Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/4377 E. 2025/4106 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4377
- Karar No
- 2025/4106
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2002/358 E., 2003/465 K.
Mahkemece verilen karar, davacı ... mirasçılarından ... ve ... ile davacılar ... ve ... vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 17.06.2025 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde, temyiz eden davacılar ... vd. vekili Avukat ... ile temyiz edilen davalılar ...ve vekilleri Avukat ... geldiler. Davetiye tebliğine rağmen başka gelen olmadı. Yokluklarında duruşmaya başlandı. Gelen asıl ve vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulü ile önceki günlü geri çevirme kararıyla getirtilen evrakla birlikte ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacılar vekili; davacılar murisi .. ... dava konusu 388 parsel sayılı taşınmazının 750/1000 payını davalı ...'e, 250/1000 payını ise ara malike devrinin ardından davalı ... satış göstermek suretiyle temlik ettiğini, mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı işlem yapıldığını, muris ile davacıların aralarının açık olduğunu, dava konusu taşınmaz dışında yapılan başkaca temlikler de bulunduğunu ileri sürerek tapu kaydının iptali ile miras payları oranında davacılar adlarına tesciline, olmadığı takdirde tenkise karar verilmesini istemiş; bilahare verdiği dilekçede davacılardan alınan yetkiye istinaden davalı taraf ile protokol imzalandığını, çekişmenin sonlandırıldığını bildirmiş, 20.03.2003 tarihli duruşma sırasında protokol uyarınca davadan feragat ettiklerini, 11.06.2003 tarihli duruşmada karşılıklı olarak isteklerinden vazgeçtiklerini beyan etmiştir.
II. CEVAP Davalılar vekili; davanın reddini savunmuş, 11.06.2003 tarihli duruşmada karşılıklı olarak isteklerinden vazgeçtiklerini beyan etmiştir.
III. MAHKEME KARARI Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflar arasında düzenlenen 14.03.2003 tarihli protokol uyarınca tarafların taleplerinden vazgeçmeleri doğrultusunda davanın reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı ... mirasçılarından ... ve ... ile davacılar ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın usulüne uygun vekaletname olmaksızın davacıların bilgisi ve rızası dışında açıldığını, davacılar ..., ... ve ... tarafından Avukat ...'na verilen bir vekaletname bulunmadığını, dava dışı ... ... verilen vekaletname ile adı geçenin avukata vekaletname verdiğini, avukata vekaletname verme yetkisi verilmediğini, söz konusu vekaletnamenin geçersiz olduğunu, usulüne uygun vekaletname sunmaksızın dava açan Av. ...'na vekaletname sunması için kesin süre verilmesi, verilen kesin süre içerisinde vekaletname sunulmazsa davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken, yargılamaya devam edilerek esas hakkında karar verilmesinin açıkça kanuna aykırı olduğunu, gerekçeli kararda bahsi geçen protokolün de davacılar ... (mirasçıları ... ve ...) ile ... ve ... açısından yok hükmünde olduğunu, protokol esas alınarak davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, gerekçeli kararın da eksik olduğunu bildirerek ve önceki beyanlarını tekrarla Mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava; tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tenkis istemine ilişkindir.
Bilindiği üzere; vekilin işi bizzat kendisinin yapmasının istisnalarından birisi olan “vekilin başkasını tevkile hâlin gereklerine göre mecbur olması” durumu ile vekilin kendisinden ya da hukuken kaynaklanan bir nedenle işi göremeyecek olması veya işi görmesinin imkânsız olması durumu kastedilmektedir. Bu kapsamda avukat olmayan bir kişiye dava açması için verilen vekâletname gereğince bu kişinin müvekkili adına dava açması Avukatlık Kanunu ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) gereğince mümkün değildir. Başka bir deyişle kendisine dava açması için vekâletname verilen kişi, böyle bir yetkiye dayanarak dava açıp takip edemez. Böyle bir durumda vekilin başkasını tevkile hâlin gereklerine göre mecbur olması durumu söz konusudur. Dolayısıyla kendisine dava açması için vekâletname verilen kişi, bu yetkiye dayanarak dava açamayacağı için Avukatlık Kanunu’nun 35. maddesi gereğince müvekkili adına bir avukata vekâlet (temsil yetkisi) vermesi gerekir (Kuru, Baki: Hukuk Muhakemeleri Usulü C. 2, İstanbul, 2001, s. 1233).
Davaya vekâlet ehliyeti, davanın tarafları dışında üçüncü bir kişinin vekil sıfatıyla bir davayı yürütebilmesi için kanun gereği sahip olması gereken ehliyettir. Türk hukukunda vekil tutma zorunluluğu bulunmamaktadır. Taraflar davalarını kendileri takip edebilirler. Ancak taraflardan biri davayı vekil aracılığı ile takip etmek isterse yalnız belirli kişileri vekil olarak atayabilir. Tarafların davadaki temsili, borçlar hukukundaki temsil kurumundan ayrı ve bağımsız bir hukukî kurum olarak düzenlenmiştir. Başka bir deyişle, bir kimse dilediği kimseye temsil yetkisi vererek kendini davada temsil ettiremez. Bir kimsenin vekil sıfatıyla davada tarafların yerine işlem yapabilmesi, o kimsenin davaya vekâlet ehliyetine sahip olmasını gerektirir. Davaya vekâlet ehliyetine ise yalnızca kanunda belirlenmiş olan kimseler sahiptir.
Avukatlık Kanunu’nun “Yalnız Avukatların Yapabileceği İşler” başlığını taşıyan 35/1. maddesinde “Kanun işlerinde ve hukuki meselelerde mütalaa vermek, mahkeme, hakem veya yargı yetkisini haiz bulunan diğer organlar huzurunda gerçek ve tüzel kişilere ait hakları dava etmek ve savunmak, adli işlemleri takip etmek, bu işlere ait bütün evrakı düzenlemek, yalnız baro levhasında kayıtlı avukatlara aittir.” düzenlemesi yer almaktadır. Buna göre kural olarak mahkeme, hakem veya yargı yetkisini haiz diğer organlar huzurunda gerçek ve tüzel kişilere ait hakları dava etmek ve savunmak yalnız baro levhasına kayıtlı avukatlara (ve dava vekillerine) aittir. Bunların dışındaki kişilerin sıfat ve yetkileri ne olursa olsun, bu kapsamda değerlendirilmeleri olanaklı değildir.
Bu itibarla avukatlardan (ve dava vekillerinden) başka kişiler, borçlar hukukuna göre vekil tayin edilebilirse de vekâletnamelerinde dava açmak ve takip etmek için açık bir yetki bulunsa bile vekil sıfatıyla dava açamazlar ve takip edemezler. Görüldüğü üzere Avukatlık Kanunu ile avukat olmayan kişilerin vekil olarak dava takip etmeleri yasaklanmıştır. Buna karşılık avukat olmayan bir kişiye dava açmak için yetki verilmesi durumunda bu kişinin verilen tevkil yetkisine ve hâlin gereğine dayanarak bir avukata müvekkili adına vekâletname vermesinin önünde yasal bir engel bulunmamaktadır (.., .../..., .../ ... ..., ../ ..., ...: Medenî Usul Hukuku, Ankara, 2018, s. 266).
Somut olaya gelince; davacılar ..., ..., ..., ..., ..., ...'nın (... ve ... murisi) ... 1. Noterliğinin 06.06.1997 tarihli ve ... yevmiye numaralı vekaletnamesi ile "...Leh ve aleyhimizde açılmış veya açılacak dava ve takipler ile bizim de başkaları aleyhine açtığımız veya açacağımız dava ve takiplerden dolayı T.C. mahkemelerinin, meclislerinin, daire ve kurumlarının her bölüm ve derecesinde her sıfat tarik ve suretle bizi temsile, haklarımızı korumayı temin, müdafaa ve muhafazası için uygun göreceği bütün muameleleri takip, tamamlama ve bitirmeye, yeniden dava açmaya, kendi imzası ile gereken dilekçe ve belgeleri yazıp ilgili olduğu daire ve kuruma vermeye, tebliğ ve tebellüğe ... temyizden vazgeçmeye, Yargıtay, Danıştay ve diğer idari ve mali kaza ve kurumlarında temsile ve duruşma talebinde bulunmaya ... ve davadan feragate, feragati davayı kabule, ... ahzu kabza, sulh ve ibraya, icabında bu yetkilerin bir bölümü veya tamamı ile başkalarını dahi tevkil, teşrik ve azle, birlikte veya ayrı ayrı vekaleti kullanmaya ..." ...'ı vekil tayin ettikleri, ... 2. Noterliğinin 06.08.2001 tarihli ve ... yevmiye numaralı vekaletnamesi ile de ...'ın kendisine verilen ... 1. Noterliğinin 06.06.1997 tarihli ve ... yevmiye numaralı vekaletnameye dayanarak ..., ..., ..., ... (... ve ... murisi) adına Avukat ...'nu "... Leh ve aleyhimde açılmış veya açılacak dava ve takiplerden dolayı T.C. yargı organlarının, meclislerinin, daire ve kuruluşlarının her kısım ve derecesinde, her yol v sıfatla beni temsile, hak ve menfaatlerimi korumaya, davalar açmaya, ... ahzu kabza, sulh ve ibraya, davayı kabule veya redde, davadan feragate, feragati davayı kabule, temyizden feragate ..." yetkilerini içerir şekilde vekil tayin ettiği, davacılardan bir kısmının aslen de kendi adlarına adı geçen vekile vekaletname verdiği, anılan vekil ... tarafından kendisine verilen vekâletnameye dayanılarak eldeki davanın açıldığı, yukarıda da belirtildiği üzere, vekil ...'ın kendisine verilen vekâletnameye istinaden müvekkilleri adına dava açması Avukatlık Kanunu ve HMK gereğince mümkün değil ise de tevkil yetkisi içeren vekâletname gereğince müvekkilleri adına avukata vekâlet vermesi ve bu avukatın da müvekkiller adına dava açarak davayı takip etmesinin mümkün olduğu anlaşılmaktadır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 14.06.2022 tarihli ve 2021/11-441 Esas, 2022/899 Karar sayılı kararı)
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3/2. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (HUMK) uygulanacağı davalar yönünden HUMK'un 428. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz edenler vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. V. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı ... mirasçılarından ... ve ... ile davacılar ... ve ... vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
03.10.2024 tarihinde yürürlüğe giren ve 17.06.2025 olan duruşma tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz edilen davalılar vekili için 28.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin temyiz eden davacılardan alınmasına,
Aşağıda yazılı 345,55 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacılardan alınmasına,
Dosyanın ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
30.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.