'nın 263. maddesi uyarınca ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle de kararı itiraz edebileceği hususunun gösterilmediği ve bu hususun anılan Ceza İnfaz Kurumu aracılığıyla yapılan tebliğ işleminde de belirtilmediği anlaşıldığından, tebliğin usulsüz olması nedeniyle erteleme kararı kesinleşmediğinden beş yıllık erteleme süresinin işlemeye başlamayacağı, bu durumda ihlal kabul edilen eylemin erteleme süresi içerinde işlendiğinden sözedilemeyeceği, dolayısıyla 5237 sayılı TCK'nın 191/4. maddesinde belirtilen dava açma koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından;
Mahkemesince, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca "durma" kararı verilerek, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 5271 sayılı CMK'nın 173.maddesinin 7499 sayılı Kanun'la değişik haline göre "iki hafta" içinde ilgili sulh ceza hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte, başvuru şekli de gösterilmek suretiyle usûlüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usûlüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak erteleme ve denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden mahkûmiyet kararı verilmesi,
Kabule göre de;
Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesinden önceki tüm kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma eylemlerinin tek suç; bu aşamadan sonra ilk eylemin ihlâl; iddianame düzenleninceye kadar gerçekleşen birden fazla eylemin ise 5237 sayılı TCK'nın 43/1. maddesi uyarınca zincirleme suç hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği dikkate alınarak, sanığın kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararından sonraki 18.03.2019 tarihli ilk eyleminin ihlal, 17.05.2019 tarihli iddianameden önce işlediği 24.03.2019 tarihli eyleminin ise 5237 sayılı TCK'nın 43/1. maddesi uyarınca zincirleme suç hükümleri çerçevesinde değerlendirilerek 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesinde öngörülen zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilmeden hüküm kurulması,
Kanun'a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.
III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. Bursa 27. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.01.2020 tarihli ve 2019/921 Esas, 2020/56 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK'nın 309/4-b maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.04.2026 tarihinde karar verildi.