Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/4263 E. 2025/4077 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/4263
Karar No
2025/4077
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/583 E., 2025/12 K.

Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili ile asıl ve birleştirilen davada dahili davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA 1. Asıl davada davacılar; mirasbırakanları ...’un 1610 parsel sayılı taşınmazdaki payını dava dışı oğlu .. ...’a, onun da davalı ...’a satış suretiyle temlik ettiğini, işlemin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek tapu kaydının iptali ile miras payları oranında adlarına tescilini istemişlerdir. 2. Birleştirilen davada davacılar; 1610 parsel sayılı taşınmazdaki diğer iştirak halindeki malikler ... ve ...’in payının aslında mirasbırakanları ... tarafından satın alındığı halde dava dışı oğlu ... tarafından hile ve tehdit sonucu adına tescil edildiğini, onun da anılan payları davalı ...’a satış suretiyle temlik ettiğini ve davacı ... .. yönünden mirasbırakan adına kayıtlı payla ilgili muvazaa iddiasında da bulunduklarını ileri sürerek tapu kaydının iptali ile miras payları oranında adlarına tescilini istemişler, yargılama sırasında taşınmazın el değiştirdiğini belirterek yeni kayıt maliki olduğunu bildirdikleri ... davaya dahil edilmiştir.

II. CEVAP 1. Asıl ve birleştirilen davada davalı ..., 05.04.2017 tarihli dilekçesi ile; taşınmazla ilgili ihtilaf olduğunu öğrendiği için taşınmazı almaktan vazgeçtiğini, satış tamamlanmadan tapunun üzerine geçtiğini, bedel ödemediğini, hiç zilyet olmadığını, davayı bu şekliyle kabul ederek aradan çekildiğini beyan etmiştir.

2. Asıl ve birleştirilen davada dahili davalı ...; taşınmazın iştirak halindeki malikleri .. mirasçıları ... ve ...’den bedeli karşılığında satın aldığını ancak yer iştirakli olduğundan babası adına tescil ettirdiğini ve mirasbırakan babası ...’in payı için davacı ..., .. ...’a bedel ödediğini, diğer davacıların bedel istemediklerini ve paylarını kendisine bağışladıklarını belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. MAHKEME KARARI Adıyaman 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 10.06.2014 tarihli ve 2014/487 Esas, 2014/356 Karar sayılı kararı ile; 6100 sayılı HMK'nın 119/2. maddesi uyarınca verilen kesin süre içerisinde davacının tebliğe elverişli davalı adresini bildirmediği gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. İlk Bozma Kararı 1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Dairenin 03.05.2016 tarihli ve 2014/16944 Esas, 2016/5449 Karar sayılı kararıyla; “Davacı, HMK'nın 119/1. maddesi içeriğine göre dava dilekçesinde bulunması gerekli hususlardan olan davalının adreslerini belirtmiştir. Ne var ki belirtilen bu adrese çıkarılan tebligat parçası iade edilmiştir. Yerel Mahkemece, dava dilekçesinde hiç adres bildiriminde bulunulmamış gibi HMK'nın 119. maddesinin 2. fıkrası uyarınca davacı tarafa kesin süre verilmiş olması doğru değildir. Aksine düşünce, gerek Tebligat Kanunu'nun tebligata ilişkin ilgili hükümlerini (Teb.K. Md 10- 21- 25-28) gerekse Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliği'nin ilanen tebliğ ile ilgili 48 ve devamı maddelerini işlevsiz hale getirecektir. Açıklanan nedenlerle Yerel Mahkeme tarafından davalının aile nüfus kayıt tablosu getirtilerek sağ ise davalının, ölmüş ise mirasçılarının adresleri usulünce araştırılıp tespit edilerek bu adreslere tebligat yapılması, adreslerin tespit edilememesi durumunda ise 19.01.2011 tarihli ve 27820 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6099 sayılı Tebligat Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunu'nun 3. maddesiyle 7201 sayılı Kanun'un 10. maddesine 1. fıkradan sonra gelmek üzere eklenen "Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması halinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adres olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır" hükmüne göre işlem yapılması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. Hâl böyle olunca, yukarıda belirtilen yasal düzenlenmeler çerçevesinde davalı adresinin tespitiyle usulünce tebligat yapılarak taraf teşkilinin sağlanması, tarafların göstereceği delillerin toplanıp değerlendirilmesi, hâsıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken aksine düşüncelerle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi doğru değildir..." gerekçesiyle karar bozulmuştur. B. Mahkemece Bozma Kararına Uyularak Verilen Karar Adıyaman 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 03.12.2020 tarihli ve 2016/451 Esas, 2020/1131 Karar sayılı kararıyla; mirasbırakana ait 1/3 pay yönünden muvazaa iddiasının ispatlandığı ancak geriye kalan payın mirasbırakan tarafından satın alındığının ispatlanamadığı gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir.

C. İkinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleştirilen davada davacılar .. ve ... vekili ile asıl ve birleştirilen davada dahili davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairenin 23.03.2022 tarihli ve 2022/1719 Esas, 2022/2377 Karar sayılı kararıyla; “ ...Birleştirilen davada Mahkemece, yalnızca davacı ... ...’ın açtığı 1/3 pay yönünden davanın kabulüne, geriye kalan pay yönünden davanın reddine karar verildiği halde hükümde asıl ve birleştirilen davanın tam kabulüne karar verilerek kısa karara çelişkili olarak gerekçeli karar yazılması hatalıdır.

Hâl böyle olunca, tefhim edilen ve duruşma tutanağına geçirilen hüküm sonucu ile gerekçeli karar arasındaki aykırılık diğer yönler incelenmeden tek başına bozma sebebi sayılacağından, 10.04.1992 tarihli 7/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gözetilerek yeniden karar oluşturmak üzere hükmün bozulması gerekmiştir. Kabule göre de; mirasbırakanın payı iştirak halinde olup pay oranı belli olmadığından mirasbırakanın pay oranının belirlenmesini sağlayacak belgelerin tapu müdürlüğünden celbi ile denetime elverişli bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi de doğru değildir...” gerekçesiyle karar bozulmuştur.

D. Mahkemece Bozma Kararına Uyularak Verilen Temyize Konu Karar Mahkemenin 16.01.2025 tarihli ve 2022/583 Esas, 2025/12 Karar sayılı kararıyla; dava konusu taşınmazın 1/3'er paylarla muris ... ile ... ... ve ... adına kayıtlı iken, muris ve diğer paydaşların payını 13.07.2005 tarihinde satış suretiyle dahili davalı ...’a devrettikleri, davacıların taşınmazın tamamının murise ait olduğunu ispatlayamadıkları, ancak muris ...’in taşınmazdaki 1/3 payını mirasçılardan mal kaçırma amacıyla dahili davalıya devrettiği gerekçesiyle asıl dava yönünden davanın kabulüne, birleştirilen davada davacı ... yönünden muris muvazaası iddiasına ilişkin 1/3 pay için davanın kabulüne, diğer talepler yönünden davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili ile asıl ve birleştirilen davada dahili davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 1. Asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili temyiz dilekçesinde; davacıların mirasbırakanı ...‘in dava konusu 1610 parsel sayılı taşınmazdaki payını mirasçılardan mal kaçırma amacıyla oğlu ...’a satış suretiyle devrettiğini, yine ...’ın aynı gün, taşınmazın diğer paylarını babası ...’in satın almasına rağmen diğer paydaşların paylarını da hile ve tehdit ile adına tescil ettirdiğini, daha sonra da taşınmazı işyeri arkadaşı olan diğer davalı ...’a devrettiğini, taşınmazın halen ...’ın tasarrufunda olduğunu, Mahkemece sadece Muris ...’in 1/3 payı yönünden kabul kararı verilmesinin hatalı olduğunu, taşınmazdaki diğer paydaşların payı yönünden de kabul kararı verilmesi gerektiğini, bu konuda Mahkemenin gerekli araştırmayı yapmadığını, taşınmazdaki payını devreden ... Karakuş’un Mahkemeye verdiği dilekçesinde, payını muris ...’e sattığını, satış bedelinin muris tarafından ödendiğini, davalı ...’ın baskısı ile bu payı ona devrettiğini beyan ettiğini, tanık ...’in dinlenmediğini, asıl davada tam kabul kararı verildiğini, ancak birleştirilen dava yönünden davanın kısmen reddi sebebiyle davacılar aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

2. Asıl ve birleştirilen davada dahili davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; murisin yaşlılık döneminde tüm ihtiyaçlarını karşılayan, yanında fiilen bulunan oğlu ...’a taşınmazı devrettiğini, davacı tanıklarının dahi davalının murise baktığı için söz konusu devri yaptığını beyan ettiğini, temlikin minnet duygusu ile yapıldığını, davanın tümden reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Asıl dava, muris muvazaası; birleştirilen dava ise hile, tehdit ve muris muvazaası hukuki nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.

Dosya içeriği ve toplanan delillerden; 1940 doğumlu mirasbırakan ...’un 27.05.2013 tarihinde öldüğü, geriye mirasçı olarak asıl ve birleştirilen davada davacı çocukları ...ve ... ile birleştirilen davada davacı oğlu ... .., asıl ve birleştirilen davada dahili davalı olan oğlu ... ve dava dışı çocukları .. ve ..’ın kaldıkları, dava konusu 1610 parsel sayılı taşınmaz iştirak halinde mirasbırakan ... ile ... ve ... ... adlarına kayıtlı iken, tüm kayıt maliklerinin vekili ... eliyle 13.07.2005 tarihinde taşınmazdaki iştirak halindeki paylarını dahili davalı ...’a satış suretiyle devrettikleri, ...’ın taşınmazın tam maliki olduğu, ...’ın da taşınmazı 1.08.2012 tarihinde davalı ... ...’a satış suretiyle devrettiği, asıl davada davacıların mirasbırakanın taşınmazdaki iştirak halinde bulunan payını mirasçılardan mal kaçırma amacıyla muvazaalı olarak dahili davalı oğlu ...’a devrettiğini ileri sürerek muris muvazaası hukuki nedenine dayanak miras payları oranında tapu iptali ve tescil isteminde bulundukları, birleştirilen davada ise davacı ... .. yönünden murisin devrettiği bu pay için muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteminde bulunulduğu, ayrıca tüm davacılar yönünden taşınmazdaki diğer iştirak halindeki malikler ... ve ...’in paylarının aslında mirasbırakanları ... tarafından satın alındığı halde dahili davalı oğlu ... tarafından hile ve tehdit sonucu adına tescil edildiği ileri sürülerek ... ve ...’in payları yönünden hile ve tehdit hukuki nedenlerine dayalı olarak iptal -tescil isteminde bulundukları, eldeki dava tarihinden sonra ... tarafından kayıt maliki Mahmut Gültoplayan aleyhine Adıyaman 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/155 Esas sayılı dosyası ile tapu iptali ve tescil davası açıldığı, davalının davayı kabul ettiği, hükmün 06.05.2019 tarihinde kesinleştiği, ancak anılan hükmün infaz edilmediği, tapunun halen Mahmut Gültoplayan adına kayıtlı olduğu, ...’un davaya dahil edildiği anlaşılmaktadır.

Hemen belirtmek gerekir ki, mirasbırakanın taşınmazdaki iştirak halinde bulunan payını mirasçılardan mal kaçırma amacıyla muvazaalı olarak dahili davalı oğlu ...’a, ...‘in de taşınmazı davalı ... ... devrettiği, davalı ...’un ...’ın arkadaşı olup temlikin muvazaalı olduğunu bilebilecek durumda olduğu, TMK'nın 1023. maddesinin koruyuculuğundan yararlanamayacağı saptanmak suretiyle asıl dava yönünden ve birleştirilen davada davacı ... ...’ın muris muvazaası hukuki nedenine dayalı talebi yönünden davanın kabulüne karar verilmesinde kural olarak bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Asıl ve birleştirilen davada dahili davalı ... vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddine.

Asıl ve birleştirilen davada davacılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince ; Hemen belirtmek gerekir ki, birleştirilen davada davacıların dava konusu taşınmazdaki ... ve ...’in iştirak halinde bulunan payları yönünden hile ve tehdit hukuki nedenine dayalı istemlerine ilişkin taleplerinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Birleştirilen davada davacıların bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerinde olmadığından reddine.

Asıl davada davacılar ve birleştirilen davada davacı ... ...’ın diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; davacıların muris muvazaasına ilişkin talepleri yönünden yapılan değerlendirmede, dava konusu taşınmazın kök muris ... ... adına kayıtlı iken ...'un ölümü ile 20/80’er payın mirasçılar ..., İslim ve ...'e, 4/80’er payın mirasçılar ... ve ...’ye 1/80'er payın mirasçılar ...ve ...’ye intikal ettiği, murisin taşınmazın diğer paydaşları İ.... ve ...’nin paylarını satın aldığı, böylece taşınmazda murisin 56/80 paya sahip olduğu, murisin bu payını muvazaalı olarak dahili davalı oğlu ...’a devrettiği, bu durumda muris tarafından devredilen bu pay üzerinden, her bir davacı için miras payı oranında iptal, tescil kararı (yani her bir davacı için, 56/80 payın, 1/8‘i olan 7/80’er payın tesciline) verilmesi gerekirken, hatalı bilirkişi raporu esas alınarak her bir davacı adına daha az miktarda olan 1/224’er payın tesciline karar verilmesi doğru değildir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Asıl ve birleştirilen davada dahili davalı ...’un yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddine,

Asıl ve birleştirilen davada davacılar vekilinin temyiz itirazlarının değinilen yönden kabulü ile hükmün 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,

Peşin alınan harçların istek halinde temyiz edenlere iadesine,

Dosyanın Adıyaman 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

30.09.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/4263, K. 2025/4077, T. 30.09.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2025-4263-e-2025-4077-k-d9f713d77dda