Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/5922 E. 2026/1301 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5922
- Karar No
- 2026/1301
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2025/241 E., 2025/343 K.
Dava; hata-hile hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacı; 2 33... , 95... parsel sayılı taşınmazların maliki olduğunu, 94... parsel sayılı taşınmazların satışı için davalılar ile anlaştığını, işleme davalı ...’nın aracılık ettiğini, okuma-yazma bilmediğini, 94 parseli devredecek iken hata ile 95 parselin satış işlemine konu edildiğini, bahse konu taşınmazın öncelikle davalı ...’e, ondan da diğer davalı ...’e devredildiğini, davalıların bu durumu bildiğini ancak kendisini uyarmadığını ileri sürerek hata ve hile ile devredilen 95 parselin tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiş, aşamada 22.12.2020 tarihli dilekçesi ile davalılardan ...’ya yönelik talebinden vazgeçtiğini bildirmiştir.
Davalı ...; devrin bedeli karşılığında yapıldığını, hata veya hilenin söz konusu olmadığını, davacı ile 95 parsel sayılı taşınmazın devri konusunda anlaştıklarını belirterek davanın reddini savunmuş; aşamada ölünce, mirasçıları davaya dahil edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 24.02.2021 tarihli ve 2018/78 Esas, 2021/149 Karar sayılı kararı ile; davacı tarafından dava konusu taşınmazın tapuda bizzat satışının gerçekleştirildiği, resmi senedi bizzat okuyup imzaladığı, satış gerçekleştirilirken davacının da gereken özeni göstermesi ve taşınmaza ait mevkinin değil ada ve parsel numaralarının önem taşıdığını bilmesi gerektiği, bu nedenle Türk Borçlar Kanunu'nun 31. vd. ile 36. maddelerinde yer alan şartların gerçekleşmediği, tanık beyanları da dikkate alındığında davacının amacının iki adet taşınmazını devretmek olduğu, satış bedelinin de davacıya ödendiği, davacının karşı tarafın hile ile kendisini hataya düşürerek taşınmazın adına devrini sağladığı ve davalıların da kötü niyetli olduğu iddiasını ispatlayamadığı, tapu maliki davalı ... 'ın tapu kaydına güvenerek taşınmazı iyi niyetle iktisap eden üçüncü kişi konumunda bulunduğu gerekçesiyle davalı ... dışındaki davalılar yönünden tapu kayıt maliki olmadıkları gerekçesiyle pasif husumet yokluğundan, davalı ... yönünden ise davanın esastan reddine karar verilmiş, İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 05.01.2022 tarihli ve 2021/1378 Esas, 2022/20 Karar sayılı kararıyla; ispat külfeti kendisinde olan davacının iddialarını ispatlayamadığından davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 11.05.2022 tarihli ve 2022/1491 Esas, 2022/3810 Karar sayılı kararı ile davacı tarafından gerçekte 2 33... ve 96 parsel sayılı taşınmazların satılmak istenildiği, Tapu Müdürlüğünde yapılan işlem sırasında 2 33... ve 96 parsel sayılı taşınmazların toplam bedeli ile 2 33... ve 96 parsel sayılı taşınmazların toplam bedeli ve davalıların kabul ettiği bedeller birlikte nazara alındığında davacının hataya düştüğünün kabulü gerektiği, öte yandan, dava konusu 2 33... parsel sayılı taşınmaz davalı ... tarafından diğer davalı ...’e devredildiğine göre ikinci el konumundaki davalı ...’in iyi niyetli edinen olup olmadığı, bir başka ifade ile davalı ...’in ediniminin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 1023. maddesi koruyuculuğundan yararlanıp yararlanmayacağı hususunun açıklığa kavuşturulmadığı, 22.12.2020 tarihli dilekçe ile davalı ... yönünden davanın sehven açıldığı, bu davalı yönünden açılan davanın düşürülmesinin talep edildiği, bu nedenle davalı ... yönünden feragat nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile pasif husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmiş olmasının da doğru olmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince 10.04.2023 tarihli ve 2022/658 Esas, 2023/376 Karar sayılı kararı ile davacının hataya düştüğünün sabit olduğu, ancak ikinci el konumundaki davalı ...’in ediniminde kötüniyetli olduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davalı ... yönünden davanın reddine, bozma kararı doğrultusunda davalı ... yönünden davanın feragat nedeniyle reddine, diğer davalılar yönünden Mahkemece verilen önceki hüküm Yargıtay denetiminden geçtiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 21.04.2025 tarihli ve 2024/1670 Esas, 2025/2121 Karar sayılı kararı ile; davalı ...'ın iktisabında iyiniyetli olup olmadığı hususunda araştırma ve inceleme yapılıp toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek davalı ...'in durumu bilen veya bilmesi gereken konumunda olup olmadığı, TMK'nın 1023. maddesinin koruyuculuğundan yararlanıp yararlanmayacağı hususunun kuşkuya yer bırakmayacak şekilde açıklığa kavuşturulması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile karar bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; iddianın kanıtlandığı, davalı ...'in taşınmazı devraldığı ...'in damadı olduğu, iyiniyetli kabul edilemeyeceği gerekçesi ile davanın kabulüne; diğer davalılar yönünden yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, dahili davalılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı, özellikle ... ’in, son kayıt maliki davalı ...’in damadı olduğu ve TMK'nın 1023. maddesinin koruyuculuğundan yararlanamayacağı anlaşılmakla, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden, usul ve kanuna ve bozma kararının gereklerine uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı 7.988,84 TL bakiye onama harcının temyiz eden dahili davalılardan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.02.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.