Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/6642 E. 2026/4643 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/6642
- Karar No
- 2026/4643
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1094 E., 2025/1378 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İnegöl 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/225 E., 2025/42 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
-KARAR-
Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, mümkün olmazsa bedel isteğine ilişkindir.
Davacı; babası olan davalının, kendisinden aldığı vekaletname ile dava konusu 3 71... parseldeki ... nolu bağımsız bölümdeki hak ve hisselerini devraldığını, vekalet görevinin kötüye kullanıldığını, taşınmazda kendisinin ikamet etmekte olduğunu ileri sürerek tapu iptali ve tescile, mümkün olmazsa bedele karar verilmesini istemiştir.
Davalı; dava dışı TOKİ'nin ...'de satışa sunacağı evlerden konut sahibi olmak istediğini, ancak ...'ta ikamet etmesi nedeniyle kendi adına başvuru yapamadığını, daha sonra kendisine devretmesi hususunda anlaşarak İnegöl'de ikamet eden oğlu davacı adına başvuru yapıldığını, taksit ödemelerini kendisinin yaptığını, davacı tarafından taşınmazın mülkiyetinin devredilmesi amacıyla 2010 yılında vekaletname verildiğini ve devir işleminin gerçekleştirildiğini belirtip davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin 07.06.2021 tarihli ve 2021/2355 Esas, 2024/615 Karar sayılı kararı ile; davalının savunmasının sabit olduğu, bu durumda vekalet görevinin kötüye kullanıldığından söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; karara karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 04.04.2024 tarihli ve 2021/2355 Esas, 2024/615 Karar sayılı kararı ile; yapılan araştırma ve incelemenin hüküm kurmaya elverişli olmadığı, davalının, davacı ile aralarında inanç sözleşmesi bulunduğuna yönelik savunmada bulunduğu, bu durumda 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince iddianın ancak yazılı delille kanıtlanabileceği, yazılı delil veya “delil başlangıcı” yoksa inanç sözleşmesinin ikrar ve yemin gibi kesin delillerle de ispat edilmesinin olanaklı olduğu, yemin deliline dayanılması halinde de Mahkemece bu hakkın hatırlatılması gerekeceği belirtilerek davalının savunmasının incelenmesi, delillerin toplanması ve varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi için istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiş; İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı tarafından savunmasında belirtilen inanç sözleşmesine dair yazılı delil veya delil başlangıcı niteliğinde bir belgenin dosyaya sunulmadığı, davalı tarafın cevap dilekçesinde yemin deliline dayandığı, Mahkemece verilen süreye rağmen yemin metninin de sunulmadığı, dava konusu taşınmazın 28.06.2018 tarihli resmi akit ile davacıya vekaleten davalı vekil ...'e satıldığı, satışı yapan vekil ... ile alıcının da aynı kişi olduğu gözetildiğinde, çekişmeli taşınmazın vekalet görevinin kötüye kullanılması suretiyle temlik edildiği gerekçesiyle davanın kabulüyle tapu iptali ve tescile karar verilmiş; karara karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İlk Derece Mahkemesinin gerekçesi benimsenmek suretiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacının dava konusu 3 71... parseldeki ... no.lu bağımsız bölümü 31.05.2017 tarihinde dava dışı TOKİ'den satın alma yoluyla edindiği, 07.05.2010 tarihinde TOKİ'den konut alımı, satış vs. yetkilerini de içerir vekaletname ile babası olan davalıyı vekil tayin ettiği, dava konusu taşınmazın 28.06.2018 tarihinde davacı tarafından davalıya satış suretiyle temlik edildiği, resmi akitte satıcı adına vekil sıfatıyla davalının işlem yaptığı, alıcı adına ise dava dışı vekili ...'in işlem yaptığı anlaşılmaktadır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) sadakat ve özen borcu, vekilin vekil edene karşı en önde gelen borcu kabul edilmiş ve 506. maddesinde aynen; "Vekil, vekalet borcunu bizzat ifa etmekle yükümlüdür. Ancak vekile yetki verildiği veya durumun zorunlu ya da teamülün mümkün kıldığı hâllerde vekil, işi başkasına yaptırabilir. Vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekalet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür. Vekilin özen borcundan ... sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır." hükmüne yer verilmiştir. Bu itibarla vekil, vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etme, onu zararlandırıcı davranışlardan kaçınma yükümlülüğü altındadır.
Vekaletin kapsamı, sözleşmede açıkça gösterilmemişse, görülecek işin niteliğine göre belirlenir. Sözleşmede vekaletin nasıl yerine getirileceği hakkında açık bir hüküm bulunmasa veya yapılan işlem dış temsil yetkisinin sınırları içerisinde kalsa dahi vekilin bu yükümlülüğü daima mevcuttur. Hatta malik tarafından vekilin bir taşınmazın satışında, dilediği bedelle dilediği kimseye satış yapabileceği şeklinde yetkili kılınması, satacağı kimseyi dahi belirtmesi, ona dürüstlük kuralını, sadakat ve özen borcunu göz ardı etmek suretiyle, makul sayılacak ölçüler dışına çıkarak satış yapma hakkını vermez. Vekil edenin yararı ile bağdaşmayacak bir eylem veya işlem yapan vekil değinilen maddenin son fıkrası uyarınca sorumlu olur. Bu sorumluluk TBK'da benzer alanda iş ve hizmetleri üslenen basiretli bir vekilin sorumluluğu esas alınarak daha da ağırlaştırılmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190. ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddeleri uyarınca herkes iddiasını ispatla mükelleftir. Davacı taraf, temlikin vekalet görevinin kötüye kullanılması suretiyle gerçekleştirildiğini kanıtlamalıdır. Somut olayda; ispat yükü üzerinde olan davacı, vekalet görevinin kötüye kullanıldığını kanıtlayamadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken ispat yükü tersine çevrilmek suretiyle davalının inançlı işlem iddiasını usulünce kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
Açıklanan sebeplerle; davalı vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile; temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalıya iadesine, Dosyanın kararı veren İnegöl 3. Asliye Hukuk Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.