Yargıtay · 10. Ceza Dairesi
Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2025/10492 E. 2026/4846 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2025/10492
- Karar No
- 2026/4846
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/216 E., 2020/441 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Çanakkale 2. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 09.09.2020 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 04.12.2025 tarihli ve 2025/27233 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.12.2025 tarihli ve KYB - 2025/145843 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.12.2025 tarihli ve KYB - 2025/145843 sayılı kanun yararına bozma isteminin; " 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/2. maddesinde yer alan, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” düzenlemesi ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsendiği dikkate alındığında; öncelikle bilinen en son adrese, mernis adresi olduğu belirtilmeksizin, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği, Somut olayda ise,Çanakkale Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 06.05.2019 tarihli ve 2019/1076 soruşturma, 2019/115 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararın, şüphelinin soruşturma evresindeki ifadesi sırasında bildirmiş olduğu ve aynı zamanda mernis adresi olan ".. Mahallesi .. .. .. Caddesi No:..-.. İç Kapı No:.. ../.." adresine doğrudan mernis şerhi ile tebliğe çıkartıldığı ve 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesi gereğince tebliğ edildiği cihetle, tebligatın usulsüz olduğu ve erteleme kararının kesinleşmediğinin anlaşılması karşısında, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden kamu davasının durmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE A. Şüpheli hakkında, 25.12.2018 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan Çanakkale Cumhuriyet Başsavcılığının 06.05.2019 tarihli ve 2019/1076 Soruşturma, 2019/115 Karar sayılı kararı ile; 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun’un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süre ile denetimli serbestlik ve tedavi tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararın doğrudan şüphelinin MERNİS adresine tebliğe çıkarılarak 21.05.2019 tarihinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre tebliğ edildiği, tedbirin infazı için .. Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, B. Şüphelinin 18.01.2020 tarihinde yeniden aynı nev'iden suç işlemesi nedeniyle erteleme kararının kaldırılarak Çanakkale Cumhuriyet Başsavcılığının 12.03.2020 tarihli ve 20119/1076 Soruşturma, 2020/982 Esas, 2020/650 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı, C. Yapılan yargılama sonucunda, Çanakkale 2. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 10.07.2020 tarihli ve 2020/216 Esas, 2020/441 Karar sayılı kararı ile, sanığın, TCK'nın 191/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün istinaf edilmeksizin kesinleştiği, Anlaşılmıştır. D. Dosya kapsamına göre; 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/2. maddesinde; "Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır." düzenlemesi ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntemin benimsendiği dikkate alındığında; tebligatın öncelikle bilinen en son adrese, MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin, 7201 sayılı Kanun'un 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Kanun'un 23/1-8 ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, "Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre bu adrese yapılması" gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği dikkate alındığında,
Somut olayda, Çanakkale Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 06.05.2019 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin kararın, doğrudan şüphelinin MERNİS adresine tebliğe çıkarılarak 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesi uyarınca tebliğ edildiği anlaşılmakla tebligatın usulsüz olması nedeniyle erteleme kararının kesinleşmediği, karar kesinleşmeden tedbirin infazına başlanamayacağı gibi 5 yıllık erteleme süresinin de başlamayacağı, kararın kesinleşmemesi nedeniyle ihlal kabul edilen eylemin erteleme süresi içerisinde işlendiğinden söz edilemeyeceği, dolayısıyla TCK'nın 191/4. maddesinde belirtilen dava açılması koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından;
Mahkemesince, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca "durma" kararı verilerek, sanık hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 5271 sayılı CMK'nın 173. maddesinin 7499 sayılı Kanun ile değişik haline göre "iki hafta" içinde ilgili sulh ceza hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usûlüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usûlüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak erteleme ve denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden mahkûmiyet kararı verilmesi, Kanun’a aykırı ise de;
Kanun yararına bozma incelemesi sırasında gelinen aşamada,
Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminde (UYAP) ve adli sicilde yapılan incelemede, şüpheli hakkında 15.11.2024 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma eylemi nedeniyle Çanakkale Cumhuriyet Başsavcılığınca 06.10.2025 tarihli ve 2025/7411 Soruşturma, 2025/371 Karar sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiği anlaşılmakla,
Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yürütülen soruşturmalarda, 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesinde yer alan "Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez" amir hükmü gereği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının sadece bir kez verilebileceği düzenlendiğinden, aynı şüpheli hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçu nedeniyle farklı tarihlerde işlediği eylemlerden dolayı birden fazla kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmiş ise, bunlardan usûlüne uygun olarak verilip kesinleşen ilk kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının esas alınması gerektiği, bu durumda, erteleme kararının kesinleşmesine kadar işlenen tüm eylemlerin tek suç olarak ve TCK'nın 61.maddesi kapsamında alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olabileceği kabul edildiğinden, Cumhuriyet Başsavcılığı ve/veya mahkemelerden ilgili dosyaların getirtilip dosya arasına alınması, usûlüne uygun şekilde verilip kesinleşen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının bulunup bulunmadığı belirlenip, derdest dava bulunması halinde incelemeye konu dava ile birleştirilmesi; hüküm verilmiş ve kesinleşmiş ise, gerektiğinde olağanüstü kanun yollarına başvurulabileceği, sonucuna göre, tüm deliller birlikte gözetilmek suretiyle, sanığın eylemlerinin tek suç, ihlâl, zincirleme suç veya bağımsız suç oluşturup oluşturmadığı tartışılıp değerlendirildikten sonra hukukî durumun belirlenmesi gerektiğinden, mahkûmiyet kararı Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi kısmen değişik gerekçe ile yerinde görülmüştür.
III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. Çanakkale 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.07.2020 tarihli ve 2020/216 Esas, 2020/441 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK'nın 309/4-b maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.04.2026 tarihinde karar verildi.