Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/4982 E. 2025/5197 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4982
- Karar No
- 2025/5197
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/100 E., 2025/230 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; ... köyü çalışma alanında bulunan ve 1975 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında tespit harici bırakılan yaklaşık 31.1 97... ve yaklaşık 63.0 00... yüz ölçümündeki taşınmazları davacının imar-ihya ettiğini, 20 yıldan fazla süredir zilyet olduğunu ileri sürerek imar-ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak bu bölümlerin davacı adına tapuya tescilini istemiştir.
II. CEVAP Davalı Hazine temsilcisi cevap dilekçesinde; çekişmeli taşınmaz bölümlerinin Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu belirterek davanın reddini savunmuş ayrıca dava konusu taşınmaz bölümlerinin Hazine adına tapuya tescilini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI ve BOZMA ... Asliye Hukuk Mahkemesince 31.10.2013 tarihli 2013/30 Esas ve 2013/125 Karar sayılı davanın kabulüne dair verilen karar, davalı Hazine temsilcisinin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 04.04.2014 tarihli 2014/541 Esas ve 2014/3887 Karar sayılı kararı ile; yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermek için yeterli olmadığı, 6360 sayılı Kanun uyarınca ... ile ... Belediye Başkanlığının davaya dahil edilmesi, komşu taşınmazların dayanak kayıtlarının nizalı taşınmaz yönünü ne olarak okuduğunun araştırılması, yasal ilanların yapılması, taşınmazların başında yeniden 3 kişilik jeodezi ve fotogrametri mühendisi, 3 kişilik Ziraat bilirkişisi, komşu köylerde ikamet eden yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile keşif yapılarak taşınmazın öncesinin ne olduğu, taşınmaz üzerinde zilyetliğin bulunup bulunmadığı, varsa hangi tarihte ve ne zaman başladığı, zilyetliğin sürdürülmüş biçimi, kimden kime ve nasıl intikal ettiği, imar-ihya edilip edilmediği edilmişse imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığının belirlenmesi gerektiği belirtilerek karar bozulmuştur.
... Asliye Hukuk Mahkemesince 16.06.2016 tarihli ve 2015/25 Esas, 2016/231 Karar sayılı davanın kabulüne dair verilen karar, davalı Hazine temsilcisi ve davalı ... vekilinin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 11.03.2020 tarihli 2016/15694 Esas ve 2020/1205 Karar sayılı kararı ile; Mahkemece bozmaya uyulduğu halde bozma gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği belirtilerek bozulmuştur.
IV. BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazların tapulama tespitleri esnasında tescil harici yer olarak bırakıldığı ancak yargılama sırasında yapılan toplulaştırma çalışmaları sonucunda 1 28... parsel numarasını alarak Hazine adına tapuya tescil edildiği, taşınmazların köyün ortak kullanımına ait bir yer olmadığı, davacı tarafından taşları temizlendikten ve imar-ihyası tamamlandıktan sonra ekilip biçilmek suretiyle 20 yılı aşkın süredir zilyetliğinde bulunduğu, imar-ihyanın başladığı dönemden davalı Hazine adına idari yoldan tescil tarihi olan 08.11. 2016 tarihine kadar zilyetlik koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 128 parsel sayılı taşınmazın bilirkişi raporunda (A6) harfi ile gösterilen 31.198, 26... 'lik bölümü ile 129 parsel sayılı taşınmazın bilirkişi raporunda (A8) harfi ile gösterilen 63.580, 10... 'lik bölümünün tapu kaydının iptali ile davacı adına tarla ve bahçe vasfı ile tapuya tesciline; davada kayıt maliki olmayan ..., ... ve ... aleyhine açılan davanın taraf sıfatı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine temsilcisi temyiz dilekçesinde özetle; bozma ilamına uyulduğu halde bozma gereklerini yerine getirilmediğini, eksik inceleme ve araştırma ile karar verildiğini, kabul kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek ve re'sen belirlenecek nedenlerle kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, imar-ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı tescil istemine ilişkin iken yargılama sırasında ihdasen Hazine adına oluşan tapu kaydının iptali ve tescil istemine dönüşmüştür.
Dava konusu taşınmaz bölümleri, Şanlıurfa ili, ... ilçesi, ... köyünde 1975 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında tespit harici bırakılmış, daha sonra bölgede yapılan toplulaştırma çalışmaları sonucunda 08.11.2016 tarihinde 1 28... parsel numaralarını alarak ham toprak vasfı ile Hazine adına tapuya tescil edilmişlerdir. Mahkemece davacı taraf lehine zilyetlikle mülk edinme koşullarının gerçekleştiği kabul edilerek kabul kararı verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Şöyle ki; 3 kişilik jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişi raporuna göre dava konusu taşınmaz bölümlerinde imar-ihyanın 1985 yılında tamamlandığı, 3 kişilik ziraat bilirkişi raporunda dava konusu alanlarda imar-ihya işleminin 5-10 yıl gibi bir zaman süreci içinde emek ve masraf sarf edilerek yapıldığı belirtilmiş, yerel bilirkişiler ve davacı tanıklarınca davacı tarafın dava konusu alanları 1987 yılında kullanmaya başladığı beyan edildiğinden, zilyetliğin başlangıcı hususundaki beyanlar ile hava fotoğrafları incelemesi arasında çelişki oluşmuştur.
Davacının doğum tarihine göre 1987 yılında 13 yaşında olduğu hususu ile davanın ileri sürülüş biçimine göre davacı taraf eklemeli zilyetliğe dayanmadığından, dosya kapsamından davacı yanın en erken 18 yaşında imar-ihyaya başladığı kabul edilirse, ziraat bilirkişi kurul raporuna göre imar-ihya için gereken en az 5 yıllık sürenin 1997 yılında tamamlanmış olacağı, dolayısıyla dava tarihi olan 2013 yılına kadar geçen zilyetlik süresi 16 yıl olacağından kanunda aranan 20 yıl zilyetlik süresi dolmamıştır.
Taşınmaz bölümlerinin, davacı tarafından ilk önce imar-ihya edilip sonrasında taşınmazlara 20 yıl zilyet olması ve bu 20 yıllık zilyetliğin dava tarihine kadar doldurmuş olması gerektiği hususları hep birlikte değerlendirildiğinde davacı taraf, 2013 yılına kadar taşınmazlarda 20 yıl aralıksız zilyet olduğunu ispatlayamamıştır.
Hal böyle olunca; dava konusu taşınmaz bölümleri yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme sonucu yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazlarının kabulüyle 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince Mahkeme kararının BOZULMASINA, Temyiz eden davalı Hazine harçtan muaf bulunduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın ... Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 20.11.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.