Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/2887 E. 2026/1421 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/2887
Karar No
2026/1421
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2034 E., 2025/724 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Sivas 5. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/120 E., 2024/13 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle, kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

- K A R A R -

Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescili isteğine ilişkindir.

2005 yılında yapılan kadastro sonucu Sivas ili, Merkez ilçesi, ... köyü çalışma alanında bulunan 1 23... parsel sayılı 2.550.984,14 m² yüz ölçümündeki taşınmazın kadim mera olduğu belirtilerek mera vasfıyla sınırlandırıldığı, kadastro tutanaklarının 09.09.2005-10.10.2005 tarihleri arasında askı ilanına alınarak askı ilan süresi içerisinde tespite itiraz davası açılmaması nedeniyle kesinleştirildiği ve mera siciline tescil edildiği anlaşılmaktadır.

Davacı ... vekili; kadastro tespiti sırasında 1 23... parselin müvekkili adına tespit ve tescil edildiğini, ancak bu parsel içerisinde tespit ve tescil edilmesi gereken bir kısım yerinin kadastroda hatalı olarak mera olarak sınırlandırılan bitişikteki 1 23... parsel içerisinde kaldığını ileri sürerek 1 23... parsel içerisinde tespit ve tescil edilen müvekkiline ait 13 dönümlük bölümün sınırlandırmasının iptaliyle müvekkili adına tapuya tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında davacının ölümü üzerine mirasçıları tarafından davaya devam edilmiştir.

Davalı Hazine vekili; davacının talep ettiği yerin mera parseli içerisinde kaldığını, meraların özel mülkiyete konu edinilemeyeceğini ve zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığını, dava dilekçesinin HMK'nın 113. maddesinde belirtilen yasal şartlara uygun düzenlenmediğini, dayanılan vakıalar ve hangi vakıanın hangi delille ispat edileceğinin açıkça gösterilmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

Davalı ... Tüzel Kişiliğine dava dilekçesi ve duruşma günü tebliğ edilmiş, davalı davaya cevap vermemiş, duruşmaları da takip etmemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin 09.11.2017 tarihli ve 2014/844 Esas, 2017/548 Karar sayılı kararı ile; dava konusu taşınmazla ilgili olarak davacı taraf lehine zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, kararın davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 02.10.2018 tarihli ve 2018/631 Esas, 2018/1249 Karar sayılı kararı ile; delillerin tam toplanmadığı ve değerlendirilmediği, eksik inceleme ve değerlendirme ile hüküm kurulmasının doğru olmadığı belirtilmek suretiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile Yerel Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına ve dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, kaldırma kararı uyarınca yapılan yargılama neticesinde İlk Derece Mahkemesinin 28.01.2021 tarihli ve 2018/349 Esas, 2021/43 Karar sayılı kararı ile; dinlenen yerel bilirkişilerin beyanlarında hayvanlarını dava konusu edilen yerde otlattıklarını belirttikleri, mahallinde yapılan keşif, dosyaya sunulan bilirkişi raporları, Tarım ve Orman İl Müdürlüğü yazı cevabı kapsamında taşınmazın kadim mera olduğu, zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 22.12.2022 tarihli ve 2022/73 Esas, 2022/1799 Karar sayılı kararı ile bu kez usule ve uygulamaya yönelik eksiklikler nedeniyle Yerel Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına ve dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, kaldırma kararı uyarınca yapılan yargılama neticesinde İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacıların talebine konu olup fen raporunda (A) ve (B) harfleri ile gösterilen çekişmeli taşınmaz bölümlerinin imar-ihyası 1954 yılında tamamlanmış olan ve imar-ihya yolu ile ıslah edilen sulu tarım arazisi niteliğinde olduğu, imar-ihyasının tamamlandığı 1954 yılından itibaren kuzeyinde bulunan yine davacıya ait 1 23... parsel ile birlikte bir bütün vaziyette tarım arazisi olarak kullanıldığı, aradan geçen zaman içinde sınırlarında herhangi bir genişleme ve değişme olmadığı, fakat yıllar itibariyle farklı kullanımlarının olduğu (belirli bir kısmının bazı zamanlar farklı üretim desenleri olduğu, ağaç dikili olduğu vb.), mera veya Hazine arazisi vasfında olmadığı, özel mülkiyete konu olabilecek yerlerden olduğu, evvelinde ... soyisimli ailenin zilyetlik ve tasarrufunda olup tarım arazisi olarak kullanılmakta iken müteveffa davacı ... tarafından 01.04.1982 tarihli adi satış senedi ile satın alınarak tarım arazisi vasfıyla kullanılmaya devam edildiği, fen raporunda (B) harfi ile gösterilen kısmın daha sonra çayır olarak kullanılıp güneyinde göze nedeniyle ara sıra hayvan yayıldığı, davacıların (muris ...'nun) ekonomik amaca uygun şekilde taşınmazın bir kısmını ekip biçmek bir kısmını ise çayır olarak kullanmak suretiyle suretiyle tasarruf, kullanım ve malik sıfatıyla zilyetliklerini sürdürdükleri, zilyetliklerinin nizasız, fasılasız ve malik sıfatıyla olduğu hususlarının keşif gözlemi, bilirkişi raporları, tanık ve mahalli bilirkişi anlatımları ile sabit olduğu, her ne kadar mahalli bilirkişi ... 'nın taşınmazın mera niteliğinde olduğuna dair beyanları mevcut ise de adı geçenin anlatımlarını destekleyecek bir bilgi, belge veya anlatımın bulunmadığı, mahalli bilirkişi anlatımlarından daha kuvvetli bir delil olduğuna şüphe bulunmayan hava fotoğraflarının bu anlatımların aksini ortaya koyduğu, kaldı ki diğer mahalli bilirkişilerin de bu anlatımların aksini beyan ettikleri, bu nedenle adı geçen mahalli bilirkişinin anlatımlarının objektif olmadığı, muteber görülemeyeceği kanaati ile davacılar lehine zilyetlikle kazanım koşullarının oluştuğu anlaşıldığından davanın kabulüne karar verilmiş, kararın davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine karar verilmiştir.

Ne var ki; yapılan araştırma ve incelemenin hüküm kurmaya elverişli olduğunu söyleme imkanı bulunmamaktadır.

Şöyle ki; Sivas Valiliği İl Tarım ve Orman Müdürlüğünden gönderilen cevabi yazıda 1 23... parsel sayılı taşınmazın 5/a kapsamında kadim mera olarak değerlendirilerek 04.04.2011 tarih ve 352 sayılı komisyon tahsis kararı ve Valilik Makamının 14.04.2011 tarihli olurları ile Köy Tüzel Kişiliğine mera tahsisleri yapıldığının bildirildiği, öte yandan Mahkemece mahallinde yapılan keşifler esnasında dinlenen mahalli bilirkişi ve tanıklardan bir kısmının dava konusu taşınmazın kadim mera olduğunu, söz konusu yerde hayvanlarını otlattıklarını beyan ettikleri, yine yapılan keşifler sonucu alınan bilirkişi raporları ve hava fotoğrafları arasında çelişkilerin bulunduğu anlaşılmaktadır.

Hal böyle olunca; doğru sonuca varılabilmesi için Mahkemece öncelikle, Harita Genel Müdürlüğü WEB sitesinin harita sorgulama sayfasına girilerek taşınmaz bölümlerinin yer aldığı köyü/mahalleyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı bulunduğu araştırılıp belirlenmek ve (denetimin sağlanması bakımından) ilgili sayfanın çıktısı dosya arasına alınmak suretiyle buradan elde edilen verilere göre tespit tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ilişkin farklı dönemlerde çekilmiş stereoskopik hava fotoğraflarının en az üç tanesi tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğünden, bu fotoğraflardan yararlanılarak üretilmiş memleket haritaları ile en eski ve yeni tarihli uydu fotoğrafları ise ilgili kurumlardan getirtilmeli, çekişmeli taşınmaz bölümüne komşu tüm parsellerin tespit tutanakları ve varsa dayanakları, hükmen ya da ihdasen oluşan tapu kayıtları bulunmakta ise oluşumlarına ilişkin ilam, belge ve haritalar ile davalı olanların dava dosyaları getirtilmeli, dosya bu şekilde keşfe hazır hale getirildikten sonra da mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, komşu köylerde ikamet edip davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile 1 jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişi, 1 fen bilirkişisi ve üç kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulunun katılımıyla yeniden keşif yapılmalıdır.

Yapılacak keşifte dinlenilecek yerel bilirkişi ve tanıklardan çekişmeli taşınmaz bölümünün önceki ve şimdiki niteliğinin ne olduğu, evveliyatı itibariyle kadim mera vasfında olup olmadığı, çekişmeli taşınmazın komşu mera parselleri ile arasında doğal ya da yapay ayırıcı bir unsur bulunup bulunmadığı, çekişmeli taşınmaz bölümü evveliyatı itibariyle mera vasfında değilse kime ait olduğu, zilyetliğin ne zaman başladığı, hangi tasarruflarla sürdürüldüğü, kimden kime nasıl intikal ettiği, zaman içinde sınırlarında mera yönünden genişleme olup olmadığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, beyanlar arasında çelişki oluştuğu takdirde gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişkiler giderilmeli, yerel bilirkişi ve tanık beyanları komşu parsel tutanak ve varsa dayanakları ile denetlenmelidir.

Ziraatçi bilirkişi kurulundan çekişmeli taşınmazın tarımsal niteliğini bildiren, komşu mera parselleriyle karşılaştırmalı biçimde çekişmeli taşınmazın toprak yapısı, eğimi, bitki örtüsü, zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını ve mera parselinden nasıl ayrıldığını açıklayan, çekişmeli taşınmazın her yönünden tüm özelliklerini gösterir fotoğrafları çektirilerek bu fotoğraflar üzerinde parselin sınırları ve mera ile aralarındaki ayırıcı unsurlar işaretlenerek ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalıdır.

Jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişi ve çekişmeli taşınmaz bölümünün kadastro paftasındaki konumunun bilgisayar programı aracılığıyla hava fotoğraflarına aktarılması suretiyle hava fotoğraflarının ait oldukları yıllara göre taşınmaz bölümünün niteliğini, imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını ve zilyetliğin hangi tasarruflarla sürdürüldüğünü, çekişmeli taşınmaz bölümü ile mera parselinin konumlarını gösteren rapor ve harita düzenlettirilmelidir.

Fen bilirkişisinden keşfi takibe ve denetlemeye imkan verir krokili rapor aldırılmalı; önceki yapılan keşiflerde mera olduğu beyan edilen kısımlar açıkça belirlenmelidir.

Tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli ve bundan sonra iddia ve savunma çerçevesinde toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.

Mahkemece, yukarıda değinilen hususlar göz ardı edilerek eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.

Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerden ötürü yerindedir. Kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Davalı Hazine harçtan muaf olduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Sivas 5. Asliye Hukuk Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/2887, K. 2026/1421, T. 25.02.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2025-2887-e-2026-1421-k-ef625959b198