Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2026/3484 E. 2026/4658 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/3484
- Karar No
- 2026/4658
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2131 E., 2026/119 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İspir Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2015/441 E., 2023/145 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Dava, tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir.
Davacılar vekili; Müvekkillerine ait olan .. ili, .. ilçesi, .. Mahallesi, 121 ada, 107, 63... parseller ile 121 ada, 106, 64 48,47, 49, 64, 49... parseller ile 121 ada parsel 38,39,40, 47, 48... parseller arasında kalan alanların kadastro çalışmaları sırasında yol olarak tescil harici bırakıldığını, mahallinde yapılacak keşifte sınırları tam olarak gösterilecek alanların davacılara ait olduğunu, davacılara ait taşınmazlarla bütünlük gösterdiğini, kadimden beri hiçbir zaman yol olarak kullanılmadığı gibi başka şahıslar ve/veya Kurumlarca hak iddiasında bulunulmadığını ileri sürerek 1 21... , 65... parseller arasında tescil harici bırakılan alanın tamamının ... adına, 121 ada, 106, 64, 48, 47... parseller arası yol olarak terk edilen bölümün eşit paylarda olmak üzere davacılar adına tescil edilmesini talep etmiş; aşamada, 19.07.2017 tarihli duruşmada, 1 21... , 49, 47, 38, 39, 40 parseller arasında kalan bölümün 1/3 hissesinin davacı ..., 2/3 hissesinin ise ... adına tescilini talep ettiklerini beyanla talebini bu yönden ıslah etmiştir.
Davalı ..ye izafeten .. Mal Müdürlüğü; dava konusu taşınmazlara ilişkin olarak kadastro çalışmalarının kesinleştiğini, yolların kadastro sırasında dikkat edilerek ayrılması ve kadastro paftası üzerinde işaretlenmesi gereken, kamunun ortak kullanımına ait yerler olduğunu, kamu orta mallarının ise şahıslar adına tapuya tescil edilemeyeceğini, ayrıca davacı sadece kendi parselini dikkate alarak yola ilişkin dava açmış ise de davanın komşu parsel maliklerini de ilgilendirdiğinden bu şahısların da davaya dahil edilmesi gerektiğini, kadastro sırasında yol olarak ayrılan alanların tescil harici yerler olup Hazine adına tescil edilemeyeceklerinden davanın kabulü hâlinde aleyhlerine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilemeyeceğini beyanla davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince yukarıda tarih ve sayısı belirtilen karar ile; mahalli bilirkişi ve tanık beyanları, teknik bilirkişi raporları ve dosyada bulunan belgeler birlikte değerlendirildiğinde davaya konu olan ve kadastro tespitleri sırasında tescil harici yol olarak bırakılan kısımların genel yol olarak kullanılmayıp davacılar tarafından kullanıldığı ve eklemeli zilyetlik hukuki nedeni ile iktisap edildiği, davacıların ve murislerinin taşınmaza yirmi yıldan fazladır zilyet olduğu, zilyetliğin davasız ve aralıksız malik sıfatıyla olduğu gerekçeleriyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davalı .. vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ileri sürülen istinaf nedenlerine, kamu düzenine ilişkin hususlara, dosyadaki belgelere, taraflarca ileri sürülen ve kararın dayandığı delillerle kanuna uygun gerektirici sebeplere, İlk Derece Mahkemesince delillerin takdirinde usul ve yasaya aykırılık görülmemesine, özellikle taşınmaz bölümleri köy içinde bulunmakta olup bu nedenle 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca imar ve ihyaya gerek duyulmaksızın edinilebilecek yerlerden olduğu gibi dava konusu taşınmaz bölümlerine komşu taşınmazların tapuda davacılar adına kayıtlı olmasına ve mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarında dava konusu taşınmaz bölümlerinin genel yol niteliğinde olmayıp davacı tarafça irsen intikal ve taksim suretiyle özel yol, avlu ve peteklik şeklinde kullanıldığının belirtilmesine göre davacı taraf yararına zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının oluştuğunun anlaşılmasına, ayrıca dava tapusuz taşınmazın tescili isteğine ilişkin olduğundan tescil kararı vermekle yetinilerek hüküm kurulması gerektiği halde "tapu kaydının iptaline" şeklinde hüküm tesis edilmesi isabetsiz ise de bu hususun mahallinde düzeltilebilir hata niteliğinde olduğunun anlaşılmasına göre davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Ne var ki; dava konusu taşınmaz bölümünün davacıların ortak murisi ...'ya ait iken davacılara kaldığının davacılar, mahalli bilirkişi ve tanıklar tarafından bildirildiği hâlde davacılara nasıl intikal ettiği hususu (satış, hibe, taksim vb) dosya kapsamı itibarıyla anlaşılamadığından davacıların aktif dava ehliyeti olup olmadığı hususununda mahalli bilirkişi ve tanıklar yeniden dinlenerek taraf teşkilinin usulüne uygun biçimde sağlanıp sağlanmadığı hususu açıklığa kavuşturulmadan eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Diğer taraftan, dava konusu taşınmazın tarafların ortak murisi ...'dan kaldığı belirtilmiş olması karşısında, 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca, davacıların mirasbırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediği Tapu Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğü ile Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulup varsa taraf oldukları dava dosyaları getirtilmeli, aynı Kanun'un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma Ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip Kanun'un getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanmadan karar verilmesi de doğru değildir.
Davalı Hazine vekilinin açıklanan nedenlerden ötürü yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1. maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanun′un 371/1-a maddesi uyarınca BOZULMASINA, Temyiz eden davalı Hazine harçtan muaf bulunduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.