Yargıtay · 10. Ceza Dairesi
Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2025/9441 E. 2026/4367 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2025/9441
- Karar No
- 2026/4367
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2017/208 E., 2017/327 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Ankara 24. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1. ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı CMK'nın 231/8. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve hükmün, itiraz edilmeksizin 21.03.2017 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 18.11.2025 tarihli ve 2024/34902 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 25.11.2025 tarihli ve KYB-2025/134865 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 25.11.2025 tarihli ve KYB-2025/134865 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Dosya kapsamına göre, 1-Sanığın üzerinde uyuşturucu veya uyarıcı madde ele geçirilmemesi, sanığın uyuşturucu madde kullandığına dair kan ve idrar tahlillerinin bulunmaması karşısında, bu haliyle sanığın kullanmak için uyuşturucu madde bulundurduğuna dair hakkında kamu davası açmayı gerektirecek ölçüde yeterli şüphe elde edilemediği gözetilmeden, yazılı şekilde sanığın mahkumiyetine karar verilmesinde, 2-Kabule göre, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/2. maddesinde yer alan, "Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında ... beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir." şeklindeki, 191/3. maddesinde "Erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır." ve 191/4. maddesinde “Kişinin, erteleme süresi zarfında; a) Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi, b) Tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması, c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması hâlinde, hakkında kamu davası açılır.” şeklindeki, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/8. maddesinde yer alan "Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir." şeklindeki düzenlemeler karşısında, mahkemece kovuşturma şartının henüz gerçekleşmediği kanaatine varılması durumunda 5271 Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/8- 2. cümle uyarınca durma kararı verilmesi gerektiği,
Somut olayda, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 30.01.2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191/3. maddesi uyarınca şüpheli hakkında 1 yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kararda kanun yolu başvuru süresinin ne zaman başlayacağının (tefhim, tebliğ) belirtilmemesi ve anılan karara ilişkin tebligatın 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21. maddesi gereğince tebliğe çıkartılarak mahalle muhtarına edildiğinin PTT tebligat sorgulama ekranından alınan bilgiye göre anlaşıldığı ancak tebligatın fiziken dosyada bulunmadığının anlaşıldığı dolayısıyla kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararın usulüne uygun şekilde kesinleşmediği ve sanık hakkında usulüne uygun şekilde verilmiş ve kesinleşmiş bir kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararının bulunmadığı anlaşılmakla, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirlerinin infazına da başlanamayacağı ve bu bakımdan kovuşturma şartının gerçekleşmediği, dolayısıyla inceleme konusu suçu kapsayacak şekilde kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi amacıyla kamu davasının durmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde, İsabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Şüpheli hakkında, 23.09.2014 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 30.01.2015 tarihli ve 2014/173094 Soruşturma, 2015/323 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, erteleme karar içeriğinde, başvurulacak kanun yolunun, merciinin, başvuru şekli, süresi ve bu sürenin başlangıcının gösterilmesi gerekirken karara karşı itiraz kanun yoluna başvuru süresinin "tebliğ"den itibaren başlayacağının açıkça gösterilmediği, tedbirin infazı için kararın Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, B. Şüphelinin, kendisine yüklenen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gerektirdiği yükümlülüklere uygun davranmamakta ısrar ettiğinin bildirilmesi üzerine, erteleme kararının kaldırılarak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 04.03.2016 tarihli ve 2016/36940 Soruşturma, 2016/11433 Esas, 2016/9880 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı, C. Ankara 24. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 03.03.2017 tarihli ve 2017/208 Esas, 2017/327 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1. ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı CMK'nın 231/8. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın itiraz edilmeksizin kesinleştiği, Anlaşılmıştır. D. Dosya kapsamına göre, 23.09.2014 günü lokantada unutulan poşet içerisinde uyuşturucu madde bulunduğunun ve lokantaya gelen kişilerden banka kartı ile ödeme yapan kart sahibinin sanık ... olduğunun belirlenmesi üzerine soruşturma başlatıldığı, sanığın iş yerine ...isimli kişi ile birlikte gittiklerini, poşetteki maddelerle ilgisinin bulunmadığını savunduğu, kamera görüntülerinin incelenmesi sonucu sanığın yanındaki şahsın ...olduğunun ve poşet üzerinde ...'in parmak izlerinin tespit edildiği, sanık ... hakkında aynı eylemden dolayı kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma ve uyuşturucu madde ticareti yapma suçlarından ayrı ayrı dava açıldığı, uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan sanık hakkında beraat kararı verildiği ve kesinleştiği, Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 28.05.2015 tarihli 2014/406 Esas ve 2015/126 Karar sayılı uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan verilen beraat hükmünün gerekçesinde sanık ...'in ele geçen maddeler ile ilgisi bulunmadığının tespit edildiği, incelemeye konu 04.03.2016 tarihli iddianame anlatımında da 23.09.2014 tarihli eyleme ilişkin anlatıma yer verilmekle birlikte herhangi bir tahlilden bahsedilmediği anlaşılan olayda; kendisinde herhangi bir uyuşturucu ya da uyarıcı madde ele geçirilmeyen, olayı müteakip kamu davası açılmadan önce uyuşturucu madde kullandığı teknik yöntemlerle saptanmayan, tüm aşamalarda alınan savunmalarında ele geçen madde ile ilgisi bulunmadığını söyleyerek suçlamaları kabul etmeyen sanığın, daha önce kullandığını söylediği uyuşturucu maddelerin de ele geçmemesi nedeniyle niteliklerinin belirlenmesi de mümkün olmadığından, maddî bulgularla desteklenmeyen soyut beyanı dışında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu işlediğini somut bir olgu olarak ortaya koyan, her türlü şüpheden uzak, yeterli ve kesin delil bulunmadığı gözetilmeden, kullanmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurma suçundan beraati yerine mahkûmiyetine karar verildiği, bu hususun mahkemenin takdiri ve delillerin değerlendirilmesinde hataya düşülmesi durumunu aşan mutlak hukuka aykırılık niteliğinde olduğu anlaşıldığından, Kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür. E. 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi; "Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay Ceza Dairesi doğrudan hükmeder." şeklinde düzenlenmiş olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmekle, 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir. III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. Ankara 24. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.03.2017 tarihli ve 2017/208 Esas, 2017/327 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, C. 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca bozma nedeninin cezanın kaldırılmasını gerektirdiği belirlendiğinden; Hüküm fıkrasının; "23.09.2014 tarihli eylem yönünden sanığın üzerine atılı kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5271 sayılı CMK'nın 223/2. fıkrasının (e) bendi uyarınca yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle BERAATİNE" şeklinde DEĞİŞTİRİLMESİNE, hukuka aykırılığın bu şekilde giderilmesine, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.04.2026 tarihinde karar verildi.