Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2026/4563 E. 2026/6038 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/4563
- Karar No
- 2026/6038
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2026/1098 E., 2026/1041 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 9. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2025/157 E., 2026/33 K.
Dava, bağıştan rücu hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacı vekili; 78 yaşındaki davacı ...’ın, bakım ve desteğini sağlayan oğlu ...’a . ilçesi, 83... parsel sayılı taşınmazını bağış yoluyla devrettiğini ancak oğlunun vefatı üzerine taşınmazın yasal mirasçı olan gelini davalı ...’a geçtiğini, davalı gelinin yaklaşık altı yıldır müvekkiline ve hasta eşi ...a karşı son derece ilgisiz davrandığını, müvekkilini dışlayarak kötü söz ve davranışlarda bulunduğunu ve torunlarını göstermediğini, bu tutumların Türk Medeni Kanunu'nun 295. maddesi uyarınca bağışlayana karşı ağır bir yükümlülüğe aykırılık ve nankörlük teşkil ettiğini ileri sürerek bağışın geri alınması şartları oluştuğundan bağış işleminin iptali ile taşınmazın davacı adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili; davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını, Türk Borçlar Kanunu’nun 297. maddesi uyarınca bağışlayanın geri alma sebebini öğrendiği tarihten itibaren bir yıl içinde bu hakkını kullanması gerektiğini, davacının "altı yıldır ilgisizlik ve kötü muamele gördüğü" iddiasının bu sürenin çoktan aşıldığını ikrar mahiyetinde olduğunu, ayrıca müvekkilinin bağışlama akdinin tarafı olmadığını, taşınmazın eşinin vefatıyla miras yoluyla intikal ettiğini ve müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, taşınmazın halihazırda üçüncü bir şahıs adına kayıtlı olması nedeniyle de tescilinin hukuken imkansız bulunduğunu, esasa ilişkin olarak ise "büyük nankörlük" iddialarının tamamen asılsız olduğunu, müvekkilinin iki çocuklu dul bir anne olarak ve kendi sağlık sorunlarına (kanser şüphesi) rağmen aile bağlarını korumaya çalıştığını, çocukların ( 12... yaşlarında) kendi iradeleriyle dedeleriyle görüşmek istemediklerini, asıl davacı tarafın torunlarına ve müvekkiline kötü muamelede bulunduğunu belirterek davanın usulden ve esastan reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı vekilince müvekkilinin dava konusu taşınmazı oğluna bağış yoluyla devrettiği ancak oğlunun vefatından sonra gelininin müvekkiline kötü söz ve davranışlarda bulunduğu ileri sürülerek İstanbul ili, ... Mahallesi, 83... parsel sayılı taşınmazda davalı adına olan tapu kaydının bağıştan rücu hukuksal nedenine dayalı olarak iptali ile müvekkili adına tescili istenmekte olup; mülkiyet değişikliğine neden olacak tapu iptali ve tescil istekli davaların kural olarak kayıt malikine ya da maliklerine karşı açılması gerektiği, davalı ...'ın, ...'dan intikalen edindiği dava konusu taşınmazı dava tarihi olan 13.05.2025 tarihinden önce 07.08.2023 tarihinde dava dışı Esenler Belediyesine sattığı, dava konusu taşınmazın kayıt maliki olmadığı, bu nedenle 6100 sayılı HMK'nın 50. maddesi gereğince kayıt malikine karşı açılmış bir davanın bulunmadığı, ıslah yoluyla dahi olsa hasım değiştirilemeyeceği gibi, dahili dava yoluyla da bir kimseye taraf sıfatı verilemeyeceği, açıklanan bu durum karşısında kayıt maliki olmayan davalıya husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İlk Derece Mahkemesince tüm delillerin toplandığı, değerlendirilip tartışıldığı, kabul ve reddediliş sebeplerinin gerekçeleriyle açıklandığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu, kamu düzenine aykırılık teşkil eden bir hususa da rastlanmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b/1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Temyiz eden davacıdan alınması gereken harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.09.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.