Yargıtay · 10. Ceza Dairesi

Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2022/12613 E. 2024/24151 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Ceza Dairesi
Esas No
2022/12613
Karar No
2024/24151
Karar Tarihi

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SUÇ : Uyuşturucu madde imal etme HÜKÜM : Hükmün düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi Sanık hakkında kurulan hükmün, yapılan ön inceleme neticesinde temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. Bakırköy 12. Ağır Ceza Mahkemesince sanığın uyuşturucu madde imal etme suçundan mahkûmiyetine karar verilmiştir. B. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan ve re'sen de istinafa tabi olan hükmün düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle; 1. Temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmemesi gerektiğine ve buna yönelik İlk Derece Mahkemesince gerekçe gösterilmediğine, 2. Sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğine, 3. Delil değerlendirmesinin hatalı yapıldığına, 4. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, İlişkindir. 5271 sayılı CMK'nın 280/1-a maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesinin "İlk Derece Mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığını, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığını, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğunu saptadığında istinaf başvurusunun esastan reddine, 303 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (c), (d), (e), (f), (g) ve (h) bentlerinde yer alan ihlallerin varlığı hâlinde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine" karar verebileceği düzenlenmiş olup, CMK'nın 303/1. maddesi kapsamında bulunmayan fiile bağlı artırma nedeni olan 5237 sayılı TCK'nın 43/1. maddesinin hükümden CMK'nın 280/1-g maddesi gereğince duruşma açılmaksızın çıkarılamayacak olması nedeniyle CMK'nın 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak, delil değerlendirilmesi yapıldıktan sonra eylemlerin kabulüne göre hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, CMK'nın 289/1-h maddesi kapsamında hukuka kesin aykırılık hâli olarak saptanmıştır. Başkaca yönleri incelenmeyen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi kararının, gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2-b maddesi uyarınca takdîren İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.10.2024 tarihinde karar verildi. KARŞI OY GEREKÇESİ 5271 sayılı CMK'nın 280/1-a maddesinde, “Bölge Adliye Mahkemesi, dosyayı ve dosyayla birlikte sunulmuş olan delilleri inceledikten sonra; İlk Derece Mahkemesinin kararında … 303 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (c), (d), (e), (f), (g) ve (h) bentlerinde yer alan ihlallerin varlığı hâlinde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine, … karar verir.” denilmekte; mezkur hükmün atıfta bulunduğu 303. maddenin 1 (a) bendinde ise, hükme esas olarak saptanan olaylara uygulanmasında hukuka aykırılıktan dolayı hüküm bozulmuş ise, “olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate … hükmolunması gerekirse” Bölge Adliye Mahkemesinin davanın esasına hükmedebileceği gibi hükümdeki hukuka aykırılığı da düzeltebileceği belirtilmektedir. 5271 sayılı CMK'nın 280/1-a ve 303/1-a maddeleri uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesince delil değerlendirmesi yapılabilmesi için her durumda duruşma açılması zorunlu olmayıp, dosya ve dosyayla birlikte sunulmuş olan deliller incelendikten sonra, olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden belli sonuçlara ulaşılması halinde, dosya üzerinden karar verilmesi mümkün bulunmaktadır. Belirtilen hükümler birlikte değerlendirildiğinde; ilk derece mahkemesince 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesinin uygulandığı durumlarda, bölge adliye mahkemesince yapılan incelemede, ilave bir araştırma yapılmasına ihtiyaç duyulmaksızın, dosyada mevcut delillere dayanılarak 43. maddenin uygulanmasına esas teşkil eden eylem(ler)le ilgili olarak 5271 sayılı CMK'nın 223/2. fıkrasında sayılan hallerden birinin mevcut olduğuna kanaat getirilmesi durumunda; 5271 sayılı CMK’nın 280/1-a ve 303/1-a maddelerinin verdiği yetki uyarınca duruşma açılmaksızın ilk derece mahkemesi hükmünden 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesinin uygulanmasına ilişkin kısmın çıkartılması suretiyle hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilebileceği anlaşılmaktadır. Bu itibarla, 5271 sayılı CMK'nın 280/1-a ve 303/1-a maddeleri uyarınca, temyiz talebine konu olayda; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesince duruşma açmadan; sanığın 21.09.2020 ve 08.12.2020 tarihli eylemlerinin sabit olduğu, ancak “tüketen-tüketilen norm ilişkisi kuralı gereğince, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal eden kişinin, arada hukuken geçerli bir kesinti olmaması koşuluyla, imal ettiği bu maddeleri satmak için bulundurmasının ya da satmasının, imal dışında ayrı bir suç oluşturmayacağı, imalle ilgili fiilin, bulundurma ve satma fiillerini içine alıp tüketeceği şeklinde değerlendirilmesi gerektiğinden, TCK'nın 43/1. maddesinin uygulanmasını gerektirir yasal şartların mevcut olmadığı" gerekçesiyle, duruşma açılmaksızın hüküm fıkrasından çıkartılmasıyla suretiyle hukuka aykırılıklar düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilebileceği görüşünde olduğumuzdan; sanık müdafiinin temyiz talebine istinaden, Bölge Adliye Mahkemesi hükmünün esastan incelenmesi gerekirken, duruşma açılmadan karar verildiği gerekçesiyle, diğer yönleri incelenmeksizin bozulması yönündeki çoğunluk görüşüne iştirak etmiyoruz.16.10.2024

Atıf: Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2022/12613, K. 2024/24151, T. 16.10.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-ceza-dairesi-2022-12613-e-2024-24151-k-94b04e6110af