Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2026/390 E. 2026/4712 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/390
Karar No
2026/4712
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/687 E., 2025/2715 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Büyükçekmece 5. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/344 E., 2024/39 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

- K A R A R -

Dava, vekâlet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, mümkün olmadığı takdirde bedel istemine ilişkindir.

Davacı vekili; dava konusu taşınmazın davacı adına kayıtlı iken, Almanya'da yaşayan davacının ...Başkonsolosluğunda düzenlediği vekâletnameye dayanılarak vekil Avukat ... tarafından yanında avukat katibi olarak çalışan davalı ...'ya devredildiğini, bu devir karşılığında davacıya herhangi bir bedel ödenmediğini, vekâlet görevinin kötüye kullanıldığını ileri sürerek davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline, mümkün olmadığı takdirde bedelin tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ...; davanın zamanaşımına uğradığını, taşınmazı emaneten üzerine aldığını, daha sonra taşınmazda kiracı olan ... 'in talimatıyla devrettiğini ve satış bedelini de ... 'e ödediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

Davalı ... vekili; davacının taşınmazı önceden ... 'e sattığını ve bedelini aldığını, vekâletnamenin bu satışın gerçekleştirilmesi amacıyla verildiğini, davacının talimatı doğrultusunda devir işleminin ... adına yapıldığını, vekâlet görevinin gereği gibi yerine getirildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

Davalılar ... ve ... vekili; davalıların taşınmazı tapu siciline güvenerek ve gerçek değerine yakın bir bedelle satın aldıklarını, iyiniyetli üçüncü kişi olduklarını belirterek davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin 2018/150 Esas, 2019/743 Karar sayılı kararı ile; taşınmazın devrine ilişkin gerçek bedelin davacıya ödenmediği, taşınmazı devralan ... ile vekil ... arasında aynı büroda avukat ve katip ilişkisi olduğu, son kayıt maliki ...'un üçüncü kişi sıfatıyla TMK 1023. maddesi korumasından yararlandığı gerekçesiyle tapu iptali ve tescil isteminin reddine, bedel isteminin ise davalılar ... ve ... yönünden kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 2020/175 Esas, 2020/688 Karar sayılı kararı ile; davacı tarafından inkâr edilen imzalar yönünden grafoloji ve sahtecilik uzmanından rapor alınmadan karar verildiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak dosyanın yeniden incelenmek üzere Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin ilam tarihinde tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının taşınmazın satışına ilişkin iradesinin bulunduğu, satış işleminin bilgisi ve rızası dahilinde gerçekleştirildiği, belgedeki imza ve yazının davacının eli ürünü olduğunun anlaşıldığı, satış bedelinin ödendiğinin dosya kapsamı ile ispatlandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilam tarihinde tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; vekâlet görevinin kötüye kullanıldığının ispatlanamadığı, son kayıt malikleri ... ve ...'ın iyiniyetli üçüncü kişi oldukları gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Dosya içeriğinden; davacının dava konusu taşınmazın satışı için Karlsruhe Başkonsolosluğunun 13.12.2011 tarihli düzenleme şeklinde vekaletnamesi ile davalı Avukat ...'a özel vekâletname verdiği, taşınmazın vekil tarafından ilk el olarak davalı ... adına 26.12.2011 tarihinde satış suretiyle devredildiği, taşınmazın ilk el tarafından 20.12.2012 tarihinde ...'a satış suretiyle temlik edildiği anlaşılmaktadır.

Bilindiği üzere, vekil, vekâlet görevini sadakat ve özenle yerine getirmek, vekâlet verenin menfaatlerini gözetmek ve yaptığı işlemler nedeniyle hesap vermekle yükümlüdür. Vekâlet görevinin kötüye kullanılması hâlinde, vekil ile el ve işbirliği içinde hareket eden kişinin kazanımı korunmaz. Bununla birlikte, tapu siciline güvenerek ayni hak kazanan iyiniyetli üçüncü kişiler tapu siciline güven ilkesi uyarınca korunur.

Somut olaya gelince; davalı ...'ın savunmasında belirtilen davacının imzasını taşıyan 29.12.2011 tarihli adi yazılı belgede 'dava konusu taşınmazı ... ya da onun belirleyeceği kişi ya da kişilere tapudan devir ve temlik işleminin yapılmasını' belirttiği, davacı tarafından belgedeki imza ve yazı inkar edilmiş ise de yargılamada alınan ... raporlarıyla belgedeki imzanın ve yazının davacının eli ürünü olduğu tespit edilmiştir.

Davacı tarafından verilen özel vekâletnamenin içeriğinden dava konusu taşınmazın vekile verilen yetki ile dilediği gerçek ve tüzel kişilere satılmasının amaçlandığı, davalı ...'nın ve vekil ...'ın savunmalarından ilk temlikin ...'ya herhangi bir bedel ödenmeksizin gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır. Başka bir anlatımla, ilk devir sırasında vekile ya da davacıya herhangi bir satış bedeli ödenmemiştir. Bu durumda vekilin özen, sadakat ve hesap verme borcunu yerine getirdiğinden söz edilemez. İlk el malik ...'nın da vekil ... ile el ve işbirliği içerisinde hareket ettiği dosya kapsamıyla sabittir. Buna karşılık son kayıt malikleri ... ve ...'ın taşınmazı bedeli karşılığında edindikleri, vekil ile ilk el malik arasındaki hukuka aykırı ilişkiyi bildikleri veya bilebilecek durumda olduklarının ispatlanamadığı, bu nedenle TMK'nın 1023. maddesi kapsamında iyiniyetli üçüncü kişi olarak korunmaları gerektiği kuşkusuzdur.

Hal böyle olunca; son kayıt malikleri yönünden tapu iptali ve tescil isteminin reddine karar verilmesi yerinde ise de vekâlet görevini kötüye kullanan davalı ... ile onunla el ve işbirliği içerisinde hareket eden ilk el malik ... yönünden bedel isteminin kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile anılan davalılar yönünden de davanın reddedilmesi isabetsizdir.

Davacı vekilinin temyiz itirazlarının açıklanan nedenlerle kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde temyiz eden davacıya iadesine, Dosyanın Büyükçekmece 5. Asliye Hukuk Mahkemesine, Bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine 15.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2026/390, K. 2026/4712, T. 15.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2026-390-e-2026-4712-k-32555714194f