Yargıtay · 10. Ceza Dairesi

Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2023/13514 E. 2024/25477 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Ceza Dairesi
Esas No
2023/13514
Karar No
2024/25477
Karar Tarihi

MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi HÜKÜMLÜ: ... SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İzmir 29. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan 5237 sayılı TCK'nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/1. maddesi ve 62/1. maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 15.04.2022 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 12.05.2023 tarihli ve 2022/25006 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 11.07.2023 tarihli ve KYB-2023/63663 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 11.07.2023 tarihli ve KYB-2023/63663 sayılı kanun yararına bozma isteminin; " Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 03.02.2014 tarihli ve 2013/23474 esas, 2014/2417 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere; 5271 sayılı Kanun’un 231/8. maddesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması halinde, denetim süresi içinde dava zamanaşımının duracağı ve zamanaşımının denetim süresi içinde işlenen suçtan dolayı verilen kararının kesinleşmesi şartıyla suçun işlendiği tarihte yeniden işlemeye başlayacağı, somut olayda, sanığın müsnet suçu 18.11.2009 tarihinde işlediği, hakkında verilen tedavi ve denetimli serbestlik kararının 07.06.2010 tarihinde kesinleşmesiyle zamanaşımı süresinin durduğu, 24.01.2012 tarihinde denetimi ihlâl etmesi nedeniyle zamanaşımı süresinin yeniden işlemeye başladığı, tedavi ve denetimli serbestlik yükümlülüklerini ihlâl etmesi nedeniyle hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiği, bu kararın kesinleştiği 11.07.2012 tarihinde zamanaşımı süresinin durduğu, sanığın denetim süresi içerisinde 11.02.2014 tarihinde kasıtlı bir suç işlediğinin ihbar edilmesi üzerine duran zamanaşımı süresinin yeniden işlemeye başladığı, sanığın atılı suçu işlediği 18.11.2009 günü işlemeye başlayan sürenin 5271 sayılı Kanun'un 231/8-son cümlesi gereğince 07.06.2010 ile 24.01.2012 tarihleri ve 11.07.2012 ile 11.02.2014 tarihleri arasında durduğu, denetim süresinde işlenen suç tarihi olan 11.02.2014 tarihinden itibaren zamanaşımının yeniden işlemeye başladığı anlaşılmakla; 5237 sayılı Kanun'un 66/1-e ve 67/4. maddeleri uyarınca sanığın üzerine atılı suçtan dolayı olağan dava zamanaşımı süresinin 8 yıl olduğu, sanığın savunmasının alındığı 28.05.2010 tarihinde zamanaşımının son kez kesildiği, yukarıda belirtilen durma süreleri düşüldüğünde 28.05.2010 tarihi ile hükmün verildiği 24.02.2022 tarihleri arasında olağan zamanaşımı süresinin dolduğu gözetilmeden, yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. A. Şüpheli hakkında, 18.11.2009 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturcu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 12.01.2010 tarihli ve 2010/728 Soruşturma, 2010/1250 Esas, 2010/713 sayılı iddianamesi ile İzmir 8. Sulh Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, B. İzmir 8. Sulh Ceza Mahkemesinin 28.05.2010 tarihli ve 2010/54 esas 2010/1042 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK’nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/2. maddesi gereğince sanık hakkında tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararın, 07.06.2010 tarihinde kesinleştiği, infazı için 23.02.2011 tarihinde İzmir Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, C. Sanığın yükümlülüklerine uygun davranmadığının bildirilmesi üzerine dosya ele alınarak İzmir 8. Sulh Ceza Mahkemesinin 03.07.2012 tarihli ve 2012/1219 Esas, 2012/1385 Karar sayılı kararı ile, sanığın, 5237 sayılı TCK’nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/1. maddesi ve 62/1. maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 5 yıl denetim süresine tabi tutulmasına karar verildiği, kararın, itiraz edilmeksizin 11.07.2012 tarihinde kesinleştiği, D. Sanığın denetim süresi içerisinde 08.02.2014 tarihinde işlediği kasıtlı suçtan mahkûm edildiğinin ihbar edilmesi üzerine, İzmir 29. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 24.02.2022 tarihli ve 2021/571 Esas, 2022/143 Karar sayılı kararı ile, hükmün açıklanarak sanığın cezalandırılmasına karar verildiği, kararın istinaf edilmeksizin kesinleştiği, Anlaşılmıştır. E. Dosya kapsamına göre; 5237 sayılı TCK'nın 191/1. maddesi kapsamında işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunun TCK’nın 66/1-e maddesi gereğince 8 yıllık asli, TCK’nın 67/4. maddesi gereğince de 12 yıl kesintili zamanaşımı süresine tabi olduğu dikkate alındığında; Sanığın atılı suçu 18.11.2009 tarihinde işlediği, sanık hakkında İzmir 8. Sulh Ceza Mahkemesinin 28.05.2010 tarihli ve 2010/54 esas 2010/1042 Karar sayılı kararı ile verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine tâbi tutulmasına dair karar ile, zamanaşımının, kararın kesinleştiği 07.06.2010 tarihi ile mahkemece sanığın tedbire uymaması üzerine yeniden yargılamaya başladığı 28.06.2012 tarihine kadar durduğu, bu tarihte yeniden işlemeye başladığı, yine, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 11.07.2012 tarihinde zamanaşımı süresinin durduğu, sanığın denetim süresi içerisinde 08.02.2014 tarihinde kasıtlı bir suç işlemesi nedeniyle duran zamanaşımı süresinin 08.02.2014 tarihinde yeniden işlemeye başladığı, zamanaşımını kesen ve durduran sürelerin hesaplanması sonucunda, zamanaşımını son kesen işlem olan 28.05.2010 sorgu tarihinden itibaren suç için öngörülen olağan zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşıldığından, davanın düşmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür. 5271 sayılı CMK'nın 309/4. maddesinin (d) bendi; "Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay Ceza Dairesi doğrudan hükmeder." şeklinde düzenlenmiş olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmekle, 5271 sayılı CMK'nın 309/4. maddesinin (d) bendi uyarınca bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir. A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. İzmir 29. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.02.2022 tarihli ve 2021/571 Esas, 2022/143 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, C. 5271 sayılı CMK'nın 309/4. maddesinin (d) bendi uyarınca bozma nedeninin cezanın kaldırılmasını gerektirdiği belirlendiğinden; Hüküm fıkrasının; "sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE" şeklinde DEĞİŞTİRİLMESİNE, hukuka aykırılığın bu şekilde giderilmesine, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.12.2024 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2023/13514, K. 2024/25477, T. 02.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-ceza-dairesi-2023-13514-e-2024-25477-k-4bab8be49063