Yargıtay · 10. Ceza Dairesi
Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2012/17447 E. 2014/11757 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2012/17447
- Karar No
- 2014/11757
- Karar Tarihi
Mahkeme : İZMİR 2. Sulh Ceza Mahkemesi Karar Tarihi- Numarası : 22.06.2009- 2009/568 esas ve 2009/975 karar Suç : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma Karar : Tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri Dosya incelendi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Sanık hakkında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 04.05.2009 tarih ve 2009/7269 sayılı iddianamesi ile kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan kamu davası açıldığı ve İzmir 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 2009/568 esas sayısına kaydedildiği, sanığa çıkarılan tebligatın belirtilen adreste 60 numaranın bulunmaması üzerine iade edildiği, 22.06.2009 tarihli ilk celsede iddianamenin okunmasından sonra "sanık hakkında tedbir uygulanacağından savunmasının alınmasından vazgeçilmesine" karar verilerek hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191/2. maddesine göre tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine tâbi tutulmasına karar verildiği, kararın kesinleştirilerek infaza verildiği, İzmir Denetimli Serbestlik ve Yardım Şube Müdürlüğü tarafından çıkarılan tebligatın usulüne uygun tebliğ edilmesine rağmen sanığın süresi içerisinde başvurmaması üzerine 25.11.2010 tarihinde Mahkemeye bildirimde bulunulduğu, İzmir 2. Sulh Ceza Mahkemesi'nce duruşma açılarak sanığın savunması alındıktan sonra 29.09.2011 tarihinde TCK'nın 191/1 ve 62 maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, TCK'nın 50. maddesi gereğince hapis cezasının 6000 TL adlî para cezasına çevrilmesine karar verildiği anlaşılmıştır. 5271 sayılı Kanun'un 175. maddesinin 2. fıkrasında “Mahkeme, iddianamenin kabulünden sonra duruşma gününü belirler ve duruşmada hazır bulunması gereken kişileri çağırır”, 193. maddesinin 1. fıkrasında “Kanunun ayrık tuttuğu hâller saklı kalmak üzere, hazır bulunmayan sanık hakkında duruşma yapılmaz.” ve 195 maddesinde “ Suç, yalnız veya birlikte adlî para cezasını veya müsadereyi gerektirmekte ise; sanık gelmese bile duruşma yapılabilir. Bu gibi hâllerde sanığa gönderilecek davetiyede gelmese de duruşmanın yapılacağı yazılır.” hükümleri öngörülmüştür. Somut olayda hakkında kullanmak için uyuşturucu bulundurma suçundan dava açılan sanığa davetiye tebliğ edilmeden ve sorgusu yapılmadan hakkında 22.06.2009 tarihinde tedavi ve denetimli serbestlik kararı verilerek savunma hakkının kısıtlanması nedeniyle, mahkemece tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine uymadığı bildirilmesi üzerine duruşma açılarak TCK'nın 191/1, 62 ve 50. maddeleri uyarınca verilen 6000 TL adlî para cezasının hukuki değerinin bulunmadığı, sanığın 06.10.2011 tarihli temyiz dilekçesinin 22.06.2009 tarihli "tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri" kararına yönelik, öğrenme üzerine ve süresinde verilmiş itiraz dilekçesi niteliğinde olduğu da kabul edilerek; yapılan incelemede; Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 20.03.2012 tarihli ve 2011/785 E. 2012/101 K. sayılı kararında açıklandığı üzere; “kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alma, kabul etme veya bulundurma” suçundan dolayı, TCK'nın 191. maddesinin 2. fıkrası gereğince verilen “tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına” ilişkin kararın, sözü edilen fıkraya 6217 sayılı Kanunla eklenen cümlenin yürürlüğe girdiği 14.04.2011 tarihinden önce ya da sonra verilip verilmediğine bakılmaksızın, temyiz değil itiraz kanun yoluna tabi olması nedeniyle, itirazla ilgili gerekli kararın yetkili ve görevli itiraz merciince verilmesi için, dosyanın incelenmeksizin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na İADESİNE, 27.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.