Yargıtay · 10. Ceza Dairesi
Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2023/13347 E. 2024/19898 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/13347
- Karar No
- 2024/19898
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/386 E., 2019/518 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması İstanbul Anadolu 12. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile, hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının, aynı Kanun'un 51 inci maddesi uyarınca ertelenmesine karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 04.09.2019 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 08.05.2023 tarihli ve 2022/25131 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.07.2023 tarihli ve KYB-2023/59366 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.07.2023 tarihli ve KYB-2023/59366 sayılı kanun yararına bozma isteminin; " Dosya kapsamına göre, adı geçen sanığın evvelce 04.12.2013 tarihli eylemi nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi gereğince 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin İstanbul Anadolu 60. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.12.2014 tarihli ve 2014/613 Esas, 2014/704 Karar sayılı kararının 26.12.2014 tarihinde kesinleşmesini takiben, sanığın denetim süresi içerisinde 16.06.2016 tarihinde inceleme konusu suçtan mahkûm olduğunun ihbar edilmesi üzerine İstanbul Anadolu 60. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.11.2020 tarihli ve 2020/375 Esas, 2020/458 Karar sayılı kararı ile hükmün açıklanarak sanığın mahkûmiyetine karar verildiği ve bu kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 13.04.2022 tarihli ve 2021/672 Esas, 2022/974 Karar sayılı kararında, "...Sanığın 16.06.2016 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak ve kullanmak suçunun, yargılama konusu suç nedeni ile 6545 sayılı Kanun ile eklenen 5320 sayılı Kanun'un 7 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince verilen zorunlu hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ihlali mahiyetinde olduğu, soruşturma ve kovuşturma konusu edilemeyeceği, düşme kararı verilmesi gerektiği halde mahkûmiyet kararı verildiği belirlenmekle, İstanbul Anadolu 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/386 Esas, 2019/518 Karar sayılı hükmü açısından, istinaf edilmeden kesinleşmiş olması nedeniyle bu hükmün kanun yararına bozma talebine konu edilmesi için..." şeklinde açıklamalara yer verilerek, inceleme konusu anılan karar aleyhine kanun yararına bozma yoluna gidilmesi için ihbarda bulunulduğu anlaşılmakla; Sanığın incelemeye konu 16.06.2016 tarihli eyleminin, İstanbul Anadolu 60. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.12.2014 tarihli ve 2014/613 Esas, 2014/704 Karar sayılı kararı ile zorunlu olarak verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içerisinde işlenmesi nedeniyle, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan, "Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz." şeklindeki düzenleme uyarınca ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılamayacağı ve daha önceden zorunlu olarak verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ihlâli niteliğinde olduğu cihetle, düşme kararı verilerek hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararını veren Mahkemesine ihbarda bulunulmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde sanığın mahkûmiyetine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. İstanbul Anadolu 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.06.2019 tarihli ve 2019/386 Esas, 2019/518 Karar sayılı kararının incelenmesinde: 1. Şüpheli hakkında, 16.06.2016 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma eylemi nedeniyle yapılan soruşturma sonucunda, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 15.03.2017 tarihli ve 2016/158919 Soruşturma, 2017/1569 Karar sayılı kararı ile; 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, denetimli serbestlik süresi içerisinde tedaviye tabi tutulmasına karar verildiği, kararda itiraz kanun yolunun gösterilmediği, kararın 25.03.2017 tarihinde şüpheliye tebliğ edildiği, infazı için 24.04.2017 tarihinde Elazığ Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, Elazığ Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 16.05.2018 tarihli ve 2017/360 DS sayılı yazısı ile, infazın 15.05.2018 tarihinde tamamlandığının bildirildiği, 2. Şüphelinin 01.01.2019 tarihinde yeniden kullanmak için uyuşturucu madde bulundurması nedeniyle erteleme kararının kaldırılarak İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 16.05.2019 tarihli ve 2016/158919 Soruşturma, 2019/30753 Esas, 2019/24980 sayılı iddianamesi ile İstanbul Anadolu 12. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, 3. İstanbul Anadolu 12. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 28.06.2019 tarihli ve 2019/386 Esas, 2019/518 Karar sayılı kararı ile, sanığın, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının aynı Kanun'un 51 inci maddesi uyarınca ertelenmesine karar verildiği, istinaf edilmeksizin kesinleştiği, Anlaşılmıştır. B. İstanbul Anadolu 60. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.12.2014 tarihli ve 2014/613 Esas, 2014/704 Karar sayılı kararının incelenmesinde: 1. Şüpheli hakkında 04.12.2013 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 18.02.2014 tarihli ve 2014/25907 Soruşturma, 2014/11249 Esas, 2014/6057 sayılı iddianamesi ile İstanbul Anadolu 60. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, 2. İstanbul Anadolu 60. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.12.2014 tarihli ve 2014/613 Esas, 2014/704 Karar sayılı kararı ile, sanığın, 5237 sayılı Kanun'un 5560 sayılı Kanun'la değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un (6545 sayılı Kanun) 85 inci maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'a (5320 sayılı Kanun) eklenen geçici 7 nci maddenin ikinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 5 yıl denetim süresine tabi tutulmasına karar verildiği, kararın, 26.12.2014 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştiği, 3. Kanun yararına bozma istemine konu İstanbul Anadolu 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.06.2019 tarihli ve 2019/386 Esas, 2019/518 Karar sayılı kararı ile ihbarda bulunulması üzerine, İstanbul Anadolu 60. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.11.2020 tarihli ve 2020/375 Esas, 2020/458 Karar sayılı kararı ile hükmün açıklanmasına, 10 ay hapis cezasının paraya çevrilerek 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, sanığın istinaf kanun yoluna başvurduğu, 4. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 13.04.2022 tarihli ve 2021/672 Esas, 2022/974 Karar sayılı kararı ile hükmün bozulmasına karar verildiği, Anlaşılmıştır. C. Dosyalar kapsamına göre; 28.06.2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 85 inci maddesi ile 5320 sayılı Kanun'a eklenen geçici 7 nci maddenin ikinci fıkrasında yer alan; "Bu Kanun'un yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi tedbiri uygulanmayan kişilerle ilgili olarak 191 inci madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir." amir hükmü ve 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan, "Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz." şeklindeki ve dokuzuncu fıkrasında yer alan "Bu maddede aksine düzenleme bulunmayan hâllerde, 5271 sayılı Kanun'un kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin 171 inci maddesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 231 inci maddesi hükümleri uygulanır" şeklindeki düzenlemeler birlikte dikkate alındığında; Somut olayda, sanık hakkında daha önceden İstanbul Anadolu 60. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.12.2014 tarihli ve 2014/613 Esas, 2014/704 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 5560 sayılı Kanun'la değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 6545 sayılı Kanun'un 85 inci maddesi ile 5320 sayılı Kanun'a eklenen geçici 7 nci maddenin ikinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 26.12.2014 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmakla, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 5320 sayılı Kanun'a eklenen geçici 7 nci maddenin ikinci fıkrası uyarınca kanuni zorunluluk üzerine verildiği, kanuni zorunluluk nedeniyle verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının, Cumhuriyet savcılıkları tarafından verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararları ile benzer hukuki sonuçları doğuracağı, bu durumda, incelemeye konu suç tarihinin 16.06.2016 olması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içerisinde işlenmesi nedeniyle, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca Cumhuriyet savcısı tarafından yeni bir soruşturmaya konu edilmeyip hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararını veren mahkemeye ihbarda bulunulması gerektiği gözetilmeden, sanık hakkında ayrı bir soruşturma konusu yapılarak kamu davası açılması ve yargılama sonucunda mahkûmiyetine karar verilmesi kanuna aykırı olduğundan; Sanığın 16.06.2016 tarihli eylemini, İstanbul Anadolu 60. Asliye Ceza Mahkemesince kanuni zorunluluk üzerine verilen ve 26.12.2014 tarihinde kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içerisinde gerçekleştirmesi nedeniyle, 6545 sayılı Kanun'la değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca ayrı bir soruşturma ve kovuşturma yapma yasağı bulunduğu ve bu suçun sadece ilk suçtan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ihlali sayılabileceği, kanunî zorunluluk üzerine verilmiş olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içerisinde işlendiği anlaşılan 16.06.2016 tarihli eylem nedeniyle açılan kamu davasında mahkemesince 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca "düşme" kararı verilip İstanbul Anadolu 60.Asliye Ceza Mahkemesine ihbarda bulunulması gerektiği, sanığın 01.01.2019 tarihli eylemi nedeniyle de, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmek üzere İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığına bildirimde bulunulması gerektiği gözetilmeden mahkûmiyet kararı verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür. III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. İstanbul Anadolu 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.06.2019 tarihli ve 2019/386 Esas, 2019/518 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,10.06.2024 tarihinde karar verildi.