Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2026/3523 E. 2026/4554 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/3523
Karar No
2026/4554
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2025/238 E., 2025/468 K.

Dava, hile hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

Davacı; kayden maliki olduğu 221 66... parsel sayılı taşınmazdaki 10 numaralı bağımsız bölümünü ihtiyaçları nedeni ile satışa çıkardığını, dava dışı emlakçı ...’in aracılığı ile davalı ...'nin maliki olduğu 336 parsel sayılı taşınmazdaki 3 numaralı bağımsız bölüm ile 10 numaralı bağımsız bölümün trampa edilmesi konusunda anlaştıklarını, davalıların 31.000,00 TL nakit ödeme yaptıklarını, 21.000,00 TL tutarındaki kredi borcunu da ödediklerini ve toplam 50.000,00 TL tutarında da iki adet teminat amaçlı senet verdiklerini, kendisinin de davalılara inanarak dava konusu daireyi davalı ...'e devrettiğini, ancak kendisine trampa ile temlik edilmesi gereken 3 nolu bağımsız bölümün devrinin yapılmadığını, iradesinin fesada uğratıldığını ileri sürerek davalı ... adına olan kaydın iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir.

Davalılar; davacı ile trampa konusunda anlaşmadıklarını, 31.000,00 TL'nin ve kullanılan 80.000,00 TL kredi bedelinin içerisinden 5.000,00 TL emlakçı parası alındıktan sonra davacıya satış bedeli olarak verildiğini belirterek davanın reddini savunmuşlardır.

Mahkemenin 15.11.2013 tarihli ve 2013/239 Esas, 2013/615 Karar sayılı kararı ile; davacının aldatma ve taraflar arasında takas sözleşmesi bulunduğu iddialarını kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 22.12.2015 tarihli ve 2014/5563 Esas, 2015/14911 Karar sayılı kararı ile; usulüne uygun şekilde ön inceleme duruşmasının yapılması ve sonrasında bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle karar bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde Mahkemenin 10.07.2019 tarihli ve 2016/306 Esas, 2019/259 Karar sayılı kararıyla; davalı ... yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine, davalı ... yönünden davanın kabulü ile tapu kaydının iptaline ve davacı adına tesciline, davacı tarafından depo edilen 52.000,00 TL’nin de davalı ...’e ödenmesine karar verilmiş, söz konusu kararın davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 15.02.2021 tarihli ve 2019/4394 Esas, 2021/779 Karar sayılı kararı ile; öncelikle davacının bildirdiği tanıkların dinlenilmesi, davalı tarafa 23.11.2016 tarihinde tanık listesi bildirmesi için verilen kesin sürenin sonuçlarının anlatılmaması nedeniyle usulüne uygun olmadığı dikkate alınarak tanık listesi sunması için usulüne uygun süre verilmesi, usulüne uygun olarak bildirilen taraf tanıklarının dinlenilmesi ile temlikin hile ile gerçekleşip gerçekleşmediğinin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile karar bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde Mahkemenin 26.09.2023 tarih ve 2021/429 Esas, 2023/325 Karar sayılı kararı ile; bozma ilamı sonrası dinlenen tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davacının hileye yönelik iddiasını ispat edemediği, taraflar arasında yazılı takas sözleşmesinin olmadığı, resmi senedin aksinin kesin delille ispatlanması gerektiği, davacı yemin deliline dayanmadığından davacının takas iddiasını ispatlayamadığının anlaşıldığı, diğer yönden davacının alım-satım bedelini tam olarak alamadığını belirterek tapu iptali-tescil talebinde bulunduğu, toplanan banka kayıtları, mali müşavirden alınan raporda davacı iddiası ve davalının savunmasında ihtilafsız ödeme miktarının 52.000,00 TL olduğu, inşaat bilirkişi raporunda tasarruf tarihindeki değerinin 118.800,00 TL olduğu, böylelikle satıcı olan davacının taşınmazın tam piyasa rayiç değerini tahsil edemediği, tapu iptali-tescil talebinde haklı olduğu, davalının da bakiye 53.000,00 TL'lik ödemeyi ispatlayamadığı, bu konuda yazılı bir belgesinin olmadığı gibi, bonolardaki borçlunun ... olduğu, söz konusu bonoların da tahsil edilmediği, böylelikle davacının ödenilen satış bedelinin ...'a iadesi şartı ile tapu iptali-tescil talebinde haklı olduğu anlaşılmakla davalı ... yönünden açılan davanın kabulüne, diğer davalı ...'ın tapuda adının bulunmadığı, ihtilafın konusu itibariyle ...'a husumet yöneltilemeyeceğinden bu davalıya karşı açılan davanın pasif husumet dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiş, kararın davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 22.04.2025 tarihli ve 2024/330 Esas, 2025/2150 Karar sayılı kararı ile bu kez; davacının dava dilekçesinde kendisine ait 10 numaralı bağımsız bölümün davalı ...’ye ait olduğunu zannettiği 3 numaralı bağımsız bölüm ile takas edileceğini, bunun karşılığında 3 numaralı bağımsız bölümün 50.000,00 TL tutarındaki kredi borcunu üstleneceğini, kendisinin borçları için de 52.000,00 TL (31.000,00 TL nakit ödeme, 21.000,00 TL tutarındaki kredi borcunun ödenmesi) verildiğini, 3 numaralı bağımsız bölüm kendisine devredilinceye kadar da teminat olması için her biri 25.000,00 TL tutarında iki adet senet verildiğini, ancak hileye düşürüldüğünü iddia ederek eldeki temyize konu davayı açtığı, bahsi geçen senetlerin (bonoların) incelenmesinde düzenleme tarihinin 24.12.2012, ödeme tarihinin 15.01.2013, keşidecisinin ..., lehtarının ise davacı ... olduğu, bu senetler için İzmir 6. İcra Müdürlüğünün 2013/4355 sayılı dosyası ile 04.04.2013 tarihinde takip başlatıldığı, bu durumda davacının dava konusu taşınmaza ilişkin olarak tapu iptali ve tescil talebinde bulunamayacağı, dava konusu taşınmazın satış tarihi itibariyle belirlenen değerinden arta kalan miktarı tazminat yolu ile talep edebileceği ve söz konusu senetlerin icraya konulması yolu ile tahsil edebileceği gözetilerek tapu iptali ve tescil talebine yönelik davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesiyle karar bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tüm dosyanın incelenmesinde, davacının dava dilekçesinde kendisine ait 10 numaralı bağımsız bölümün davalı ...’ye ait olduğunu zannettiği 3 numaralı bağımsız bölüm ile takas edileceğini, bunun karşılığında 3 numaralı bağımsız bölümün 50.000,00 TL tutarındaki kredi borcunu üstleneceğini, kendisinin borçları için de 52.000,00 TL (31.000,00 TL nakit ödeme, 21.000,00 TL tutarındaki kredi borcunun ödenmesi) verildiğini, 3 numaralı bağımsız bölüm kendisine devredilinceye kadar da teminat olması için her biri 25.000,00 TL tutarında iki adet senet verildiğini, ancak hileye düşürüldüğünü iddia ederek eldeki davayı açtığı, bahsi geçen senetlerin (bonoların) incelenmesinde düzenleme tarihinin 24.12.2012, ödeme tarihinin 15.01.2013, keşidecisinin ..., lehtarının ise davacı ... olduğu, bu senetler için İzmir 6. İcra Müdürlüğünün 2013/4355 sayılı dosyası ile 04.04.2013 tarihinde takip başlatıldığı, bu durumda davacının dava konusu taşınmaza ilişkin olarak tapu iptali ve tescil talebinde bulunamayacağı, dava konusu taşınmazın satış tarihi itibariyle belirlenen değerinden arta kalan miktarı tazminat yolu ile talep edebileceği ve söz konusu senetlerin icraya konulması yolu ile tahsil edebileceği gözetilerek tapu iptali ve tescil talebine yönelik davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı, özellikle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Islahın zamanı ve şekli" başlıklı 177/2.maddesinde; " ... Ancak bozma kararına uymakla ortaya çıkan hukuki durum ortadan kaldırılamaz" hükmünün yer aldığı gözetilerek temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediği anlaşılmakla usul ve kanuna ve bozma kararının gereklerine uygun olan Mahkeme kararının ONANMASINA, Temyiz harcı davacı tarafından peşin yatırıldığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın Karşıyaka 2. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 1086 sayılı HUMK'un 440/III-1. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 03.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2026/3523, K. 2026/4554, T. 03.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2026-3523-e-2026-4554-k-c31def7bc1a2