Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/6703 E. 2026/799 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/6703
Karar No
2026/799
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1436 E., 2025/1242 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kocaeli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/45 E., 2021/284 K.

Dava, hile (aldatma) hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

Davacı; 6 24... parsel sayılı taşınmazdaki payını davalı ...’ın hukuka aykırı bir şekilde iktisap ettiğini, davalı ... ile harici olarak ortak olduklarını, kredi çekmek istediğini ancak notunun düşük olması nedeniyle başvurularının reddedildiğini, davalı ... ile görüştüğünde taşınmazı üzerine geçici olarak alıp kredi çekebileceğini söylediğini, bunun üzerine taşınmazın devredildiğini, ...’ın kredi çektiğini, ancak çekilen kredinin kendisine ödenmediğini, taşınmazın da çok düşük bir bedelle davalıya geçtiğini, zor durumundan faydalanarak kendisini kandırdığını, edimler arası aşırı nispetsizlik nedeniyle gabin olduğunu, diğer davalı ...’ın da ...’ı tanıdığını, ticari ilişkilerinin ve yakınlığının bulunduğunu, ...’ın taşınmazı görmeden ve üzerindeki 550.000,00 TL’lik ipoteğe rağmen satın aldığını ileri sürerek tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiş; aşamada, davayı tamamen ıslah ettiğini belirterek taşınmazın hile ve müzayaka halinden faydalanılarak alındığını, ekonomik olarak zorda olmasını fırsat bilen davalı ...'ın ancak kendisine kredi çıkacağını söyleyerek ikna ettiğini ve taşınmazın ona devredildiğini, 50.000,00 TL kredi çekildiğini, kendisine 43.000,00 TL verildiğini, kendisinin de 5.000,00 TL ve 7.000,00 TL tutarında ciroladığı çekler ile ödeme yaptığını, bir müddet sonra taşınmazda payı olan eski eşinin taşınmazdaki ipoteğin 50.000,00 TL değil 550.000,00 TL olduğunu bildirdiğinde kandırıldığını anladığını, ...'ın Uşak'ta yaşadığını, üzerinde yüklü miktarda ipotek olan taşınmazı 12.500,00 TL'ye hiç görmeden almasının normal olmadığını, iradesinin fesada uğratıldığını ileri sürerek tapu kaydının iptali ve adına tesciline karar verilmesini istemiştir.

Davalı ...; tapuya güvenerek taşınmazı edindiğini, iyi niyetinin korunması gerektiğini, diğer davalı ile aynı yöreden olmasının kötü niyeti ispata yeter olmadığını, harcın ikmal edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

Davalı ...; taşınmazın adına kayıtlı olmadığını, kendisine husumet yöneltilemeyeceğini, davanın Uşak’ta açılması gerektiğini, davada hangi hukuki sebebe dayanıldığının anlaşılamadığını, dava dilekçesinden inançlı işleme ilişkin olduğunun belli olduğunu, bu iddianın da yazılı delille kanıtlanması gerektiğini, gabinin şartlarının da oluşmadığını, kısmi dava açılamayacağını belirterek davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesince; davalı ... yönünden husumet yokluğu nedeniyle, davalı ... yönünden ise bir yıllık hak düşürücü süre geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacının istinafı üzerine Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi tarafından hak düşürücü sürenin geçmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, İlk Derece Mahkemesince kaldırma kararı uyarınca yapılan yargılama sonucunda davacının iradesinin davalı ... ve diğer davalı tarafından iş birliği içerisinde hileye uğratıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, kararın davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince; davacının inançlı işlem yapmak arzusu ile taşınmazını iradi olarak davalı ...'e devrettiği, davalı ...'in akit sonrasında, inanç sözleşmesine aykırı da olsa taşınmaz üzerinden daha fazla kredi kullanmasının veya taşınmazı başkasına devretmesinin baştan geçerli olarak kurulan sözleşmeyi geçersiz hale getirmeyeceği, davacının eldeki davada inançlı işleme değil hile hukuksal nedenine dayandığı, yapılan yargılamada hilenin ve müzayaka halinin ispatlanamadığı, davacının inanç ilişkisini ispata elverişli bir delil de sunamadığı gerekçesiyle davalı ...’ın istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı vekili tarafından temyizi üzerine, Dairece; “ Somut olayda, dava dilekçesinin içeriği ve davacı vekilinin 06.10.2015 tarihli celsedeki beyanlarından; davacının eldeki davada hile hukuki nedenine dayanmasına rağmen Bölge Adliye Mahkemesince inançlı işlem hukuki sebebine dayalı olarak değerlendirme yapılmış olması hatalıdır. Diğer taraftan, Bölge Adliye Mahkemesince hile hukuki nedeni yönünden de değerlendirme yapılarak ve hilenin ispat edilemediği sonucuna varılmış ise de dosya kapsamı ve davacı tanıklarının beyanlarından, davacının kredi çekileceği ve çekilen kredinin kendisine verileceği inancı ile iradesi sakatlanarak taşınmazını davalı ...’a temlik ettiği anlaşılmaktadır. Davalı ...’ın da davalı ... ile öncesinde ilişkisi olduğu ve taşınmazı ...’dan alacağına karşılık aldığı yönünde beyanda bulunduğu görülmektedir. Hâl böyle olunca, davacının iradesinin hile ile sakatlandığı, davalı ...’ın da ediniminde iyi niyetli olmadığı gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.“ gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmuş, bozma sonrası Bölge Adliye Mahkemesince, 01.04.20 22... /520 Esas, 2022/485 Karar sayılı kararında direnilerek davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairece “ Dairenin 30.11.2022 tarihli ve 2022/4396 Esas, 2022/7829 Karar sayılı bozma kararı usul ve yasaya uygun bulunmuş olup Bölge Adliye Mahkemesince verilen direnme kararının yerinde olmadığı anlaşıldığından, temyiz incelemesi yapılmak üzere dosyanın Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna, gönderilmesine," karar verilmiş, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca “...Dosya kapsamı, özellikle davacı tanık beyanları ile temlik ve tesis edilen ipotek bir bütün hâlinde değerlendirildiğinde; önceye dayalı ticari ilişki nedeniyle davacı ile davalı ... arasında bir güven ilişkisinin kurulduğu, davalı ...'ın da bu güven ilişkisi ve davacının içinde bulunduğu maddi zorluğu fırsat bilerek dava konusu taşınmaz Kocaeli ilinde bulunmasına rağmen Uşak ilindeki bankalar nezdinde itibarı olduğunu ve kredi çıkartacağını söyleyerek hileli hareketlere başladığı, çekişmeli payın kendisine devredilmesi hâlinde kullanacağı kredi ile davacının para ihtiyacını karşılayacağı şeklindeki vaadiyle temlikin gerçekleşmesini sağladığı, bir başka ifadeyle davalı ...'ın vaatkâr sözler etmek ve güvence veren davranışlarda bulunmak suretiyle hileli hareketleri gerçekleştirdiği, böylece davacı ...'ın temlik öncesinde iradesinin fesada uğratıldığı, davalı ... adına 23.10.2014 tarihli işlemle tescil edilen payın yolsuz tescil niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. Bu saptamadan sonra çözümlenmesi gereken mesele, davalı ...'ten çekişmeli payı satın alma yoluyla edinen ikinci el konumundaki davalı ...'nın 4721 sayılı Kanun'un 1023. maddesinde ifadesini bulan tapu siciline güven ilkesi kapsamında iktisabının korunup korunmayacağı, bir başka ifadeyle iyiniyetli üçüncü kişi konumunda bulunup bulunmadığıdır. Eldeki davada; çekişmeli pay davalı ... adına tescil edildikten yaklaşık 3,5 ay sonra üzerindeki 550.000,00 TL'lik ipotek yüküyle resmî senette ilgili pay yönünden 12.200,00 TL satış bedeli gösterilmek suretiyle davalı ...'a satılmıştır. Konusunda uzman bilirkişiler tarafından hazırlanan raporda ise çekişmeli payın temlik tarihi itibarıyla gerçek bedeli 255.235,00 TL (arsa+yapı değeri üzerinden paya isabet eden) olarak belirlenmiştir. Davalılar ... ile ...'ın Uşak ili merkezinde ikamet ettikleri ve birbirlerini önceden tanıdıkları dosyaya yansımıştır. Davalı ... vekili 26.06.2023 tarihli temyize cevap dilekçesinde davalı ... ile davalı ... arasındaki temlik öncesine ilişkin ticari ilişkiyi ve alacak-verecek meselesini beyan etmiştir. Ayrıca davalı ...'ın fiili olarak 2 katlı bina şeklinde davacı ve yakınları tarafından ikâmet amaçlı kullanılan dava konusu taşınmazı görmeden temlik aldığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Bu saptamalar karşısında, davalı ...'ın 4721 sayılı Kanun'un 1023. maddesi koruyuculuğundan yararlanamayacağı sonucuna varılmıştır. Hukuk Genel Kurulundaki görüşmeler sırasında; davacı tarafından hile hukuksal nedenine dayanıldığı, bu iddianın davacı tarafça kanıtlanması gerektiği, akdin kuruluşu sırasında davacı iradesinin hileli hareketler ile sakatlandığının davacı tarafça kanıtlanamadığı, sonradan ortaya çıkan durumların akdin hile ile sakatlanmasına sebebiyet vermeyeceği, bu nedenle direnme kararının onanması gerektiği ileri sürülmüş ise de bu görüş, Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir. Hâl böyle olunca; Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.” gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesinin 2023/776 Esas, 2023/952 Karar sayılı direnme kararı bozulmuş, bozma üzerine Bölge Adliye Mahkemesince dava konusu 5 parsel sayılı taşınmazdaki payın davacı tarafça davalı ...’a hile ile temlik edildiği, ...’ın da temlik aldığı payı diğer davalı ...’a devrettiği, ...’ın da ediniminde iyi niyetli olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden, davalı vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya ve bozma kararının gereklerine uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 370. maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 14.715,84 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalı ...’dan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.02.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/6703, K. 2026/799, T. 09.02.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2025-6703-e-2026-799-k-f8cca3390c96