Yargıtay · 10. Ceza Dairesi
Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2022/14924 E. 2024/38 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/14924
- Karar No
- 2024/38
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/169 E., 2019/72 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Kamu davasının durması KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması
Adana 31.Asliye Ceza Mahkemesinin 16.12.2019 tarihli ve 2019/169 Esas, 2019/72 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan açılan kamu davasının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrasının
ikinci cümlesi uyarınca "durmasına" karar verildiği, kararın, itiraz edilmeksizin 25.12.2019 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 19.09.2022 tarihli ve 2021/1177 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 09.11.2022 tarihli ve KYB - 2022/124697 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 09.11.2022 tarihli ve KYB - 2022/124697 sayılı kanun yararına bozma isteminin; " Şüpheli hakkında Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve bir yıl süre ile denetimli serbestlik ve tedavi tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın itiraz kanun yolu açık olmak üzere verildiği, ancak kararda itiraz süresinin ve itiraz merciinin gösterilmediği, Anayasanın Temel Hak ve Hürriyetlerin Korunması başlıklı 40 ıncı maddesindeki düzenleme ile 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası ve 5271 sayılı Kanun'un 171, 172 ve 173 üncü maddeleri uyarınca, başvurulacak kanun yolunun, merciinin, başvuru şekli, süresi ve bu sürenin başlangıcının açıkça ve ilgiliyi yanıltmayacak biçimde gösterilmesi gerekmekte olup, "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen "tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kararda kanun yolu başvuru şekli, mercii, süresi ve bu sürenin başlangıcının belirtilmediği, bu nedenle kararın usulüne uygun şekilde kesinleştiğinden söz edilemeyeceği gibi, Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve bir yıl süre ile denetimli serbestlik ve tedavi tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın doğrudan şüphelinin mernis adresine tebliğe çıkarıldığı, 19.07.2016 tarihinde mernis adresinde 7201 sayılı Tebligat Kanun’un 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre tebliğ edildiği, 7201 sayılı Tebligat Kanun'un 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasında; "Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır." düzenlemesi ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntemin benimsendiği dikkate alındığında; somut olayda kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin kararın şüphelinin doğrudan mernis adresine tebliğ edildiği, tebligatın öncelikle bilinen en son adrese, mernis adresi olduğu belirtilmeksizin, Tebligat Kanunu'nun 21 inci maddesinin birinci fıkrasına göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata Tebligat Kanunu'nun 23/1 ve 8 ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16 ncı maddesi hükümlerine göre, "Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre bu adrese yapılması" gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği, bu nedenle somut olayda, Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca şüphelinin doğrudan mernis adresine yapılan tebligatın usulsüz olduğu, dolayısıyla başvurulacak kanun yolunun, merciinin, başvuru şekli, süresi ve bu sürenin başlangıcının açıkça ve ilgiliyi yanıltmayacak biçimde gösterilmemesi nedeniyle usulsüz olarak verilen ve ayrıca usulüne uygun şekilde tebliğ edilmeyen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, bu durumda sanığın 06.07.2019 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunun, erteleme süresi içerisinde işlendiğinin söylenemeyeceği anlaşıldığından, Anılan Mahkemece, itiraz süresi beklenilmeden infazı için denetimli serbestlik müdürlüğüne gönderildiği gerekçesiyle durma kararı verilmiş ise de; şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde ilgili sulh ceza hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usulüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak erteleme ve denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiğinden bahisle kamu davası hakkında kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden durma kararı verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, yazılı gerekçe ile durma kararı verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Şüpheli hakkında, 25.03.2016 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonucunda, Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 01.07.2016 tarihli ve 2016/44041 (28) Soruşturma, 2016/951 sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ve denetimli serbestlik süresi içerisinde tedaviye tabi tutulmasına, erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, kararda itiraz kanun yolunun gösterildiği, ancak kanun yoluna başvuru süresi ve başvuru merciinin gösterilmediği, kararın doğrudan şüphelinin MERNİS adresine tebliğe çıkarıldığı, 19.07.2016 tarihinde MERNIS adresinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun (7201 sayılı Kanun) 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre tebliğ edildiği, 01.07.2016 tarihinde infazı için Kozan Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, B. Kozan Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce infaz işlemlerinin yerine getirildiği, şüphelinin denetimli serbestlik tedbirine uyarak infazın 08.08.2017 tarihinde tamamlandığı, C. Şüphelinin 06.07.2019 tarihinde Antalya ilinde yeniden uyuşturucu madde ile yakalanması nedeniyle Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca erteleme kararının kaldırılarak Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 13.09.2019 tarihli ve 2016/44041 (57) Soruşturma, 2019/19248 Esas, 2019/15261 sayılı iddianamesi ile Adana 31. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, D. Adana 31. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 16.12.2019 tarihli ve 2019/169 Esas, 2019/72 Karar sayılı kararı ile, kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın tebliği ve kesinleşmesi beklenmeden Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği gerekçesiyle "davanın durmasına" karar verildiği, kararın 25.12.2019 tarihinde itiraz edilmeden kesinleştiği, Anlaşılmıştır. E. Dosya kapsamına göre; 1. 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'la değişik 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinde, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ve bu kararla birlikte verilebilecek olan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik herhangi bir kanun yolu öngörülmemiş ise de, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile bu karara bağlı olarak verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik 191 inci maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan "Cumhuriyet savcısı, bu durumda şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır." şeklindeki düzenleme gereği, "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen "tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kararların, şüpheliye tebliğ edilmesinin gerektiği, şüpheli hakkında verilen karar kendisine tebliğ edilmeden ve itiraz süresi beklenilmeden, dolayısıyla kesinleşmeden Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, Somut olayda; şüpheli hakkında Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve bir yıl süre ile denetimli serbestlik ve tedavi tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın itiraz kanun yolu açık olmak üzere verildiği, ancak kararda itiraz süresinin ve itiraz merciinin gösterilmediği, Anayasanın Temel Hak ve Hürriyetlerin Korunması başlıklı 40 ıncı maddesindeki düzenleme ile 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası ve 5271 sayılı Kanun'un 171, 172 ve 173 üncü maddeleri uyarınca, başvurulacak kanun yolunun, merciinin, başvuru şekli, süresi ve bu sürenin başlangıcının açıkça ve ilgiliyi yanıltmayacak biçimde gösterilmesi gerekmekte olup; "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen "tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kararda kanun yolu başvuru şekli, mercii, süresi ve bu sürenin başlangıcının belirtilmediği, bu nedenle kararın usulüne uygun şekilde kesinleştiğinden söz edilemeyeceği gibi, 2. Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik ve tedavi tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın doğrudan şüphelinin MERNİS adresine tebliğe çıkarıldığı, 19.07.2016 tarihinde MERNİS adresinde 7201 sayılı Kanun’un 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre tebliğ edildiği, 7201 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasında; "Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır." düzenlemesi ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntemin benimsendiği dikkate alındığında, tebligatın öncelikle bilinen en son adrese, MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin, 7201 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin birinci fıkrasına göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesinin birinci ve sekizinci fıkraları ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16 ncı maddesi hükümlerine göre, "Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, 7201 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre bu adrese yapılması" gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği, bu nedenle somut olayda, Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca şüphelinin doğrudan MERNİS adresine yapılan tebligatın usulsüz olduğu, dolayısıyla başvurulacak kanun yolunun, merciinin, başvuru şekli, süresi ve bu sürenin başlangıcının açıkça ve ilgiliyi yanıltmayacak biçimde gösterilmemesi nedeniyle usulsüz olarak verilen ve ayrıca usulüne uygun şekilde tebliğ edilmeyen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, bu durumda sanığın 06.07.2019 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunun, erteleme süresi içerisinde işlendiğinin söylenemeyeceği anlaşıldığından; Mahkemesince açılan kamu davası hakkında kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca "durma" kararı verilerek, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde ilgili Sulh Ceza Hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usulüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak erteleme ve denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği, Her ne kadar Mahkemece, itiraz süresi beklenilmeden infazı için Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği gerekçesiyle durma kararı verilmiş ise de; şüpheli hakkında yükümlülüklerini ihlalde ısrar etmesi nedeniyle değil, yeniden uyuşturucu madde bulundurması nedeniyle kamu davasının açılması karşısında, mahkemenin durma gerekçesi yerinde görülmemekle birlikte, yukarıda açıklanan nedenlerle sanığın 06.07.2019 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu erteleme süresi içerisinde işlediğinden söz edilemeyeceği, kovuşturma şartının oluşmadığı anlaşıldığından, sonuç olarak mahkemenin "durma" kararı belirtilen gerekçe ile yerinde olup, kararın gerekçe yönünden bozulması gerekmiş, kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Adana 31. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.12.2019 tarihli ve 2019/169 Esas, 2019/72 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.01.2024 tarihinde karar verildi.