Yargıtay · 10. Ceza Dairesi
Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2023/4621 E. 2023/8040 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/4621
- Karar No
- 2023/8040
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/636 E., 2022/608 K. SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin, re'sen de temyize tabi olan hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ A. Sanık hakkında 16.10.2015 tarihinde işlediği iddia olunan uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 27.11.2015 tarihli iddianamesi ile İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesine açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 31.03.2016 tarihli ve 2015/279 Esas, 2016/110 Karar sayılı kararı ile sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkrası ile 62 nci maddesi uyarınca 12 yıl 6 ay hapis ve 7.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. B. Sanık ve müdafiinin kararı temyiz etmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Ceza Dairesinin 01.07.2020 tarihli ve 2020/190 Esas, 2020/3636 Karar sayılı kararı ile; "Sanık hakkında “13.07.2015” tarihinde işlediği iddia olunan uyuşturucu madde ticareti yapma suçu nedeniyle 06.11.2015 tarihinde düzenlenen iddianame ile açılan kamu davasında İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/61 esas sayılı dosyasında yargılamanın devam ettiği, temyiz incelemesine konu suç tarihinin ise “16.10.2015”, iddianame düzenleme tarihinin “27.11.2015” olduğu, sanığın “13.07.2015 tarihli ve “16.10.2015” tarihli eylemleri arasında hukuki kesintinin bulunmadığı anlaşıldığından; İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/61 esas sayılı dava dosyası ile aralarındaki bağlantı nedeniyle her iki davanın birleştirilmesi, tüm deliller birlikte değerlendirilerek sanığın eylemlerinin tek suç, zincirleme suç ya da iki ayrı suç oluşturup oluşturmadığı tartışılıp değerlendirildikten sonra sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden eksik araştırma ile hüküm kurulması" nedeniyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. C. Bozmadan sonra, İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 24.08.2020 tarihli ve 2020/249 Esas, 2020/190 Karar sayılı kararı ile davanın İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/61 Esas sayılı davası ile birleştirilmesine karar verilmiştir. D. Sanık ve temyiz dışı sanıklar ...ve ...haklarında 13.07.2015 tarihinde işledikleri iddia olunan uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 06.11.2015 tarihli iddianamesi ile İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesine açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.12.2017 tarihli ve 2015/265 Esas, 2017/421 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin üçüncü, dördüncü ve beşinci fıkrası uyarınca 22 yıl 6 ay hapis ve 200,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. E. Re'sen de istinafa tabi olan kararın sanık ve müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 02.07.2018 tarihli ve 2018/1817 Esas, 2018/1509 Karar sayılı kararı ile, Yargıtay'da temyiz incelemesinde olan İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/279 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesi ve zincirleme suç hükümlerinin değerlendirilmesi zorunluluğu nedeniyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. F. Bozmadan sonra, İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 23.10.2020 tarihli ve 2019/61 Esas, 2020/392 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin üçüncü, dördüncü ve beşinci fıkraları ile 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 28 yıl 1 ay 15 gün hapis ve 240,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir. G. Kararın sanık ve müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesince; "Yargıtay (Kapatılan) 20. Ceza Dairesinin bozma ilamı gereğince birleştirme kararı verildiği, İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesince verilen hükmün istinaf incelemesi için Dairemize gönderildiği anlaşılmış olup, 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereğince iş bu kararın incelemesinin temyize tabi olduğu anlaşılmakla, 5271 sayılı Kanun'un 179 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca dosyanın temyiz incelemesi için Yargıtay'a gönderilmek üzere hükmü veren ilk derece mahkemesine İADESİNE" karar verilmiş, Dairemizin 21.09.2022 tarihli ve 2021/4145 Esas, 2022/9384 Karar sayılı kararı ile, " Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 141. maddesinin 3. fıkrası ile 5271 sayılı CMK’nın 34/1 ve 230. maddeleri gereğince hakim ve mahkemelerin her türlü kararının gerekçeli olarak yazılması, hükmün gerekçe bölümünde, sanığın lehindeki ve aleyhindeki delillerin belirtilmesi, tüm delillerin ayrı ayrı tartışılarak değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilenlerin belirlenmesi, hangi delile hangi nedenlerle üstünlük tanındığının belirtilmesi, delillerle ulaşılan kanıya göre sanığın sabit kabul edilen fiillerinin açıklanarak bunun nitelendirilmesi ve tüm delillerin değerlendirilmesi sonucunda sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden gerekçesiz hüküm kurulması" nedeniyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. H. Bozmadan sonra, İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesinin temyiz incelemesine konu 29.11.2022 tarihli ve 2022/636 Esas, 2022/608 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin üçüncü, dördüncü ve beşinci fıkraları ile 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 28 yıl 1 ay 15 gün hapis ve 240,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık ve sanık müdafilerinin temyiz sebepleri özetle; Sanığın mahkûmiyetine yeterli delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine, Delillerin yasal olarak elde edilmediğine, Sanıkta uyuşturucu madde ele geçmediğine, ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Sanık ... ve temyiz dışı sanıklar ...'nın fikir ve eylem birliği içerisinde 13.07.2015 tarihli uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu işledikleri, yine sanık ...'in 16.10.2015 tarihinde olay yerinden kaçan ve kimlikleri tespit edilemeyen iki şahısla birlikte uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu işlediği, atılı suçların, ele geçen maddelerin niteliği, ele geçirilme biçimi, ele geçirilen maddelere ilişkin ekspertiz raporları, tutanak tanıklarının beyanları ve tüm dosya kapsamı ile sabit olduğu, eylemler arasında hukuki kesinti bulunmadığından zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği gerekçesiyle sanığın mahkûmiyetine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE Her ne kadar, 13.07.2015 tarihli ve 16.10.2015 tarihli eylemler arasında hukuki kesinti bulunmadığı, eylemlerin bir suç işleme kararının icrası kapsamında işlendiği gerekçesiyle eylemlerin zincirleme suç oluşturduğu kabul edilerek sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uygulanmış ise de; eylemler arasında hukuki kesinti bulunmamakla birlikte sanığın 13.07.2015 tarihinde temyiz dışı sanıklar ... ile birlikte yakalanmasından sonra savunmasının alınarak adli kontrol kararıyla serbest bırakıldığı, sanığın yenilenen suç kastı ile 16.10.2015 tarihinde yeniden uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan yakalandığı olayda birlikte hareket ettiği iki şahsın yakalanamadığı, eylemler arasında hukuki kesinti bulunmasa da suç ortaklarının da farklı olduğu gözetildiğinde, suç kastının yenilendiği, eylemlerin bir suç işleme kararının icrası kapsamında işlendiğinden sözedilemeyeceği, her iki eylemin bağımsız suç teşkil edeceği, mahkemenin zincirleme suç hükümlerini uygulamasının kanuna aykırı olduğu anlaşılmış ise de, karşı temyiz bulunmadığından bu husus bozma nedeni yapılmamıştır. Bozmaya uyulduğu, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların eleştiri dışında doğru biçimde belirlendiği, Mahkemenin; Sanık ve haklarındaki mahkûmiyet hükmü onanarak kesinleşen temyiz dışı sanıklarla arasındaki iştirak iradesine, 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendinin ve beşinci fıkrasının uygulanmasına, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin sanık hakkında uygulanmamasına, delillerin hukuka uygun olarak toplandığına ilişkin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, re'sen de temyize tabi hükme ilişkin sanık ve müdafilerinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, aşağıdaki hususlar dışında hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir. Sanığın adli sicil kaydında yer alan ve tekkerrüre esas alınan hükümlülüğünün "kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma" suçuna ilişkin olduğu, 6545 sayılı Kanun'la getirilen 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesindeki değişiklikler ile koşullarının oluşması durumunda, "hükmün açıklanmasının geri bırakılması" ve "davanın düşmesi" seçeneklerine de yer verilmesi nedeniyle, tekerrüre esas alınan ilamla ilgili olarak yasal değişiklik sonrası bir uyarlama işlemi yapılıp yapılmadığının araştırılması, yapılmamışsa uyarlama yargılaması yapıldıktan sonra sonucuna göre tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı hususunun, infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür. A. Gerekçeli karar başlığında suç tarihi olarak sadece "16.10.2015" tarihi yazılarak "13.07.2015" tarihli suçun gösterilmemesi, B. Gerekçeli karar başlığında tutuklama tarihi olarak "12.12.2017" olarak gösterilmesi, sanığın gözaltı ve birleşen dosyadaki tutuklulukta geçen sürelerinin gösterilmemesi, C. Sanığın cezasında 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca artırım yapılırken dördüncü fıkrasının (a) bendinin gösterilmemesi suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 232 nci maddesinin altıncı fıkrasına aykırı davranılması, D. Sanığın üzerinde ele geçen 150 TL ve 100 USD paranın suçtan elde edildiğine dair delil bulunmadığı halde iadesi yerine müsaderesine karar verilmesi ve müsadere kararı verilirken 5237 sayılı Kanun'un 55 inci maddesinin birinci fıkrası yerine 54 üncü maddesinin birinci fıkrasının gösterilmesinin, Hukuka aykırı olduğu değerlendirilmiş; ancak bu hususların Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 29.11.2022 tarihli ve 2022/636 Esas, 2022/608 Karar sayılı kararına yönelik sanık ve müdafilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden re'sen de temyize tabi olan hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hükmün; A. Gerekçeli karar başlığına suç tarihi olarak "13.07.2015" tarihinin eklenmesi, B. Gerekçeli karar başlığında "tutuklama tarihi" ibaresinin çıkarılarak yerine, "GÖZETİM TARİHİ : 16.10.2015 TUTUKLAMA TARİHİ : 17.10.2015 TAHLİYE TARİHİ : 31.03.2016 TUTUKLAMA TARİHİ : 12.12.2017 " ibaresinin yazılması, C. Hüküm fıkrasının ikinci paragrafında yer alan "5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin dördüncü fıkrası" ibaresinin çıkarılarak yerine "5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi" ibaresinin yazılması, D. Hüküm fıkrasının paranın müsaderesine ilişkin 14. paragrafının çıkarılarak yerine "Adli Emanetin 2016/1931 sırasında kayıtlı 150,00 TL ve 100 USD paranın sanığa iadesine" ibaresinin yazılması, Suretiyle, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Hükmolunan ceza miktarı ile tutuklu kalınan süre dikkate alınarak sanık hakkındaki salıverilme talebinin REDDİNE; Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.09.2023 tarihinde karar verildi.