Yargıtay · 10. Ceza Dairesi

Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2025/9775 E. 2026/4366 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Ceza Dairesi
Esas No
2025/9775
Karar No
2026/4366
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2016/300 E., 2016/669 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması

Bakırköy 21. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1. ve 62. maddeleri uyarınca hükmedilen 1 yıl 8 ay hapis cezasının, aynı Kanun'un 51. maddesi uyarınca ertelenmesine ve 2 yıl denetim süresi belirlenmesine karar verildiği ve hükmün, istinaf edilmeksizin 20.12.2016 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 18.11.2025 tarihli ve 2025/16606 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 08.12.2025 tarihli ve KYB-2025/135861 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 08.12.2025 tarihli ve KYB-2025/135861 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Benzer bir konuya ilişkin olarak Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 09.12.2019 tarihli ve 2019/2360 esas, 2019/7718 karar sayılı ve Yargıtay 20. Ceza Dairesinin 26.05.2016 tarihli ve 2016/1582 esas, 2016/3201 karar sayılı ilamları ile benzer diğer ilamlarında da değinildiği üzere, şüpheli hakkında verilen "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararların, şüpheliye usulüne uygun tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı, anılan kararın infazına başlanmış olmasının hatta tedbirin infazının tamamlanmasının da bir önem arz etmediği nazara alındığında; 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/2. maddesinde yer alan, "Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır." düzenlemesi ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsendiği dikkate alındığında; öncelikle bilinen en son adrese, mernis adresi olduğu belirtilmeksizin, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Kanun'un 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, "Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması" gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği, Somut olayda, şüpheli hakkında Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 06.04.2015 tarihli kamu davasının açılmasının 5 yıl süre ile ertelenmesine ve 1 yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kararın şüpheliye doğrudan mernis adresi dikkate alınarak 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesi gereğince tebliğ edilmesi sebebiyle usulüne uygun olmadığı ve bu sebeple şüpheliye anılan karara karşı itiraz kanun yoluna başvuru hakkı tanındığından bahsedilemeyeceği cihetle, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden kamu davası hakkında durma kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Şüpheli hakkında, 03.02.2015 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 06.04.2015 tarihli ve 2015/22990 Soruşturma, 2015/700 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, erteleme karar içeriğinde, karara karşı itiraz kanun yolu süresi ve bu sürenin başlangıcı ile merciinin usûlüne uygun şekilde gösterildiği, tedbirin infazı için kararın Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, B. Şüphelinin, kendisine yüklenen denetimli serbestlik tedbirinin gerektirdiği yükümlülüklere uygun davranmamakta ısrar ettiğinin bildirilmesi üzerine, erteleme kararının kaldırılarak Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 17.05.2016 tarihli ve 2015/22990 Soruşturma, 2016/18023 Esas, 2016/13490 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı, C. Bakırköy 21. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 08.12.2016 tarihli ve 2016/300 Esas, 2016/669 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1. ve 62. maddeleri uyarınca hükmedilen 1 yıl 8 ay hapis cezasının, aynı Kanun'un 51. maddesi uyarınca ertelenmesine ve 2 yıl denetim süresi belirlenmesine karar verildiği ve hükmün, istinaf edilmeksizin kesinleştiği, Anlaşılmıştır. D. Dosya kapsamına göre, .. Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 06.02.2015 tarihli ve KİM-2015/2653 sayılı uzmanlık raporunda; suç tarihinde sanığın üzerinde ele geçirilen 1 adet beyaz renkli tabletin, kırmızı reçeteye tabi ".." isimli ilacın etken maddesi olan ".." ve ".." içerdiğinin belirtildiği, ".." ve "../.." etken maddesinin 5237 sayılı TCK'nın 188/6. maddesinde öngörülen suç saklı kalmak üzere, kullanmak amacı ile bulundurulmasının suç oluşturmayacağı ve sanıkta herhangi bir uyuşturucu ya da uyarıcı madde ele geçirilmediği, olayı müteakip kamu davası açılmadan önce sanığın uyuşturucu madde kullandığının teknik yöntemlerle de saptanmadığı gözetilmeden, unsurları oluşmayan 03.02.2015 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi Kanun'a aykırı olup, bu hususun, mahkemenin takdiri ve delillerin değerlendirilmesinde hataya düşülmesi durumunu aşan mutlak hukuka aykırılık niteliğinde olduğu dikkate alınarak kanun yararına bozma istemi değişik gerekçe ile yerinde görülmüştür. E. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi; "Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay Ceza Dairesi doğrudan hükmeder." şeklinde düzenlenmiş olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmekle, 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir. III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. Bakırköy 21. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.12.2016 tarihli ve 2016/300 Esas, 2016/669 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, C.5271 sayılı Kanun'un 309. maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca bozma nedeninin cezanın kaldırılmasını gerektirdiği belirlendiğinden; Hüküm fıkrasının; "Sanığın üzerine atılı kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5271 sayılı CMK'nın 223. maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi gereğince yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle BERAATİNE" Şeklinde DEĞİŞTİRİLMESİNE, hükmün değiştirilen bu şekliyle infazına, Dosyanın, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.04.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2025/9775, K. 2026/4366, T. 07.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-ceza-dairesi-2025-9775-e-2026-4366-k-79293ff3862e