Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/91 E. 2025/6010 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/91
- Karar No
- 2025/6010
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Van Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/82 E., 2024/87 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bitlis 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/114 E., 2021/257 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Bitlis ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde yer alan ... Mahallesi 7 87... parsel, 7 87... parsel, 9 51... parsel ve 8 63... parsel sayılı taşınmazların ortasındaki yaklaşık 8 dönüm yüz ölçümlü tapulama harici taşlık arazinin 1990 yılının başlarından bu yana davacının zilyetliğinde olduğunu, davacının tamamiyle taşlık olan araziyi çok büyük emekler vererek ve büyük maliyetler ödeyerek taşlarından temizlediğini ve 4-5 yıl süren emek ve çalışmadan sonra verimli bir tarım arazisi haline getirdiğini belirterek davacı adına tescilini istemiştir.
II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davanın süresi içinde olmadığını, kadastro öncesi nedene dayanan tescil davalarının 10 yıllık hak düşürücü süreye tabi olduğunu belirtip davanın reddini savunmuş; dava konusu taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; enerji nakil hattı nedeniyle dava konusu taşınmazdan 154 Kv Siirt (Brş)- Tatvan Enerji İletim Hatlarının geçtiğini, enerji nakil hattı geçtiği sırada davaya konu taşınmazın tescil harici olduğunu, dava dilekçesinde belirtilen Bitlis ili, ... ilçesi, ... köyü, 7 87... parsel (eski 421 parsel)'de bulunan taşınmazda Enerji Piyasası Kanunu 19. madde uyarınca davalı Kurum lehine irtifak hakkı tesis edildiğini, söz konusu taşınmazda tescil hükmü verilecek ise davalı Kuruma ait mevcut hak ve menfaatlerin korunması gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Bitlis 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda belirtilen tarih ve sayılı kararıyla; davacının dava konusu taşınmazda (A) harfi ile gösterilen kısımda 35 yılı aşkın nizasız ve fasılasız malik sıfatıyla zilyet olması, taşınmazın 35 sene önce imar ve ihyasının tamamlanarak kültür arazisi haline getirilmesi, orman arazisi içerisinde yer almadığının anlaşılması ile Türk Medeni Kanunu'nun 713. maddesi ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14... . maddelerinde aranan şartların yerine getirildiği, (B) harfli alanda ise 20 yıl zilyetlik şartının sağlanmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF Mahkemenin yukarıda belirtilen kararının davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen tarih ve sayılı kararıyla; kadastro tespit tutanağı düzenlenmeyen yerler için hak düşürücü sürenin uygulanamayacak olmasına, 19 73... tarihli hava fotoğraflarında tarımsal kullanımın görülmesine, alınan raporlara göre kabul edilen kısım yönünden imar-ihyanın 35 yıl önce tamamlanmış ve Mahkemece gerekli ilanların da usulünce yapılmış olmasına, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hakiminin objektif, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı sonucuna varılarak davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; davanın süresinde açılmadığını, 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, dava konusu taşınmazın imar-ihya edilerek kültür arazisi haline getirilmediğini, dosyadaki bilirkişi raporlarının denetime ve hüküm kurmaya elverişli nitelikte olmadığını, dava konusu taşınmazda ekili alan üzerinde pulluk tabanının oluşmadığını, tarım arazisi olmadığı, TMK'nın 713. maddesinde sayılan iktisap koşullarının davacı bakımından gerçekleşmediğini belirterek mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir.
Dosyanın incelenmesinden; davaya konu taşınmazın 1955 yılında kesinleşen kadastro çalışmaları sırasında paftasında taşlık olarak tespit harici bırakıldığı, daha sonra arazinin bir kısmının 2024 yılında yapılan imar uygulaması sonucu yeni oluşan imar parselleri içerisinde kaldığı anlaşılmıştır.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve incelemenin hükme yeterli olduğunu söyleyebilmek mümkün değildir.
Hal böyle olunca; Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca davacı ve murisi adına dava konusu taşınmazın bulunduğu çalışma alanında kadastro sırasında belgesiz zilyetlik nedeniyle tespit edilen taşınmaz bulunup bulunmadığının (senetsiz defteri) Tapu Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğü ile Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulması, varsa hükmen tescil edilen taşınmazlara ilişkin dosyaların dosya arasına alınması, senetsizden edinilen taşınmaz varsa bu taşınmazlara ait kadastro tutanaklarının kesinleşip kesinleşmediklerini gösterir şekilde onaylı örnekleri getirtilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenmek suretiyle Kanun'un getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığının saptanması, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi yerine eksik araştırma ile hüküm kurulması doğru değildir.
Kabule göre de, Mahkemece yazılı şekilde davanın kabulü ile çekişmeli taşınmazın davacı adına tesciline hükmedilmiş ise de; dava konusu taşınmazın yörede yapılan kadastro sırasında taşlık vasfıyla tespit harici bırakıldığı, bilahare imar planı kapsamına alınarak tapuya tescil edildiği belirlendiği halde imar kayıtları ve parselasyon planı getirtilip fen bilirkişi marifetiyle kadastro paftasına çakıştırılmak suretiyle dava konusu taşınmazın hangi imar parsellerine isabet ettiği saptanmadan imar planı kapsamına alınmak suretiyle tapuya kaydedilen taşınmazlar yönünden mükerrer nitelikte tescil kararı verilmesi ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2024/1-529 Esas, 2025/816 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere dava dışı 3. kişiler lehine tescil edilen imar parselleri yönünden şartları oluşmuş ise ancak mülkiyetin tespitine hükmedilebileceği yönü üzerinde durulmaması isabetsizdir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
492 sayılı Harçlar Kanunu'nun değişik 13. maddesinin "j" bendi gereğince temyiz eden davalı Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.