Yargıtay · 10. Ceza Dairesi
Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2023/13460 E. 2024/24883 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/13460
- Karar No
- 2024/24883
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma Adana 24. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile değişik 191/8. maddesi ve 5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, aynı Kanun'un 231/8.maddesi uyarınca beş yıl denetim süresine tabi tutulmasına karar verildiği, kararın, 24.10.2014 tarihinde kesinleştirildiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 12.05.2023 tarihli ve 2022/24032 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.07.2023 tarihli ve KYB-2023/62014 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.07.2023 tarihli ve KYB-2023/62014 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10.04.2018 tarihli ve 2014/15-487 esas, 2018/151 sayılı kararında belirtildiği üzere, temyiz veya istinaf kanun yollarından geçmeksizin kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların ülke sathında uygulama birliğine ulaşmak ve ciddî boyutlara ulaşan hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi amacıyla olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma konusu yapılabileceği gözetilerek yapılan incelemede; Dosya kapsamına göre, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde suçundan yapılan yargılama sonunda, her ne kadar Adana 24. Asliye Ceza Mahkemesince cezalandırmaya ilişkin kanun maddeleri ve hükmolunan ceza belirlenmeden doğrudan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ise de, sanığın denetimli serbestlik süresi içerisinde yükümlülüklere uygun davranmadığı veya deneme süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlemek suretiyle mahkûm olduğu takdirde mahkemenin açıklanmasını geri bıraktığı hükmü açıklayacağı, bu hâlde hüküm açıklanabilmesi için önce bir cezanın belirlenerek bir mahkûmiyet hükmü kurulması gerektiğinin anlaşılması karşısında, öncelikle mahkemece 5271 sayılı Kanun'un 232/6. maddesi uyarınca denetime imkân verecek biçimde bir hüküm kurulması, ardından sanık hakkında evvelce denetimli serbestlik kararı verildiği ve ihlal üzerine yargılama yapıldığı hususu da dikkate alınarak, 5320 sayılı Kanun'un geçici 7/3. maddesi uyarınca yargılamaya devam edilerek sonucuna göre hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilip verilmeyeceğinin takdir edilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. A. 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca kanun yararına bozma yoluna, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşen hüküm ve kararlar aleyhine gidilebilir. B. Somut olayda; sanığın yokluğunda verilen inceleme konusu kararın sanığa tebliğ edilmemesi nedeniyle kesinleşmediği anlaşılmıştır. C. Henüz kesinleşmediği belirlenen inceleme konusu kararın, 5271 sayılı CMK'nın 231. maddesi uyarınca itiraz yoluna tabi olduğu, olağanüstü kanun yolu olan kanun yararına bozma talebine konu edilemeyeceği belirlenmekle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.11.2024 tarihinde karar verildi.