Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/5448 E. 2026/1300 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5448
- Karar No
- 2026/1300
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2025/95 E., 2025/347 K.
Dava; aldatma (hile) hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacı vekili, davacının, maliki olduğu 286 parsel sayılı taşınmazda davalı oğlunun 3 30... alan üzerinde ev yapmasına izin verdiğini, davacının kalan alanı diğer çocukları arasında paylaştıracağını söylediğini, davalının, ilgili Kaymakamlıktan ev yardım parası almak için taşınmazın tamamının kendisine devredilmesi gerektiğini, ev inşaatı bittikten sonra taşınmazı davacıya geri vereceğini söylemek suretiyle davacıyı aldatan davalıya taşınmazın kalan kısmının da devredildiğini, davalının dava konusu taşınmazı hile ile adına tescil ettirdiğini ileri sürerek taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tescilini talep etmiş; 04.10.2022 tarihli dilekçesi ile, tapu iptali ve tescil talebinin hile sonucunda yapılan 19.10.2017 tarihli satış işlemiyle davalıya temlik edilen 1357/1687 paya yönelik olduğunu bildirmiştir.
Davalı vekili; taşınmazın davacının rızası ile temlik edildiğini, hilenin söz konusu olmadığını, 1 yıllık zamanaşımının dolduğunu, davacının başka nedenlerden dolayı kızdığı davalı aleyhine haksız olarak dava açtığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin 20.10.2022 tarihli kararı ile; davanın hile hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil davası olduğu, Keşap Kaymakamlığının cevabi yazısı ile vatandaşların tek tapusu olması halinde kendi arazisine yapacağı evler için yardım yapılabileceğinin bildirildiği, davacı tanığı ...'in, taşınmazın, ev yapmak istemesi üzerine davalıya devredildiğine, davacı tanığı ...'nın, ağabeyi davalının taşınmazı davacı babasına tekrardan devredeceğine ancak davalının ev yaptıktan sonra taşınmazı davacıya iade etmediğine dair beyanlarının davacının iddiasını doğruladığı, davalı tanıkları taşınmazın 50.000,00 TL bedelle davalı tarafından satın alındığını beyan ettikleri hâlde davalının ödemeye dair belge sunmadığı, akit tablosunda satış bedelinin 10.500,00 TL olması gözetildiğinde davalının iddianın aksini ispat edemediği, davacının hileli hareket ile iradesinin fesada uğradığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 286 parsel sayılı taşınmazın davalı adına kayıtlı 1357/1687 payının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiş, İlk Derece Mahkemesinin 20.10.2022 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 15.02.2023 tarihli kararı ile; dava dilekçesinde hile hukuki sebebine dayanılmış ise de açıklanan olaylara göre davanın inançlı işlem hukuki sebebine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olduğu, 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca da inanç sözleşmesinin ancak yazılı delille kanıtlanabileceği, İlk Derece Mahkemesince bu hukuki nitelemeye göre tarafların tüm delillerinin toplanıp davacının yazılı delil ve delil başlangıcı niteliğindeki delillerinin değerlendirilmesi, bu nitelikte delil yoksa, dava dilekçesinde yemin deliline dayanan davacıya bu delil hatırlatılarak neticesine göre hüküm kurulması gerektiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, sair istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, İlk Derece Mahkemesinin 20.10.2022 tarihli kararının kaldırılmasına ve dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince taraflar arasında inanç sözleşmesine ilişkin yazılı delil olmadığı, davalının davacıya verdiği delil başlangıcı niteliğinde belge bulunmadığı, davalının ikrarda bulunmadığı, davacının 04.07.2023 tarihli celsede yemin deliline başvurmadığını belirttiği, davacının inanç sözleşmesini ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, İlk Derece Mahkemesi kararının davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; davanın inançlı işlem hukuki sebebine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olduğu, tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, davacının inanç sözleşmesine ilişkin yazılı delil veya yazılı delil başlangıcı sunmadığı, yemin deliline de dayanılmadığı, inançlı temlik iddiasının usulünce ispatlanamadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece; 19.10.2021 tarihli ön inceleme duruşmasında uyuşmazlığın "Davalının hileli bir davranışı sonucunda davacı tarafından Giresun Keşap Orta köyü 286 parseldeki taşınmazın davalıya devredilip-devredilmediği, davanın süresinde açılıp açılmadığı, davacı adına tapu iptal tescil kararı verilip verilmeyeceği" şeklinde nitelendirildiği, taraf vekillerinin duruşmada hazır bulundukları ve tutanağı imzaladıkları gözetildiğinde HMK’nın 140/3. maddesi gereğince uyuşmazlığın hile hukuki sebebi esas alınmak suretiyle çözümlenmesi gerekeceği gerekçesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı tarafından taşınmaz üzerine ev yapmak için Kaymakamlıktan yardım alacağını ve bunun için taşınmazın paylı olmaması gerektiği belirtilerek taşınmazın kalan kısmının da devrinin istenildiği, davacı tarafından da ev yapıldıktan sonra geri verileceği inancı ile 19.10.2017 tarihinde taşınmazda kalan 1357/1687 payını davalıya temlik ettiği ancak davalı tarafından yardım için başvuru yapılmadığı, satış bedelinin ödendiğinin kanıtlanamadığı, davanın hak düşürücü süre içinde açıldığı, davalı tarafından davacının iradesinin hileli hareketle fesada uğratıldığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden usul ve kanuna ve bozma kararının gereklerine uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı 14.890,83 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.02.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.