Yargıtay · 10. Ceza Dairesi
Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2022/14801 E. 2024/23983 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/14801
- Karar No
- 2024/23983
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma HÜKÜM: Hükmün düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi Sanık hakkında kurulan hükmün, yapılan ön inceleme neticesinde temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: A. Sivas 3. Ağır Ceza Mahkemesince, sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan mahkûmiyetine karar verilmiştir. B. Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümdeki hukuka aykırılıklar düzeltilerek, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Sanık ve müdafiinin temyiz sebepleri özetle; 1. Tanık Ömer'in akıl sağlığının yerinde olmadığına, bu konuda araştırma yapılmadan beyanlarının hükme esas alındığına, 2. Tanık İlhami'nin kabulün aksine sanığa uyuşturucu madde sattığına, 3. Sanığın aleyhinde delil bulunmadığına, 4. Beraat kararı verilmesi gerektiğine, 5. İkinci kez tekerrür hükümlerinin uygulanmasının usulsüz olduğuna, İlişkindir. 5271 sayılı CMK'nın 280/1-a maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesinin "İlk Derece Mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığını, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığını, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğunu saptadığında istinaf başvurusunun esastan reddine, 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a), (c), (d), (e), (f), (g) ve (h) bentlerinde yer alan ihlallerin varlığı hâlinde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine" karar verebileceği düzenlenmiş olup; sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesinin uygulanmasına esas alınan 24.12.2020 ve 14.10.2021 tarihli olaylarda, Bölge Adliye Mahkemesince "...tanık 'ın bu iddiasının sanık ve diğer tanıklar tarafından doğrulanmadığı,yine müdahale sorasında sanığın üst araması yapılmadığından iddia olunan alım satıma dair paraya ilişkin bir tespitin bulunmadığı, fiziki takip sırasında uyuşturucu alışverişine dair bir hususun tespit edilmediği yine sanık ile tanıklar arasında uyuşturucu alışverişine dair bir tape kaydının da bulunmadığı anlaşıldığından sanığa isnat olunan 24/12/2020 tarihli eylemin sabit olmadığı anlaşılmıştır.", "...sanıklar veun sanık ile birlikte tanığın aracının içinde uyuşturucu kullanmak dışında,para karşılığı tanığa uyuşturucu madde verdiklerine dair tape kaydı, fiziki takip ve beyan bulunmadığı bu nedenle sanıkların üzerine atılı eylemin sabit olmadığı anlaşılmıştır." denilmek suretiyle delil değerlendirilmesi yapılarak eylemlerin sabit görülmediği; ayrıca "sanığın sabit kabul edilen 17/02/2021 tarihli olayın soruşturması kapsamında tanık ...'ün iş yerinde yapılan aramada ele geçirilen net 0,6 gram sentetik uyuşturucunun tanığa sanık ... tarafından temin edildiğine dair her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil bulunmadığının anlaşılması karşısında sanık hakkında TCK 188/4-a maddesi uygulanmak suretiyle fazla ceza tayini kanuna aykırı olup" tespitine yer verilerek, İlk Derece Mahkemesi hükmünün duruşma açılmaksızın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmişse de; 5271 sayılı CMK'nın 280/1-c maddesine göre Bölge Adliye Mahkemelerince ancak "Başka bir araştırmaya ihtiyaç duyulmadan cezayı kaldıran veya cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsî sebeplere ya da şahsî cezasızlık sebeplerine bağlı olarak daha az ceza verilmesini veya ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesini gerektiren hallerde, hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine" duruşma açılmaksızın karar verilebileceğinden, sanık hakkında şahsi nedenlere bağlı indirim sebebi veya şahsi cezasızlık sebebi olmayan 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesi uyarınca zincirleme suç hükümlerinin ve 188/4-a maddesinin uygulanması hatalı görülüp, ilgili maddeler çıkarılarak yeniden hüküm kurulabilmesi için, 5271 sayılı CMK'nın 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak, delil değerlendirilmesi yapıldıktan sonra hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, 5271 sayılı CMK'nın 289/1-h maddesi kapsamında hukuka kesin aykırılık hâli olarak saptanmıştır. Başkaca yönleri incelenmeyen Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi kararının, 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Bozma nedeni ile tutukluluk süresi ve tutuklama koşullarında değişiklik bulunmaması karşısında sanık hakkındaki salıverilme talebinin REDDİNE, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2-(b) bendi uyarınca takdîren Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.10.2024 tarihinde karar verildi.